Özel: Mağdur olan bin 500 kişiye anahtar dağıtıyoruz
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinini belediyelerine yönelik iktidardan gelen "kentsel dönüşüm" eleştirilerine yanıt verdi. Özel, "Allah'ım siyasette kimseye böyle talihsizlik, böyle acemilik nasip etmesin. Diyor ki ‘Sizin yaptığınız bir kentsel dönüşüm projesi var mı?’ Senin döneminde mağdur olan bin 500 kişiye anahtar dağıtıyoruz, daha bugün" dedi.
İBB iştiraki KİPTAŞ, İstanbul Yenileniyor sistemi kapsamında 14 Nisan 2023'te temelini attığı kentsel dönüşüm projesi Kartal Kaper Sitesi tamamlandı. 596 bağımsız birimden oluşan projenin teslim törenine CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Nuri Aslan, KİPTAŞ Genel Müdürü Gürkan Kaya, Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, CHP İstanbul Milletvekilleri Ali Gökçek ve Nimet Özdemir, PM Üyesi Baran Seyhan, İBB Grup Başkanvekili Ülkü İnanlı ve hak sahipleri katıldı. Özel, yaptığı konuşmada şunları söyledi:
"Öyle bir günde öyle anlamlı bir yerdeyiz ki gelirken de öyle olacağını biliyordum ama buradaki bazı sohbetler, bazı ifade edilen minnet duyguları tam da uygun bir zamanda uygun bir yere geldiğimizi ve çok doğru bir iş yaptığımızı bir kez daha teyit etti. Bir yanımda Selma Hanım bir yanımda Barış kardeşim oturuyor. Kendileri hak sahibi, bugün evlerine kavuşuyorlar. Barış kardeşim videoları izlerken bana dedi ki ‘Genel Başkanım, Ekrem Başkan’ın belki İstanbul’da en önem verdiği işlerden bir tanesiydi. Sürekli bizleri dinlerdi buranın en iyi şekilde olması için kura çekme töreninde olsun, inşaat evresinde olsun. Buradan hiç elini çekmezdi. Keşke aramızda olsaydı.’ Selma Hanım ile yan yana oturuyoruz.
"BURADA TAYFUN KAHRAMAN'IN EMEĞİ VAR"
Buraya emeği olanlar var. Örneğin Ali Kurt var. Şimdi değerli KİPTAŞ Genel Müdürümüz büyük emekler verdi. O günün Genel Müdürü, bugün maalesef Silivri cezaevinde tutulan Ali Kurt var. Bununla birlikte İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde Kentsel Dönüşüm Daire Başkanı’yken görevine devam ederken gözaltına alınan ve tutuklanan Tayfun Kahraman var. Gezi döneminde İstanbul’da Harita Mühendisleri Odası Başkanı’ydı. Gezi’de bir yanlışlık yapılmasın, ağaçlar kesilmesin, yerine bir beton yığını gelmesin, Gezi Parkı ortadan kalmasın diye mücadele eden ama arayı bulmaya çalışan, devrin Başbakan Yardımcısı Sayın Arınç ile görüşen ki sonra Sayın Bülent Arınç ifade etti; ‘Hep uzlaşıdan yanaydı, barıştan yanaydı. Çatışma olmasın diye gayret gösteren bir kardeşimizdi. Öyle bilirim Tayfun Kahraman’ı’ demişti. Devrin Başbakanı, bugünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeleri yapan heyetin başındaydı. Çıktığında görüşmeden ‘Efendim ağaçların kesilmeyeceğinin sözünü aldık. Mahkeme kararının beklenmesinin sözünü aldık. Karar olumsuz da olsa referandumun sözünü aldık’ diyerek, Gezi olaylarının barışçıl bir şekilde sonlanmasına gayret gösteren Tayfun Kahraman’dı. Ben Tayfun Kahraman’ın o dönemdeki görevini teyit etmek için arkadaşıma danışırken, Selma Hanım dedi ki ‘Kentsel Dönüşüm Daire Başkanı’ydı. Gitmiştim, bize çok yardımcı olmuştu. Bugün Kaper Sitesi’nin bu noktaya gelmesinde Tayfun Kahraman’ın emeği vardı diye söyledi.
