ÖNCE VATANIM

ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’nda İran gemilerine yönelik ablukayı yeniden uygulayacaklarını, boğazdan geçişine izin verdikleri gemilerden ise güvenliği sağlama karşılığında taşınan yük üzerinden %20 ödeme alacaklarını söyledi. Trump “Boğaz'ı biz devralıyoruz. Onların hiçbir şeyi yok. Boğazı elimizde tutacağız. Muhtemelen biz yöneteceğiz. Boğazın gardiyanları olacağız. Hürmüz Boğazı, İran olsa da olmasa da açık kalacak" dedi. Trump ayrıca, İran'ı bu gece ve yarın çok sert vuracaklarını söyledi ve İran'ın önemli nükleer tesislerinden biri olarak gösterilen Kazma Dağı tesisine yönelik saldırı düzenleyeceklerini ifade etti. İran ise ABD’nin boğazı ele geçirme girişimlerine müsaade edilmeyeceğini ve kendilerinden izin almadan boğazdan geçmeye çalışan gemileri hedef almayı sürdürecekleri uyarısında bulundu. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, alaycı bir ifadeyle ”Hürmüz Boğazı'nın muhafızı İran'dır. Yüzde 20 elbette çok fazla, biz adil olacağız” ifadelerini kullandı. Bence Trump’ın ayarı kaçtı, başaramayacağı bir şeyi söylüyor, ayrıca Körfez ülkelerini herkesin önünde küçük düşürdüğünün farkında bile değil, açıkça diyor ki; “Üslerimiz yüzünden İran füzeleri sadece bizi değil, sizi de vuruyor, aslında biz sizi koruyoruz, bu koruma karşılığında bize ek ödeme yapmalısınız! Bunun için yüzde 20 haraç (!) istiyoruz, eğer dünyanın en zengin bölgesini koruyorsak, bunun faturasını bize ödeyeceksiniz! Suudi Arabistan, BAE, Katar, Bahreyn, Kuveyt ve diğerlerinden bunun bedelini alacağız!”

Farkında değiller ama Körfez ülkeleri bunun bedelini aslında iki kez ödüyor; ABD yüzünden saldırıya uğruyorlar ve hem de aşağılanıyorlar, şimdi de ABD’ye ilave ödeme yapmaya zorlanıyorlar. İşte vazgeçemedikleri "müttefik" bu…” ( Yukarıda ki yorumlar, varlığıyla onur duyduğum , Ekonomist Üstat Sayın Selami Tütüncüoğlu’nun Nato toplantısı ile ilgili makalesinden alınmıştır.)

Gelelim,

Trump’ın bu frenlenemez davranışları sadece Ortadoğu’da değil dünyanın değişik yerlerinde nasıl büyük fırtınalar koparacağına.

Nato toplantısında, Trump’ın o kendini beğenmiş, tüm batının sahibiyim, ben izin vermezsem kuş bile uçamaz, ben olmasam AB kendini koruyamaz gibi tavırları büyük bir nefret uyandırdı.

Özellikle Trump, basın toplantısında, Sayın Erdoğan’a büyük iltifatlar etmekle kalmadı, toplantıya onun için geldim, dedi.

Trump’ın bu aşırı sevgi gösterileri, davranışları ve beden dili, konunun uzmanlarınca değerlendirildiğinde tümüyle yapmacık. Ancak, görünen o ki, Trump’ın bu davranışları Sayın Eroğan’ı mutlu etti. İlk gün müjdeler peş peşe geldi, F35 uçakları, Caatsa yasaklarının kaldırılacağını söyledi.. Ancak NATO toplantısı bitip giderken, F35 ve Caatsa yasaklarını kaldlracağım diyen Trump, giderken aynı konular için değerlendireceğini söyledi. Trump’ın dün söylediğinin, bugün tersini söyleyen bir yapısı olduğu gerçeği, onu tanımak için yeterli olsa gerek. Geçmişte Rahip Brunson konusunda da Sayın Cumhurbaşkanı’na o talihsiz tehdit içeren mektubu halen belleklerde. İlginç olan da, konuşmalarında durup dururken ve her konuşmasında Rahip Bronson’un bir telefonuyla nasıl Erdoğan tarafından bırakıldığını dile getiriyor. Trump’ı tanıyan uzmanlar, “ Trump’ın Sayın Erdoğan’a bu davranışları, sonunda mutlaka önüne pek hayırlı olmayacak bir takım faturalar koyacaktır. “

Malatya’da çok kullanılan güzel bir deyim vardır. Çok menfaatçi olan birisini tanımlarken “ O adam, yağmur nereye yağarsa tarlasını oraya çeker” derler. Bu deyim Trump’la tam örtüşmüyor mu ??

Sayın Cumhurbaşkanı, aman DİKKAT !! ABD Başkanı’nın bu davranışları sizi yanıltmasın. Artık tüm dünya Trump’ın sağı solu belli olmayan, demokrasi, özgürlük ve insan hakları gibi ilkeleri umursamayan birisi olduğu konusunda hemfikir. Kendi isteklerinin yapılmaması halinde agresif ve haddini aşan söylemlerden geri durmuyor.

Trump, ABD’yi adeta bir Ortadoğu mantığıyla yönetmeye çalışan bir iş adamı. Attığı her adımda karşıdan ne alabilirimin hesabında olan bir tüccar. Senato ve Kongre olmasa dünyanın başına her an büyük belalar açabilir. Durup dururken Venezuella’da devlet başkanına eşkiya gibi davranıp alıp götürüp içeri tıktı ve petrole çöktü. Gröndland bize lazım, Cuba’yı ekonomik ablukaya aldı. Yıllardır Katil İsrail’in Gazze’de yaptığı katliamlara değil karşı durmak, İsrail’in arkasında durdu. Durup dururken Suriye’yi paramparça etti. İran’ı devamlı bombalıyor. Sözün kısası böyle bir kişiliği olan insanla ilişkilerde çok dikkatli ve mesafali olmakta yarar var !!

45 yıldır bebek katillerini besleyip büyüten, 40 bin kişinin katili olan bu örgütü kim kurdu ? ABD ve AB ……Amaç İsrail’i korumak !! Senaryo yıllar önce yazıldı ve oynanıyor. İsrail’i büyütmek ve onların koruması içinde Ortadoğu’da bir Kürt devleti kurmak. Dünya ısınıyor ve İsrail’e su gerekli. Mezopotamya hayaliyle yanıp tutuşuyorlar. Gap, Dicle, Fırat …. Sırada Kıbrıs var.

Yüce Türk Ulusu; Türk’ün Türk’ten başka dostu yok. Uluslararası ilişkiler de öncelik menfaatlere dayalıdır. Biz Türkiye olarak güçlü olmak zorundayız. Bu başta ekonomi, sonra da güçlü orduyu gerektiriyor. Ama hepsinden daha önde ayrışmadan elele, kolkola verip kardeşliğimizi korumak önceliğimiz olmalı.

Ülkemi yönetenler; Ülkem her açıdan büyük sıkıntıda. Ortadoğu tam bir bataklık. İçinde bulunduğumuz derin ekonomik, siyasi ve sosyal sıkıntılardan tek çıkış şansımız var, “Köprüden önceki son çıkış”.

Kurucu Önderimiz’in Atatürk ilkeleri deyip, ACİLEN, “ PARLAMENTER DEMOKRATİK SİSTEME“ dönmektir.

SON SÖZ:

Silah satan barış ister mi,

İlaç satan sağlık ister mi,

Din satan ilim ister mi,

Hırsız olan hukuk ister mi…..

SÜLEYMAN DEMİREL

Yazarın Diğer Yazıları