Paris'in altına döşenen 120 kilometrelik boru hattı dünyayı kurtaracak
Şehirleri fırına çeviren geleneksel klimalara karşı yüzyılın altyapı hamlesi geldi. Bir nehrin suyuyla koskoca bir metropolü soğutmak artık bir hayal değil. Paris’in 40 yıldır yerin altında ilmek ilmek ördüğü, elektrik faturalarını ve karbon salınımını yerle bir eden dev yer altı şebekesinin akılalmaz çalışma mekanizması haberimizde.
Küresel ısınma kapımıza dayandıkça dünya genelinde evlerde, ofislerde ve iş yerlerinde klimaların kullanımı hızla artıyor, ancak ortada korkunç bir paradoks var: Hava ısındıkça daha çok klima açılıyor; klimalar çalıştıkça sokaklara daha fazla atık ısı ve karbondioksit CO2 salınıyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, klimalardan kaynaklanan küresel emisyonlar 1990'dan bu yana üç katına çıkarak 1 milyar tonu aştı. Şehirleri adeta birer fırına çeviren bu "kentsel ısı adası" felaketine karşı Paris, tam 40 yıldır yerin altında devasa bir alternatif inşa ediyor.
"Fraîcheur de Paris" (Paris Soğutucu) adı verilen bu devasa merkezi altyapı şebekesi, her binanın kendi klimasını çalıştırması yerine, soğutma işlemini tıpkı bir kanalizasyon sistemi gibi şehrin altına entegre ediyor. 120 kilometrelik yer altı boru hattıyla binalara hizmet veren ve bireysel klimaları tarihe gömen bu sistemin dünyayı kurtaracak 3 büyük çalışma mucizesi şunlar:
1. Sokakları ısıtmayan "Seine Nehri" teknolojisi
Normal klima üniteleri dış kompresörleri aracılığıyla içerideki ısıyı doğrudan sokaklara üfler ve şehir havasını daha da yaşanmaz hale getirir. Paris’in merkezi şebekesi ise bu döngüyü kökten kırıyor. 120 kilometrelik hat boyunca binalardan emilen tüm ısı, yer altındaki borular vasıtasıyla Seine Nehri'ne yönlendiriliyor. Nehrin soğuk suyu devasa bir ısı emici görevi görüyor. Üstelik nehir suyu ile şebeke suyu birbirine asla karışmıyor; böylece nehre hiçbir kimyasal atık bırakılmadan doğal bir soğutma döngüsü sağlanıyor.
2. Geceden depolanan "akıllı buz" sistemi
Sistem, günün en sıcak saatlerinde elektrik şebekesine yüklenmek yerine muazzam bir mühendislik zekası kullanıyor. Elektriğin hem daha ucuz hem de havanın serin olduğu gece saatlerinde, devasa tanklarda soğuk hava buz şeklinde depolanıyor. Günün en kavurucu saatleri geldiğinde ise bu buzlar eritilerek sisteme salınıyor. Bu sayede hem üretim maliyetleri düşüyor hem de enerji verimliliği zirveye çıkıyor.
3. %35 daha az elektrik, %50 daha az karbon salınımı
Rakamlar, bu kolektif altyapının bireysel klimalara karşı kazandığı zaferi net bir şekilde kanıtlıyor. AB Belediye Başkanları Sözleşmesi raporlarına göre Paris'in yer altı soğutma şebekesi, standart klimalara kıyasla:%100'ün üzerinde enerji verimliliği sağlıyor, Elektrik tüketimini %35 azaltıyor, Gaz emisyonlarını %90 düşürüyor, Karbondioksit CO2 salınımını ise tam yarı yarıya (%50) azaltıyor.
Her şehir paris olabilir mi?
ENGIE ve Paris Özerk Ulaşım Otoritesi (AAT) ortaklığında 2,4 milyar Euro'luk dev bir bütçeyle işletilen bu sistem, 158 kilometre daha uzatılarak hastaneler, kreşler ve huzurevleri dahil 3.000 aboneye ulaşmayı hedefliyor. Ancak uzmanlar bu modelin her şehre kolayca kopyalanamayacağının altını çiziyor. Bir şehrin bu sistemi kurabilmesi için şu 3 hayati koşulu karşılaması gerekiyor:
Yer altı boru yatırımlarını finanse edecek yüksek bir nüfus yoğunluğu,
Isı emici olarak kullanılabilecek yüksek debili bir nehir veya su kaynağı,
Onlarca yıllık bu dev projeyi sırtlayabilecek güçlü bir yerel yönetim.
2050 yılına kadar Fransa'da sıcaklıkların +2,7°C daha artacağı ve "50 derece Paris" simülasyonlarının yapıldığı günümüzde, bu yer altı şebekesi artık bir lüks değil, hayatta kalma mücadelesinin en temel parçası olarak görülüyor.