"BİR ÇÖZÜMSÜZLÜK ORTAYA ÇIKMIŞ"
Ben Selma Hanım’a sordum, ‘Kaper ismi nereden geliyor?’ diye. 1980 öncesi o zaman konut edinebilmek için kamu personellerinin bir araya gelerek oluşturdukları bir kooperatiften alıyor adını. 1980 öncesi Ecevit'in kooperatifçilik modeliyle kentlerde gecekondulaşma değil, sağlıklı yapılaşma önerisiyle bir araya gelmiş Kaper Sitesi - Kamu Personellerinin Kooperatifi, yıllarca burada güzel komşuluklara tanıklık etmiş. Sonra gün gelmiş, 2017 yılında artık riskli yapı ilan edilmiş, depreme dayanıksız olduğu saptanmış. 2019 yılında da bir müteahhitle anlaşılarak yıkılmış. Sonrasında şartlar, bir takım hatalar, eksiklikler, ekonomi sorunlar, bu yıkılan Kaper Sitesi’nin yerine yenisinin yapılmasına imkan vermemiş. Videoda da söylendiği gibi müteahhit de bırakmak zorunda kalmış. Bir çözümsüzlük ortaya çıkmış.
"BİN 500 MAĞDURDAN, 2 BİN 400 İNSANIN YAŞAYACAĞI HARİKA BİR PROJEYE EVRİLMİŞ"
Bu sırada 2021’de Kaper Sitesi’nin sakinleri KİPTAŞ’ın çağrısını duymuşlar. KİPTAŞ demiş ki Ekrem İmamoğlu’nun kentsel dönüşüm vizyonuna uygun olarak; ‘İstanbul yenileniyor. Başvurun. Kentsel dönüşümü birlikte yapalım.’ Site sakinleri gitmişler, başvurmuşlar. Sonra Kiptaş gelmiş, buraya temas noktaları, iletişim masaları kurmuş. Olmayacak bir işi, tam bin 500 mağdurun olduğu, müteahhitin bırakıp gitmek zorunda kaldığı, karmakarışık ve zor bir işe KİPTAŞ Ekrem İmamoğlu’nun liderliği, yönetenlerinin profesyonelliği, liyakatleriyle ve buradaki kent rantı olarak ortaya çıkabilecek bir meselenin bir müteahhit payına değil de hak sahiplerine yönlendirilmesiyle ‘Çözülmez’ denen, kör düğüm olmuş, sinirleri bozan, insanların kenti terk etmesine sebebiyet veren o mesele bin 500 mağdurdan, 2 bin 400 insanın yaşayacağı harika bir projeye evrilmiş.
Uyum ve uzlaşı yüzde 98. Biraz önce Sayın Genel Müdürüm beni gezdirdi. Daireleri gördüm. Gerçekten imrendim. Dedim ki ‘Herkes mutlu mu?’ Dedi ki ‘Genel Başkanım herkes mutlu.’ ‘Mağdur var mı?’ dedim, ‘Mağdur yok.’ ‘Kızgın var mı?’ ‘Kızgın yok.’ ‘Nasıl ödeyecekler?’ Dedi ki ‘Baştan ilan edildiği şekliyle, zaten kat karşılığı yapıldı. Belli bir fark vardı. Onu baştan beri biliyorlar ve herkesin uyum gösterdiği ödeme planıyla iki yıl sonra da kimsenin kimseye borcu kalmayacak. Herkes evinin sahibi olacak. Herkes mutlu. Herkes memnun.
"BİR HAZIMSIZLIK VAR"
Önümüzdeki hafta deprem bölgesindeyim. Bütün bir haftayı deprem bölgesinde geçireceğim. Burada iktidarda bir hazımsızlık var. ‘CHP deprem bölgesine hiç gelmedi’ diyorlardı. Onlardan çok gittiğimiz ortaya çıktı. ‘Ne yaptınız?’ diyorlardı. Teker teker saydık neler yaptığımızı. Başta Ekrem İmamoğlu ve İBB’nin Hatay’a yaptıklarını, Mansur Yavaş’ın Kahramanmaraş’a yaptıklarını, tüm belediyelerin orada olup neler neler yaptığını anlattık.
