Özel Kılıçdaroğlu'nu ilk kez doğrudan hedef aldı

CHP lideri Özgür Özel, partisinin grup toplantısında mahkeme kararıyla CHP'nin başına atanan Kemal Kılıçdaroğlu'na çok sert yanıt verdi. Özel, "Açık açık söylüyorum. 2 milyon üyemizle. İkimiz tüm üyelerle genel başkanlık yarışına girelim kaybeden CHP'yi salsın" dedi.

CHP'nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında konuştu.Özel, burada yaptığı açıklamada Kemal Kılıçdaroğlu'na ilk kez doğrudan açıklamada bulundu.

Kılıçdaroğlu'nun katıldığı bir televizyon kanalında kendisine yönelik 'partiyi bölme' çağrısına yanıt veren Özel, "Açık açık söylüyorum. 2 milyon üyemizle. İkimiz tüm üyelerle genel başkanlık yarışına girelim kaybeden CHP'yi salsın.

Sayın Kılıçdaroğlu çağrı yapıyorsun ya, çağrı yapıyorum. İkimiz yarışalım yüzde 90'ın altında oy alırsam siyaseti bırakıyorum. Bu aziz milletin ve bu aziz emanetin önünde tarihi çağrımı yapıyorum. Yüzde 90'ın altında oy alırsam siyaseti bırakıyorum" dedi.

KILIÇDAROĞLU NE DEMİŞTİ?

Kılıçdaroğlu tv100'de katıldığı canlı yayında Özel'e 'partiden gitme' diye çağrı yapmış ve şunları söylemişti.

"Arkadaşlarımız da temas halindeler. Vekilleri bölmeye ayrıştırmaya kutuplaştırmaya hiç gerek yok. Bu partinin bir itiraz kültürü vardır. CHP, Genel Başkanlarına asla hakaret etmez.

O ayrıntılara girmeyi doğru bulmuyorum. Bizim birebir temasımızın dışında vekillerimiz konuşuyorlar ama doğrudan Özel’le temas var mı bilmiyorum.

Çağrıyı yaptık işte. Partiden ayrılmasına gerek yok.

Parti içinde paralel yapı olmaz. Parti içinde mücadele edilir. Beni sevebilirler de sevmeyebilirler de."

Özel'in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Bir haftalık aranın ardından yeniden milletimizin Meclis'indeyiz. Biz geçen hafta toplantımızı Eskişehir'imizde yaptık. Toplantımızı dinleyenlerle birlikte, il başkanımızla, belediye başkanımızla, efsane belediye başkanı Yılmaz Büyükerşen'le, vekillerimizle sokağa çıktık. Salon coşkuluydu ama Eskişehir sokakları sel oldu aktı. Bu zorlu dönemde bizi bağrına basan güzel Eskişehir'e bir selam yollamak isterim.

'MÜJDELER OLSUN Kİ MİLLETİN GÖNLÜNDEYİZ'

Başta sayın Erdoğan olmak üzere salonlara hapsolanlara, sokağa çıkamayanlara sesleniyorum. Milletimizde korku, teslimiyet yok. İnanç var azim var kararlılık var. Halkın coşkun akan selinin karşısında hiçbir güç durmadı, şimdi de duramadı. Belki makamlarımız yok, bazen bir bankın bazen bir sandalyenin üzerindeyiz. Ama hepimize müjdeler olsun ki milletin gönlündeyiz.

Biz adım adım 21 il dolaştık, 22'ncisi Kırıkkale'ye cuma günü varacağız. Biz yeniyi ararken, kurarken, uğradığı haksızlıklar duyulsun diye yürüyenler var.

AP'NİN KÜSTAH 'BARIŞ HAREKATI' KARARINA TEPKİ

Kahraman ordumuz TSK bizim onurumuzdur. AP'de Barış Harekatı'na ilişkin iğrenç ithamlarla hareket ordumuzu lekelemeye çalışan kararı en sert biçimde kınıyoruz, reddediyoruz ve lanetliyoruz.

