Özel, Epstein belgelerinde adı geçen İhlas Holding CEO'suna tepki: Layığını bulacaksın!

CHP lideri Özgür Özel ve parti heyeti deprem felaketinin 3. yılında afetin en ağır yıkımlarını alan Kahramanmaraş'a gitti. Partisinin grup toplantısını burada gerçekleştiren Özel, Epstein belgelerinde adı geçen Mücahit Ören'e seslenerek "Beni içinize alın diyor. Ben de sizin arkanızda olayım. Türkiye ayağınız olayım diyor. Epstein'in has adamına. Herkes layığını buldu. Layığını bulacaksın" dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel haftalık grup toplantısını bugün 6 Şubat depremlerinin merkezi Kahramanmaraş’ta gerçekleştirdi.

Özel, Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi'nde düzenlenen grup toplantısında konuştu.

Deprem bölgesindeki eksiklikler üzerinden iktidara "Sokağa çıkın sokağa" çağrısında bulunan Özel, ismi Epstein belgelerinde geçen İhlas Holding CEO'su Ahmet Mücahit Ören'e de "Yaz boyunca olmayan uçağı bizim yapan, bize kiralayan. İçinde kızlarla bilmem ne oldu haberlerini yaptıran iftira attıran, kul hakkına giren şimdi Epstein belgesine girmiş. Paralıyor kendisini. Herkes layığını bulur. Layığını bulacaksın iftiracı" sözleriyle seslendi.

"270 BİN KİŞİ KONTEYNERLARDA YAŞIYOR"

Özel açıklamalarında şu ifadeleri kullandı: Bir yılda bu evlerin yapılacağını söyleyip oy istemek, depremdeki insanların çaresizliğini görüp 'bunlar gelince işi öğreninceye kadar yapamazlar biz yaparız' diyerek insanları kandırarak oy istendi ve o istenen oyların sonucundaki iktidarı yaşıyoruz şu anda. Peki ne oldu? Bir yıl bitti. Biz buradaydık. Tüm Türkiye'de %2.7, %2.7'si bitmişti evlerin. İkinci yıl bitti tüm Türkiye'de, 11 ilde %30'u bitmişti evlerin. Üçüncü yıl bitti şimdi bitiyor, evlerin %70'i bitmiş... Şu anda da 270 bin kişi konteynerlarda yaşıyor. Osmaniye'de gittim, Gaziantep'te gittim, her şehirde konteynerda yaşayan toplam 270 bin kişi var.

"132 MİLYAR DOLAR SIRF DEPREMDE HARCASIN DİYE VERİLMİŞ"

Biz bu depreme 21 yıldır Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e bile nasip olmayan 21 yıl süreyle üst üste tek başına koalisyon ortağı falan olmadan mazeret üretemeyecek bir süredir iktidarda olan bir süreçte bir gecede yakalandık. 21 yıldır iktidarda.

Depreme hazırlanmak için ne lazımsa vardı, ne lazımsa. Ne vardı biliyor musunuz en önemlisi? Toplumsal duyarlılık ve rıza vardı. 1999 depremi olmuştu. Üçüncü gün daha herkesin çadırı yok diye Tayyip Bey Bülent Ecevit'e en ağır sözleri söylemişti. Bir hafta sonra, bir hafta sonra, bir hafta sonra efendim hala daha millete bir çorba bir çeyrek ekmek veriyorsunuz. Nerede üç öğün sıcak yemek? Nerede şunlar nerede bunlar? Dedikleri bir süreçte topluma biz olsak şöyle yaparız biz olsak böyle yaparız onu eksik yaptılar bunu eksik yaptılar diyerek rahmetli Ecevit'e ölünce mi bırakacaksın be adam yaşlısın işte hastasın bırak ben geleyim diyecek saygısız bir dille söylerken kendi partisinin, partisinin geçmişte siyaset yaptığı partisinin kurucusu Erbakan Hocaya yaş yetmiş iş bitmiş deyip ona değil bana görev dediği bir sürede millet depremin acısı ve yaraları sarmak için uygulanan ekonomik programa tepkisiyle geldi çağırdı al yönet dedi. Toplumsal rıza tamdı depremle mücadele depreme hazırlık için.