Esas yapması gerekenlerin, kamu gücüyle yapması gerekenlerin, hepimiz adına yapması gerekenlerin, depremdir afettir bizce ücretsiz yapması gerekenlerin, haydi ücretli yaptın ama kanuna göre faizsiz yapması gerekenlerin, ‘Bir yılda yapacağız’ diye oy isteyip, üç yılda yüzde 70’ini yapabilenlerin, söz verdiği ilk bir yılın sonunda yüzde 2,4’ünü yapabilenlerin, yani sözünü tutmayıp mahcup olacak yerde üç yıl sonra sözün yüzde 70’ini tutmuş, iki yıl boyunca insanlar konteynerde, çadırda ya da gurbette kalmış ve bir özür dileyeceğine böbürlenen ve muhalefet sorumluluğunu yerine getirenlere de iftira atan bir anlayışı var.
“HER SÖZDE HATAY’I ÇILDIRTTILAR"
Bunlar gittiler, Hatay’da miting yaptılar. Miting yapamıyorlar da işte açılış yaptılar. İlk kez yıllar sonra… Söyledik, söyledik; ‘sıcak salondan çıkıp’, mütevazı bir kalabalığa seslendiler. Orada da söyledikleri her sözde Hatay’ı çıldırttılar. Biz mayıs ayında Hatay’a mitinge gidecektik. Geçen haftalarda çağırdılar, ‘Şunu da söyle, bunu da söyle.’ Söylediklerimizden bir tanesi de şu; suçüstü durumu var. Bizce ücretsiz yapmaları gereken yeri, paralı yaptılar. İnsanların önüne anahtarı verirken boş senet koydular.
Boş senette ne ödeyeceğini bilmiyor. ‘Sonra dolduracağız.’ Faiz kısmı var. Afet Kanunu’na göre faiz alınmaz. Orası da boş. Avukatlar öneriyor, ‘Faiz kısmını çizin’ diyorlar. ‘Sonradan kimse faiz koyamasın.’ Çİzene anahtarı vermiyor. ‘Boş senede, boş faize imza atacaksın’ diyor. Bunu sorduk. ‘Bir cevap verin.’ O günden bugüne tek cevap yok. Muhatabımız Erdoğan, cevap yok. Onun İstanbul’a önerip, sizin ‘İstemiyoruz, gitsin kumda oynasın’ dediğiniz Bakanı'ndan cevap yok. Şimdi çıkmış, buraya doğru gelirken okudum. Allah’ım siyasette kimseye böyle talihsizlik, böyle acemilik nasip etmesin. Allah göstermesin. Diyor ki ‘Sizin yaptığınız bir kentsel dönüşüm projesi var mı?’ Senin döneminde mağdur olan bin 500 kişiye anahtar dağıtıyoruz, daha bugün.
"İLK EVİ MARTTA TESLİM EDİYORUZ"
Dün sunumunu aldım. İzmir’de inşaat maliyetleri 10 kat arttığı için yürümeyen yedi kooperatif vardı. Sorun vardı. Talimat vermiştim ‘Çözelim’ diye. İkisinin bütün sözleşmeleri yapıldı. Öbür ikisi sadece kooperatiflerin genel kurullarını bekliyor ki karar alsınlar. Bitti. Yediden dördü. İkisi tamamen çözüm aşamasında çalışılıyor. Bir tanesini de en geç nisan ayına kadar çözeceğiz. Bu sene o AK Parti’nin yarattığı krizden ve bağırmaları, müteahhitli sistem yerine kooperatifli sistemle çok daha ekonomik çözümler ürettiğimiz yerden bir fırsatçılıkla insanları manipüle ediyorlardı. Şimdi ilk evi martta teslim ediyoruz. 2026 yılı içinde iki kooperatifin tamamını teslim ediyoruz. 2027’de de yıllardır birikmiş o sorunun neredeyse tamamını çözecek şekilde ilerlememizi sağlıyoruz.