Yıllarca soykırıma varan katliamlara maruz bırakılan, bütün çabalara rağmen barışın sağlanamadığı yerde, Ecevit ve Erbakan'n ordumuzu Kıbrıs'a yollamasıyla, başarılı operasyonlarla, savaş için değil adaya barış için giden, katıldıkları operasyonda görevlerini yapan, bugüne kadar en ufak savaş suçuna varacak bir ithamla karşılaşmamış, halen daha dimdik ayakta duran Kıbrıs gazilerimize atılmaya çalışılan bu iftiranın karşısında, tüm gazilerimizi ve şehitlerimizin ailelerini CHP grubu olarak minnetle kucaklıyoruz, ellerinden öpüyoruz.

BAKAN TEKİN'E MESEM TEPKİSİ

Bir kahredici acı haberi bu hafta Osmaniye'den aldık. MESEM kapsamında traktör tamiri yaptırılan 16 yaşındaki evladımız Yiğit Mehmet Kesme, traktörün hidrolik aksamına sıkışarak feci şekilde can verdi.

Ancak Türkiye'de sadece bu yıl 34 çocuk çalışırken iş cinayetinde hayatını kaybetti. Bunlardan 21'i MESEM kapsamında çalışıyordu. Milli Eğitimin başına atanan hadsiz, liyakatsiz, kifayetsiz Kurtuluş Savaşı'nın adını değiştirmekle meşgulken onun görev yerinde evlatlarımız canını kaybediyor.

Almanya'da 40 yıldır 1 can almıyorken, Türkiye'de MESEM projesinde 21 evladımızın hesabını o hadsizden sormayacağız da kimden soracağız.

'BİZ KAYBETMEYEN CHP'YİZ'

Bu ülkede maalesef adalet yok. Olmadığı için refah da bereket de yok.
Milletin gözünden ve gönlünden düşen bir avuç insan için Türkiye'de adaleti öldürdüler.

Hep birlikte partimizde bir dönüşümü gerçekleştirdik. Daha çok kadına gence güvenerek, her adayımızı mutlaka anketler yaparak belirledik. Yapılan ilk seçimde AKP'yi ilk kez yendik. 47 yıl sonra da partimizi birinci parti yaptık. O günden bu yana demokrasi dışı tüm saldırıların hedefi olduk. Biz kaybeden değil kazanan CHP'yiz.

Bir seçim kaybedersek, ertesi gün kurultaya gideceğiz ve aday olmayacağız diyen, Erdoğan'ın çeyrek asırdır çektiği resti ilk kez gören CHP'yiz.

'ANKARA'DA OPERASYONA BAŞLADILAR'

"Ankara'da başsavcı, vekiller değişecek. Çünkü dediğimiz operasyonaları yapmıyorlar." Bir belediyenin nasıl denetleneceği bellidir. Düzenli ya da rastgele zamanlarda gidilir, müfettişler tarafından denetlenir, kusur görülürse yazılır, suç şüphesi varsa bakanlıktan izin istenir.

Bir iddia varsa, gidilir o ihbar incelenir, aynı usullerle denetim ve yargıya doğru gidilir. Bunun dışında bir yöntem yoktur.

Sabahın köründe gidip, evini belediyesini basıp, ondan sonra, delilden suça, suçtan suçluya gitmek gibi evrensel bir yargılama yöntemi varken, önce suçluya karar verip, bütün firmalara çalışanlara, "malına mülküne çöktüm, en hassas yerini buldum seni içeri attım, sonra hadi bakalım başkanı suçla, onu alayım seni salayım". Ankara'nın yapmam dediği sistem bu. Birisi hedefe konulup da operasyon yapılmaz.
Açık açık, İstanbul'da bu operasyonları yapanların gelip buralara başsavcı yapıldığı bir süreçte şimdi Ankara'da da başladılar. Hüseyin Can'ımızı gözaltına aldılar.

Yurtdışındaydı, haber geldi, kapıyı kırmayın yedek anahtarı komşuyla yollayın dedi.

Buradan, hedef kim, hedef orada. Şimdi Ankara'ya gelindi. Ankara'da hedef kim? Bunu buradan yüce çatını altında, sizlerin şahitliğinde tarih önüne emanet ediyorum. Gözümüz kulağımız adliyede. Bir yandan da yeni atamalardan sonra yeni görev dağılımları olacak. Görevlendirilecek hakimlere soruyorlar. "Gözünü kırpmadan tutuklayacak mısın?"

