Otomotivde elektrikli dönüşüm hızlandı

Elektrikli, bağlantılı ve otonom araçların yükselişiyle otomotiv sektörü köklü bir dönüşümden geçiyor. Mekanik odaklı üretim anlayışı yerini batarya, sensör ve yazılım merkezli yeni bir ekosisteme bırakırken; rekabetin odağı da hızla elektroniğe ve dijital teknolojilere kayıyor.

Elektrikli, bağlantılı ve otonom araçlar (ECAV), küresel otomotiv sanayiini yalnızca teknolojik değil, yapısal olarak da dönüştürüyor. İçten yanmalı motorlar etrafında şekillenen yüz yıllık üretim anlayışı yerini; batarya, elektronik, sensör ve yazılım merkezli bir mobilite ekosistemine bırakıyor. Bu dönüşüm, otomobili mekanik bir üründen çok, sürekli veri üreten ve yazılımla yönetilen bir teknoloji platformuna dönüştürmüş durumda.

Otomotiv sektöründe 25 yılı aşkın tecrübeye sahip, global Japon otomotiv firması Toyotetsu’da Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Orçun Yöntem’e göre ECAV devrimi, araçların yalnızca elektrikli hâle gelmesiyle sınırlı değil. Asıl kırılma noktası, katma değerin mekanikten elektroniğe ve yazılıma kayması. Yöntem, “Otomobil artık sadece hareket eden bir makine değil; çevresini algılayan, yazılımla karar veren ve sürekli güncellenen bir dijital sistem” değerlendirmesinde bulundu.

Otomotivde Rekabetin Kuralları Değişiyor

Yeni nesil araçlarda kamera sistemleri, radarlar, batarya paketleri, elektronik kontrol üniteleri ve yapay zekâ tabanlı yazılımlar temel bileşen hâline geliyor. ABD ve Avrupa pazarlarında rekabet artık üretim kapasitesiyle değil; bu sistemlerin güvenliği, ölçeklenebilirliği ve güncellenebilirliği üzerinden şekilleniyor.
Elektrikli araçlarda batarya ağırlığının artması ve karbon regülasyonlarının sertleşmesi, araç hafifletmeyi sektörün en kritik gündem maddelerinden biri hâline getiriyor. Ancak bu süreç sadece alüminyum ya da kompozit kullanımıyla sınırlı değil. Gövde ve şasi tasarımlarının; sensör, elektronik ve batarya mimarileriyle bütünleşik olarak ele alınması gerekiyor. Yöntem, “ECAV dönüşümü, daha hafif ama aynı zamanda daha dayanıklı gövde çözümlerini zorunlu kılıyor” diyor.

Üretimde yeni dönem: Humanoid robotlar ve fiziksel yapay zekâ

Dönüşüm yalnızca ürün tarafında değil, üretim süreçlerinde de köklü değişimleri beraberinde getiriyor. Yöntem’e göre 2027 yılının sonlarından itibaren Çin, ABD ve Avrupa’da humanoid robotlar otomotiv üretim hatlarında kademeli olarak kullanılmaya başlanacak: “Genel tabloya bakıldığında otomotiv sanayiinin küresel ölçekte geri dönüşü olmayan bir eşiği geçtiği görülüyor. Bu dönüşüm, Aralık ayında üyesi olduğum SMI Derneği ile Forbes iş birliğinde düzenlenen yuvarlak masa toplantısında da sektörün duayenleriyle birlikte ele alındı” diyor.
Tüm bu dönüşüm başlıkları doğrultusunda Yöntem, Toyotetsu Türkiye’de akıllı fabrika dönüşümü, araç hafifletmeye yönelik inovatif parça tasarımları ve ileri malzeme teknolojileri (UHSS ve sıcak pres) üzerine stratejik projeler yürüttüklerini belirtti. Ayrıca parça simülasyonları ve üretim optimizasyonu alanlarında geliştirdikleri çözümlerle, global ölçekte rekabet avantajı sağladıklarını ifade etti. Bununla birlikte, insansı robotların üretim süreçlerine entegrasyonu konusunda da iş birlikleri geliştirdiklerini ve bu alanda 2027 yılından itibaren öncü uygulamalar hedeflediklerini vurguladı.