"Bugün de bize böyle bir anahtar teslim törenine katılmak nasip olmuş"
KİPTAŞ dediğiniz yapı İstanbul’da ne yapıyor biliyor musunuz? Bütün zorluklara rağmen durmadan, yorulmadan, usanmadan kentsel dönüşüm yapıyor. İnsanlara sahip çıkıyorlar. Ekrem İmamoğlu ilk önce Erdoğan’ın nasırına nerede bastı? Beylikdüzü’nde. AK Parti’den Beylikdüzü’nü aldı, beş yıl yönetti ve orada yarattığı mucizeyle 30 yıl sonra AK Parti’nin elinden İstanbul’u aldı. Erdoğan, Ekrem İmamoğlu’nun karşısına Başbakan çıkardı, olmadı; Meclis Başkanı çıkardı, olmadı; Bakan çıkardı, olmadı. O bakan bizle ‘Biz yaparız, siz ancak maketini yaparsınız’ diye dalga geçiyordu. İstanbullu İstanbul’un anahtarını İBB Başkanımız Ekrem İmamoğlu’na, maketini de evde oynasın diye Murat Kurum’a verdi. Şimdi oradan bana sormuş; ‘Yaptığınız bir kentsel dönüşüm projesi var mı?’ diye. Bugün de bize böyle bir anahtar teslim törenine katılmak nasip olmuş.
"GUİNNESS REKORLAR KİTABINA İSTANBUL DÜNYANIN EN ÇOK METRO YAPAN ŞEHRİ OLARAK GİRİYOR"
İBB muhteşem işler yapıyor. İBB, önce Tayyip Erdoğan’ın uykularını kaçıran bir iş yapıyor. Çünkü Tayyip Erdoğan her gece kendi sesiyle uyanıyor. Ne diyor her gece o ses ona? ‘İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır. İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder.’ Yani Tayyip Erdoğan İstanbul’u kaybetti, ilk seçimde Türkiye’yi kaybedecek. Ekrem İmamoğlu İstanbul’u kazandı, ilk seçimde Türkiye’yi kazanacak. İlk seçildiğinde 13 bin 600 fark vardı. Hazımsızlık yaptılar, seçimi iptal ettiler.
Haziranda seçim tekrarlandı, 31 Mart’ta 13 bin 600 olan fark, Haziranda 806 bine çıktı. Sonra hepinizin bildiği geçmiş beş yıllık dönemi yaşadık. Ne yaşadık? 10 tane metro inşaatını dönemin sonradan da Ulaştırma Bakanı olan, dönemin Raylı Sistemlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı durdurmuştu. Japonya’dan Japonya raylı sistemlerin başından Pelin Hanım getirildi, bütün dünya gitti çalışıldı. 10 metronun 10’u da yürümeye başladı. Altı tanesi bitti, dört tanesini bitirmek için ilerliyoruz. Şunu müjdeleyeyim. Önümüzdeki aylarda hepinizi bir törene davet edeceğiz.
Tören, Guinness rekorlar kitabının temsilcilerinin hazır bulunacağı bir tespit töreni. Ve dünya rekoru kırıyoruz. Nedir dünya rekorumuz? Aynı anda bir şehirde ilerleyen eşzamanlı en çok metro inşaatı ve bir günde kat edilen yer altında en uzun mesafe. Koca teşkilat 16 milyonluk şehre il başkanı bulamamış. Belediye başkanından kırpıp il başkanı yaptılar. O da parayla panoyla siyaset yapmaya çalışıyor. Çıkmış panolara şey yazmışlardı. ‘Metro inşaatları durdu.’ Allah’tan korkmazlar, kuldan utanmazlar. Ne durması? Hepsi devam ediyor. Guinness rekorlar kitabına İstanbul dünyanın en çok metro yapan şehri olarak giriyor. Aynı anda yer altında en çok metro mesafesi alan şehir.