Ülkeyi yönetenler artık, adil yönetiyor gibi görünmekten bile vazgeçmiş durumdalar.

'EKREM BAŞKANA GELİNCE 6 SAATTE SAVUNMANI YAPACAKSIN' DİYOR'

Birçok avukatın sözünü kesmiş, avukatın sözünün kesildiği nerede görülmüş? Ekrem Başkana gelince 6 saatte savunmanı yapacaksın diyor.

Bir tiyatro oyununda, sanatçının sesi kısılsa, hiç çıkmasa onun yerine başkası oynar oyunu. Futbolda yerine bir başkası oynar oyunu. Gizli tanıklıkta oyuncu değişikliği mi olur?

Böyle vicdansızlıklarla karşı karşıyayız. Hayretlere düşerek izledim. Murat Ongun diyor iddia etti diyor, şu avukat benden para istedi dedi diyor. Çok iyi de, bizzat bir tutuklu ifadesinin hala arkasında. "

'DOSYAYI YARGITAYA GÖNDERMEDİLER'

Butlan kararının üzerinden tam 54 gün geçti. 54 günde biz 21 il dolaştık. Örgütün dikin hiyerarşini ne kararı verenler kırabildi ne de karardan nemalananlar. 74 il başkanı aslanlar gibi durdular. Butlanı kabul edeni millet sokağa çıkarmıyor. Butlana direneni omzunun üzerinde taşıyor.

O kararla birlikte bir tartışma. Efendim biz tedbirle geldik, kongre yapamayız. Uzmanlar metin yayınladı, tedbir engel değildir, aksine derhal yapılmalıdır diye. Yapamazsın dediler, kim dedi? 'Bir tane avukatım var' o dedi.

Binin üzerinde delege imza verdi. Hiçbir şey söylemeyip üstüne yatıyorlar. Oysa o imzalar gereğince alıp da seçim kurumuna başvursa, yapıyorsa yapacak yapmıyorsa yapmayacak bundan da kaçıyorlar.

54 gün geçti, istinaf, BAM 36'nın, kararı vermişler. 54. gün. Dosyayı Yargıtay'a göndermediler. Bir aydır bir düğmeye basacak mahkeme başkanı basmıyor. Adli tatil gelene kadar onaylamamak için, 3 günlük rapor daha almış o düğmeye basmasın ki kararı Yargıtay'a yollamasın. Kararı alan, kararı Yargıtay'a yollamamaya çalışıyor. 5-6 gün daha sallarsam araya adli tatil girer, 40 gün tatil girer ben de bu işlerden kurtulurum. Yargıtay'ın bozacağını adı gibi bilen, kendisine verilen talimatı uygulayanın muradını ben biliyorum. Ama millet günü gelince soracak bunun hesabını.

MİLLET YENİ PARTİ DİYE KOLUMU ÇİMDİKLİYOR

“Bir yandan da ‘Efendim yeni parti kurulur mu, efendim kurulmasın nereye gidiyorsunuz? Niye gidiyorsunuz? Anlayamadım.’ Kimse yeni parti kurmanın meraklısı değil de sokakta iktidar yürüyüşümüzü kesip partiyi baraj altına çekip umudunu tükettiğin emekli soruyor yeni partiyi. Böyle soruyor böyle kolumu cimciriyor yeni parti diye. Yeni partiyi nasırlı elleriyle kiraz toplayan teyzem soruyor. Sanayide bütün gün çalışan kalfa soruyor. Yeni partiyi, ‘Alın terinin karşılığını alırsam sosyal demokratların iktidarında alırım, sendikaya kavuşurum, yarın öbür gün daha iyi çalışırım’ diyenler arıyor. Yeni partiyi bu ülkenin ‘Artık bu ülkede yaşamayacağım ve dünyanın başka bir tarafına gideceğim’ diyen gençler soruyor.

