Okyanusun ortasındaki dev uçurum! Sıvı beton gibi akıyor

Kongo Nehri'nin Atlantik Okyanusu ile birleştiği noktada yer alan 1100 metreyi aşkın derinlikteki sualtı kanyonu, bilim insanları tarafından inceleme altın alındı. Saniyede 3,5 metre hıza ulaşan çamurlu akıntılar, bölgedeki iletişim kablolarına ve bilimsel sensörlere zarar veriyor...

Gezegenin en derin noktaları tartışılırken genellikle Mariana Çukuru veya Baykal Gölü ön plana çıksa da, bilim insanları Kongo Nehri'nin Atlantik Okyanusu'na döküldüğü noktada devasa bir sualtı uçurumu üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Afrika'nın Nil'den sonra ikinci en uzun nehri olan Kongo, 220 metrelik ölçülen derinliğiyle dünyanın en derin nehri unvanını taşırken, okyanus tabanındaki uzantısıyla çok daha büyük bir jeolojik yapı oluşturuyor.

1100 METREYİ AŞAN SUALATI KANYONU

Araştırmalara göre, nehrin Atlantik Okyanusu birleşiminde, 21 metre derinlikten başlayıp okyanusun içine doğru 1100 metreyi aşan bir derinliğe ulaşan "Kongo Sualtı Kanyonu" yer alıyor. 280 kilometre uzunluğundaki bu kanyona, derin deniz yelpazesi şeklinde bir 220 kilometre daha ekleniyor. Bilim insanları, bu bölgede on milyonlarca yıllık jeolojik geçmişi barındıran yaklaşık 0,7 milyon kilometreküp tortul kayaç biriktiğini belirtti.

2021 yılında yapılan ölçümlerde ise kanyonun çok katmanlı bir sisteme sahip olduğu verilerine ulaşıldı. Bölgede V şeklinde iki büyük çukurluk tespit edildi; bunlardan ilki yaklaşık 1 kilometre, daha aşağıda yer alan ikincisi ise 2,65 kilometreden fazla bir derinliğe uzanıyor.

SANİYEDE 3,5 METRE HIZLA İLERLİYOR

Kongo ağzını dünyanın en az keşfedilmiş bölgelerinden biri haline getiren ana unsurun, bölgedeki güçlü çamur ve tortu akıntıları olduğu kaydedildi. Saniyede 3,5 metre hıza ulaşabilen ve yüzlerce kilometre yayılabilen bu akıntılar, sualtı ekosistemini ve araştırma ekipmanlarını doğrudan etkiliyor.

Su; kil, kum ve çamurla karışarak sıvı beton kıvamında bir kütleye dönüşüyor. Deniz tabanını aşındıran bu yüksek enerjili akıntıların, bölgeye döşenen sualtı iletişim kabloları ile bilimsel sensörleri tahrip ettiği bildirildi.

Zifiri karanlık ve yüksek basınç şartlarına sahip olan kanyonda, bu ekstrem koşullara uyum sağlamış kör balıklar ve özel deniz canlıları yaşıyor. Uzmanlar, güneş ışığının olmadığı bu hidrotermal kaynak benzeri ekosistemlerin incelenmesinin, dünya dışı yaşam alanlarının (biyosfer) anlaşılmasına yönelik çalışmalara zemin hazırladığını ifade ediyor.