"BEŞ YIL BOYUNCA HALK OTOBÜSÜ KİRALADILAR"
Nasıl oluyor, inanamıyorlar. İstanbul’u üç kez üst üste kazanmış. Beş yıl boyunca… Kiraladılar. Ne kiraladılar biliyor musunuz? Halk otobüsü kiraladılar. E5’in kenarında ateşe verdiler. Jimmy jib kamerası kurup onu çektiler. Akşam A Haber’e, TGRT’ye yolladılar. ‘İBB’nin bir otobüsü daha yandı’ diye. Yansa senin utanman lazım, o otobüsleri senden devraldım. Yanmaz, çünkü çok güzel bakım yaptık, yenilerini aldık. Film çekiyoruz diye otobüs yakıp İstanbul’un billboardlarına yanan otobüs resmi koydular.
Metroya giden yürüyen merdivene aha bu kadar taş sıkıştırıp ‘Merdivenler durdu, vatandaş mağdur oldu’ diye film çektiler. Ama bütün filmler, bütün numaralar nereye tosladı? 31 Mart 2024’te yapılan seçim sandığına tosladı. 1,5 milyon oyla kazandık. ‘Nasıl oluyor?’ diyormuş ‘Nasıl oluyor da millet bunlara destek veriyor? Kötü gidiyor diyorsunuz oy artırıyor. Oy farkı 1 milyonun üstüne çıktı.’ O da anket yaptırıyor biz de yaptırıyoruz. Yüzde 60 memnuniyet oranı çıktı geçen sene bugünlerde. Bu sene tekrarlanıyor anket. Memnuniyet oranında birinci sıra Anne Kart uygulaması.
Dört yaşına kadar çocuğu olanlara İBB Anne Kart veriyor ya, Hoş Geldin Bebek paketi, her şey var. Bir de ücretsiz seyahat var. Bizim otobüsü durdurup Anne Kartını çıkıp bir kucağında bebeği, bir elinde Anne Kartla kalp yapıyor ya anneler. İnanamıyor ona. Sonra diyor ki ‘Bu CHP Sultangazi‘de bu oyu nasıl alıyor?’ diyor. ‘Bu CHP nasıl oluyor da oluyor Bağcılar’da bu oyu alabiliyor?’ diyor. ‘Nasıl oluyor Güngören’de bu oyu alıyor?’ diyor. Nasıl olacak? Yürekle siyaset yapıyoruz. Parayla, panoyla değil; yürekle siyaset yapanları millet takdir ediyor.
"KARINCANIN KARDEŞİ VAR O DA CHP'DİR"
Ankette en memnun olunan ikinci husus, kreşler. Burada sorsam herkes bir rakam söyler. Ekrem İmamoğlu İBB’ye Başkan olmadan önce kaç kreş vardı? Her söyleyen yanılır. Bir tek ‘sıfır’ diyen kazanır. Bir tane kreşleri yoktu. İstanbul’a 127, Türkiye’ye 800 tane kreş kazandırdık. O kreşlerin memnuniyeti, demin de Ekrem Başkan söyledi, kreşe çocuğunu yollayan anneye sorun, babaya sorun. O kreşe bir iftira, ola ki ilk duyduğunda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanvekilimiz ilk soruşturmayı açtı. Çocuğun göğsünde bir morluk görüyor, kreşin öğretmeni anneyi arayıp söylüyor. ‘Böyle bir şey var, bu nerede oldu?’ diye. Anne diyor ‘Çocuktur, düşer.’ İBB’ye bildiriyor. Soruşturma açıyoruz.
Şu anda tutuklanan kişi araştırılacak, soruşturulacak. İBB’nin kayıtlarına göre 35 kamera var. Ölü bir nokta yok. Çocukla temas yok. Suçsuzsa adalet yerini bulacak, çıkacak. Böyle toplu iğnenin başı kadar kusuru olanın gözünün yaşına bakmayız. Ama İstanbul’da ve Türkiye’de hepimizin onuru ve gururu olan, zenginin çocuğu en güzel kreşte yoksulun çocuğu tanışacak makasla ilkokul birde. Yok öyle şey. Yoksulun çocuğunu hayata kapatamayacağı kadar bir farkla geriden başlattırmayız. Karıncanın kardeşi var o da CHP'dir.