"KANUNU UYGULASA VAR O GECEDE BİR KİŞİ BİLE ÖLMEZDİ"

Bu depremde yıkıldı ya evler yapılıyor ya Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bedava verelim dedi bedava olmaz dedi ya şimdi evleri yaptım diye övünüyor ya konuşacağız toplam maliyeti kendileri açıkladı 40 milyar dolar depremin depreme şu ana kadar harcanan toplam para 90 milyar dolar devraldığı Türkiye'den bugüne kadar toplanan deprem vergisi özelleştirme ve aldığı imar affı paraları 132 milyar dolar. Para da gani gani. Yani şunu açık söyleyelim. 6 Şubat gecesi biz depreme yakalandığımız sırada eğer gelirken millete verdiği sözü tutsa kanunu uygulasa var olan parayı kullansa doğru yere bu evleri yine yapardı yıkıp kendi yapardı o gecede bir kişi bile ölmezdi. O yüzden elbette deprem Allah'tan ama buna karşı hazırlanmak kulun görevi bu memleketin vatandaşları da görevi Erdoğan'a vermiş ve o gece biz depreme hazırlıksız yakalandıysak bunu savunacak bir tane de mazeret vermemiş. Herkes bunu böyle bilecek doğrusunu bileceğiz doğrusunu konuşacağız.

"O TALİMAT 3 GÜN GELMEDİ"

Kulağımızda ilk günün sesi şuydu: ‘Sesimi duyan var mı?’. Ama 3., 4., 5. günün sonunda kolumuzdan tutanların sorduğu bir soru vardı: ‘3 gün boyunca ordu neredeydi?’. 3 gün boyunca şanlı şerefli Türk ordusu tüm eğitimi, gencecik ve bu ülkeye adanmış yürekleriyle, bütün ekipmanlarıyla bir talimat bekledi. Bir talimat. O talimat 3 gün gelmedi.

Şimdi tarih önünde tarihi bir hesaplaşmayı ifade etmek durumundayım. 1999 depremi. Deprem olduktan birkaç saat sonra deniz birliğiyle ulaşan dönemin komutanı ‘vaziyeti gördüm’ diyor, Rahmetli Ecevit’e bir telefon açıyor. Rahmetli Ecevit derhal talimatı veriyor ve Türk Silahlı Kuvvetleri sabahın ilk ışıklarıyla 37 helikopter, 12 general, 1392 subay, 33199 erbaş ve erle sahaya çıkıyorlar. İletişim kesilmiş. 99, hangimizde cep telefonu var o zaman? Çok azımızda. 3 Iridium cep telefonu merkezi, 2 uydu yer terminali ile iletişimi sağlıyorlar. 270 saat kesintisiz uçuşla binlerce yaralı bölgeden helikopterler ve uçaklar vasıtasıyla tahliye ediliyor.

"O GÜN 10528 BU DEPREMDE SAYI 327"

Ve sonuç. Rakam söyleyeceğiz, rakam konuşacak. O deprem, bizim 1999’da Türk Silahlı Kuvvetleri’nin enkaz altından 10528 vatandaşı enkazdan çıkarıp hastaneye ulaştırıp yaşamda tuttuğu, çıkarıp da ölenler bu rakamda değil, 10528 kişiyi Mehmetçik çıkarıyor ve yaşatıyor. Bu depremde 3 gün duran ordu, 3 gün sonra çıkıyor ya aynı kayıt. O da TSK’da. Kurtardığı kişinin adı, soyadı, T.C.’si, hangi enkazdan çıkardın hangi hastaneye teslim ettin? O gün 10528, bu depremde sayı 327 arkadaşlar, 327.

"BU MİLLETİN YÜZÜNE NASIL BAKIYORLAR"

Eğri oturacağız doğru konuşacağız. Hani var ya orduyu çıkaralım denince sarayda danışman aklına uyup ‘orduyu kışladan çıkarmak kolaydır, geri sokmak zordur’ çıkarırlarsa yönetime el koyarlar vehmiyle, iktidarı elimden alırlar korkusuyla 3 gün 3 gün kiminiz Facebook’tan yazdınız kiminiz enkaz başında bağırdınız kiminiz gittiniz valinin yakasına yapıştınız ‘ordu nerede, ordu nerede?’. O ordu ilk gün çıksaydı, bir de karşılaştırma açısından söyleyelim bizim bugünkü depremde 53537 kişi öldü, o gün 1999 depreminde 18000 kişi öldü. 18000 kişi ölmüş 10000 kişi kurtarmışlar, 53000 kişinin öldüğü yerde 300 kişi kurtarmışlar. Basit bir oranla zamanla teknoloji de artmıştır, iletişim artmıştır, aygıtlar güçlüdür. Hiç onları düşünmeyin bu 53000 kişinin en az 33000-35000’ini Mehmetçik en kritik 24 saatte, takip eden 24 saatte, o 72 saatte kurtarabilecekken o Mehmetçik’i bir vehimle, korkuyla içeride tutanlar bugün bu milletin yüzüne nasıl bakıyorlar, ben de buna utanıyorum.