Ondan sonra diyor ki ‘Anlamadım niye yeni parti’ diyorsun. Hem seçilmeden geleceksin, AK Parti yargısıyla atanacaksın, kendini altı yıl öncesinden bugüne olmayan mazbatanla ışınlatacaksın, eline verilen delege, ki 500 tanesi o seçimde oyu bana değil sana vermiş. İnsan bundan bir şey anlar ya. O seçimde, ‘İradesi sakatlandı’ dediğin seçimde sana oy veren 500 delege imza vermiş, ‘Gel kurultayı yenileyelim’ diye. Ona yok. Bu kurultayda bin 333 delege tarihin en yüksek oyuyla, oyunu kaybetmemeye yemin etmiş, kazanan CHP’nin iktidar yürüyüşüne vermiş. ‘Ben kurultay yapmayacağım. Yaparsam Eylül’de başlayacağım, Nisan’a kadar sallayacağım. Erken seçim olursa AK Parti‘ye böyle yakalanacağım, bütün umutları kaybettireceğim.’ Ondan sonra, ‘Ya yeni parti niye konuşuluyor, hiç anlamıyorum.’ Millet anlıyor niye konuşuluyor. Milletin umudunu burada tüketirsen, millet umudu yeni partide arıyor.

'KAYBEDEN CHP'Yİ SALSIN'

Ömrüm boyunca kendimden önce görev yapan Genel Başkanlarla konuşurken düğmem açık konuşmadım. Adlarını anıp bir kere kötü kelime söylemedim. Benden önceki Genel Başkan demediğini bırakmadı. ‘Olsun o beni eleştirir, onun hukuku bana emanet’ dedim. Şimdi buradan söylüyorum. 2023’te yapılmış seçim için 2025’te seçilmiş il başkanlarını görevden alıyorsunuz. 60 tanesi sizin döneminizin il başkanını, ‘Niçin seçilmiş CHP’ye saygı duyuyorsun, atanmış benimle yürümüyorsun?’ diye bu partinin evlatlarını kıyıyorsunuz, partiden atıyorsunuz. En sonunda da dönüp dolaşıp ‘Öyle yapamam, böyle yapamam’ diyorsunuz. Giderken 1 milyon 250 bin üye vardı, 2 milyona çıkardık Allah’a şükür. ‘Etmeyin istifa’ dedim. Maalesef 50 bini istifa etmiş. 1 milyon 950 bin üyemiz var.

Görüyorum ki ‘Ben aday olmam. Hiç olmadım. Aday gösterilirsem olabilir’ falan lafları yeniden geri gelmiş. Tam zamanı. İlk kez Sayın Kılıçdaroğlu size bu kürsüden ki bu kürsüde siz görev yaptınız, konuştunuz. Ben orada oturdum, burada oturdum. Alay ediyorlar benimle. Alay oldunuz, ben burada gözyaşı döktüm. Bu kürsüden ama bu kürsünün ilk sahibi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Son sahibi ne benim ne sensin. Madem ki partilisin, madem ki bölünmek istemezsin, madem ki bölünme olursa AK Parti‘ye yarayacak diye sanki bölebilecekmiş gibi konuşursun.

Buradan açıkça söylüyorum, açık açık. İster 1 milyon 950 bin üyemizle, istifa edenleri geri çağıralım ve 2 milyon üyemizle, ister son bıraktığın 1 milyon 200 bin üyemizle ikimiz tüm üyelerle Genel Başkanlık yarışına girelim, kaybeden CHP’yi salsın, CHP’yi salsın. Kaybeden siyaseti bıraksın. Sayın Kılıçdaroğlu çağrı yapıyorsun ya, çağrı yapıyorum. İkimiz yarışalım 2 milyon üye ile. Yüzde 90’ın altında oy alırsam siyaseti bırakıyorum. Bu aziz milletin ve bu aziz emanetin önünde tarihi çağrımı yapıyorum. 2 milyon üye ile yarışalım, yüzde 90’ın altında oy alırsam siyaseti bırakıyorum. Arkadaşlar ‘Bilmiyorum, duymuyorum, konuşmuyorum’ diyerek değil, siyaset iddia ile olur. ‘Partiyi birinci parti yapmazsam siyaseti bırakıyorum’ demiştim, yaptım. ‘Yüzde 90 oy almazsam siyaseti bırakıyorum’ diyorum. Kazanmak, galibiyet iddia işidir. Ortaya koyuyorum. Buyursunlar, bekliyorum. Saygılar sunarım.”