"AK PARTİ KENDİNE, CHP VATANDAŞA HİZMET EDER"
Bir tane yurt yapmamışsın, 16 yurt yapmışız. Bir kreş yapmamışsın İstanbul’a, 800 kreş yapmışız ülkeye. Kent lokantası yapmışız, İstanbul’da 19 tane. Örnek olmuş Anadolu’ya, Türkiye’de 165 tane kent lokantamız var. Dört kap sıcak yemeği normalde mercimek çorbasının yarı fiyatına veriyoruz. İstanbul’da 180 lira mercimek çorbası, 90 liraya dört kap sıcak yemek yiyor insanlar. 160 tane halk market var. Halk mandıralar var. Her yerde halk ekmek var. Sadece memleketim Manisa’da halk mandırada dışarıda bin liraya satılan dana kıyma 550 liraya satılıyor. Dışarıda 400 liraya satılan peynir 180 liraya satılıyor. Türkiye’nin dört bir yanında 650 liralık kaşar peynirini 230 liraya satıyor halk mandıralar. Bu belediyeler CHP’de değil, AK Parti kazansa ne olacaktı? Ben size söyleyeyim. İstanbul’da 127 kreş yerine, 127 tane arsa daha yeşil alan imara açılacaktı. İstanbul’da 16 öğrenci yurdu yapmak yerine, 16 müteahhide ballı ihaleler verilecekti. 19 kent lokantası yerine, 19 kupon arsa Arap şeyhlerine, Katarlılara pazarlanacaktı. 160 tane halk market yerine, 160 araziye 160 tane gökdelen dikilecekti. AK Parti ile bizim farkımız budur. AK Parti zenginlere, CHP millete çalışır. AK Parti kendine, CHP vatandaşa hizmet eder.
"29 MART PAZAR GÜNÜ BÜTÜN İSTANBUL’A SANDIKLARI KURALIM"
Şimdi bu şartlar altında Erdoğan’a diyorum ki; belediye başkanından kırpıp yaptığın il başkanına astırdığın panoyla, parayla siyaset olmaz. Sen diyorsun ki yazmışsınız, ‘Senin ömründen gidiyor.’ Ben de diyorum ki; bu yaptıkların yüzünden Türkiye’deki herkesin ömründen gidiyor. Bu ülkede bir iktidar yürüyüşü var. Halkın gelip iktidarı yeniden alma, yoksuldan yana, emekliden yana, emekçiden yana, çiftçiden yana, esnaftan yana bir siyasetin egemen olmasının yürüyüşü var. İstanbul’da sahip çıkanlar Türkiye’ye sahip çıkmak istiyor. Yoksuluna, işsizine, gencine, yaşlısına, öğrencisine sahip çıkmak istiyor. Türkiye’de ilk kez erken seçim talebi yüzde 65’e çıktı. Erdoğan buna direniyor. Ben de kendisine diyorum ki; Ekrem İmamoğlu ile en son kantara nerede çıktınız? 31 Mart 2024 günü. Neden kaçıyorsun?
Gelecekteki Cumhurbaşkanlığı seçiminde onunla yarışmaktan, onunla kantara çıkmaktan kaçıyorsun. Sen erken seçimden kaçadur, ben sana erken seçim getiriyorum. Ekrem İmamoğlu’nu kim seçti? İstanbullular seçti. Nereye seçti? İstanbul Büyükşehir’e seçti. Sen ne yaptın? Bir sürü iftirayla aldın onu içeri attın. Diyorum ki; benim cesaretim var, elimdeki İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin, elimizdeki İstanbul yerel yönetimlerini, ben seninle erken seçime gitmeye varım, bırakıyoruz. Gel karşımıza çık.
29 Mart Pazar günü bütün İstanbul’a sandıkları kuralım. Eğer sen kazanırsan, Ekrem Başkan da aday değil, ben de siyasette yokum, bırakıyorum. Bu kadar iddialıyım. Ama biz kazanırsak, yakamızdan düşeceksin, erken seçim sandığını getireceksin. Hodri meydan. Bütün İstanbulluların önünde çağırıyorum. 29 Mart’ta kararı İstanbul versin. Sen kazanırsan biz yokuz. Biz kazanırsak Türkiye’ye erken seçim sandığı istiyoruz. Hodri meydan. Hayırlı uğurlu olsun. İyi günlerde, güzel sağlıklı günlerde oturun."