Papaza kız ama orucu bozma

Ülkemizde adalette ve demokraside çok tatsız olaylar cereyan ediyor. Bu yüzden halkın ilgisi ekonomiden siyasete kayıyor. Ben de siyasetle meşgul olunurken ekonomiyi ihmal etmeyelim diyorum. Bu yazının amacı, ekonomimizde kısa ve orta vadede neler olabilir sorusuna yanıt aramaktır. Konuya girmeden önce siyasette de bir durum değerlemesi yapmak istedim. Çünkü bizim mahalle sakinleri hiçbir zaman bu kadar kızgın olmamıştı. “Normal” sık rastlanan demektir. Bu tanıma göre durum o kadar anormal değildir. 1960’ta iktidardaki Demokrat Parti, Atatürk’ün isyanları bastırmak için çıkardığı “Takriri Sükûn” kanunundan ilham alarak “muhalefeti ezmek” için “tahkikat komisyonları” kurmuştu. Aynı yılın 27 Mayıs’ında, askerler darbe yaptığında ben ODTÜ’de son sınıfa geçmiştim. O günden bugüne kadar demokratik rejime en az 6 askeri müdahale oldu. Sonuncusu da “askeri görünümlü molla darbesi” idi. Adı CHP ile bütünleşmiş İsmet İnönü ve Bülent Ecevit vefat ettiklerinde CHP’li değillerdi. Sözü uzatmayacağım. Siyasi durum kötüdür ama anormal değildir. Demokrasimiz, seçim yapıla yapıla olgunlaşacaktır. Ekonomik sorunları nasıl olsa çözeriz. Öncelik AKP’den kurtulmaktır. Hatta ekonomi biraz daha kötüleşse AKP daha kolay gider, denmemelidir. Enkaz devralmak istenmiyorsa popülizm yapılmamalıdır.

TÜRK LİRASI’NIN İTİBARI

Çağımızda ekonomiler “Fiat Money” yani altın karşılığı olamayan “itibari para” ile işlemektedir. Para birimi (currency) adeta ekonominin çok işlevli kan hücresidir. Tüm işlevli paralara “sert para” (hard currency) denir. Bunlar itibarlı paralardır. Maalesef TL henüz bu kümede değildir. Bırakın yabancıları, Türkiye vatandaşları bile TL’ye itibar etmemektedir. İtibarlı para, servet saklama aracıdır. İhtiyat saikiyle tasarruf eden kişilerin “yastık altına” koydukları veya merkez bankalarının “rezervlerini” bağladıkları paradır. İtibarlı paranın karşılığı ait olduğu ülkenin itibarıdır. Ülke itibarının gerisinde de esas olarak o ülkenin “üretim gücü” vardır. Üretim gücü denince de ülkenin “dış ticaret konusu olan” (tradable) mal ve hizmet üretimindeki rekabet üstünlüğü anlaşılır. Bu üstünlüğün sayısal tecellisi “cari işlemler fazlası”dır. Türkiye ekonomisi resmi istatistiklere göre cari açık vermektedir. Bu yanlıştır. Parasal olmayan altın ticareti “cari işlem” değildir. Çünkü altın ne tüketim ne de sermaye malıdır. Altın ticaretinin netine, yurt dışına kaçırılan kayıt dışı döviz eklenirse, Türkiye’nin döviz gelirlerinin, giderlerinden fazla olduğu ortaya çıkar. Ekonomimizin temel sorunu paramızın itibarsız olmasıdır.

TÜRKİYE EKONOMİSİ DAYANIKLIDIR

Türkiye ekonomisi göründüğünden daha güçlüdür. Bu sayede finansal krizleri atlatabilmektedir. Kaldı ki ihracatta rekabet üstünlüğü, eskiden tarım ve daha ziyade sanayi malları için söz konusuydu. Bugün “rekabet üstünlüğü” kavramı başta turizm olmak üzere hizmetleri de kapsamaktadır. Mesela ülkemizin “saç ekiminde” rekabet üstünlüğü vardır. Bilgisayar oyunu programı ve TV dizileri üretiminde de Türkiye başarılı bir ülke olmuştur. İzlenmekte olan TL’ye itibar kazandırma politikası ekonomide yapısal bir dönüşümü zorlayabilir. Ama bu, devletten maaş alan 25 milyon kişinin, serbest çalışanların, patronlarının “yaşam tarzlarını” değiştirmesini gerektirir. Mesela patronlar püritenleşmeli, eli ayağı tutan her emekli ücret düşük de olsa çalışmalı, diplomalı gençler iş beğenmemezlik etmemelidir.

SON SÖZ: Paranın itibarı ülkenin itibarıdır.

Yazarın Diğer Yazıları