Psikologlar kalıcı mutluluğun sırrını açıkladı: O kısmı doğuştan geliyormuş
Mutluluk üzerine yapılan çalışmalar ve oluşturulan tablolar ile ilgili son gelişmeler psikologlar tarafından açıklandı. Uzman psikologlar mutlu olmanın gerçek sırrını ortaya koydu. Mutluluğun o kısmının doğuştan geldiği kesinleşti. Psikologlar ayrıca kalıcı mutluluk için yapılması gerekenleri de açıkladı.
Daha yüksek bir maaş, lüks bir araba ya da o hayalini kurduğunuz büyük kariyer basamağı… Hepimiz hayatımızdaki bu büyük dönüm noktalarının bize kalıcı mutluluğu getireceğine inanarak büyüyoruz. Ancak psikoloji ve nörobilim dünyasının uzun yıllardır yürüttüğü araştırmalar, mutluluğun kaynağı konusunda ne kadar büyük bir yanılsama içinde olduğumuzu kanıtlıyor. Büyük hedeflere ulaşmak zihnimizde kısa süreli bir havai fişek gösterisi yaratsa da bu ışıltı ne yazık ki kalıcı olmuyor.
BÜYÜK DEĞİŞİMLERİN KISA ÖMRÜ
Psikoloji literatüründe "Hedonik Adaptasyon" olarak bilinen kavram, tam olarak bu kısır döngüyü açıklıyor. İnsan zihni, olumlu gelişmelere inanılmaz bir hızla alışma yeteneğine sahip. Büyük bir hevesle taşındığınız yeni ev, terfi aldığınız o ilk günkü heyecan ya da uzun zamandır hayalini kurduğunuz o otomobil, bir süre sonra zihniniz için "yeni normal" haline geliyor. Coşku yavaş yavaş soluyor ve siz farkında bile olmadan o eski, standart mutluluk seviyenize geri dönüyorsunuz. Yani mutluluğu tamamen dış koşullara bağlamak, sonu gelmeyen bir koşu bandında sürekli koşmaya benziyor.
MUTLULUĞUN MATEMATİKSEL HARİTASI AÇIKLANDI
Peki, ipler gerçekten tamamen elimizden kaçmış durumda mı? Pozitif psikolojinin öncülerinden Sonja Lyubomirsky ve ekibinin yayımladığı çığır açıcı çalışma, bu soruya harika bir yanıt veriyor. Araştırmanın ortaya koyduğu mutluluk haritasına göre, genel mutluluk seviyemizin yüzde 50’si doğuştan gelen genetik faktörlere bağlı. Hayatımızı tamamen değiştireceğini sandığımız o dış koşullar yani para, unvan veya evlilik gibi unsurlar mutluluğumuzun yalnızca yüzde 10’unu etkiliyor. Geriye kalan yüzde 40’lık devasa ve dönüştürücü dilim ise tamamen kendi kontrolümüzdeki günlük alışkanlıklar ve bilinçli seçimlerle şekilleniyor.
ZİHNİ YENİDEN PROGRAMLAYAN ALIŞKANLIKLAR
İşte tam da bu yüzden psikiyatristler ve bilim insanları, hayatı baştan aşağı değiştirmek yerine bu yüzde 40'lık alanı küçük ama etkili pratiklerle yönetmeyi öneriyor. Örneğin her gün hayatınızdaki somut üç güzel şeyi not etmek, yani minnet pratiği uygulamak, beynin evrimsel olarak olumsuzluklara odaklanma eğilimini kırarak pozitif duyguları daha uzun süre korumasını sağlıyor.
Yalnızca zihinsel egzersizler değil, insan ilişkileri de bu tablonun en büyük parçası. Seksen yılı aşkın süredir devam eden meşhur Harvard Yetişkin Gelişimi Araştırması, yaşam memnuniyetini belirleyen en güçlü unsurun popülerlik ya da zenginlik değil, ilişkilerin kalitesi olduğunu gösteriyor. Araştırmanın yöneticilerinden Robert Waldinger, yakın ve güvenilir bağlara sahip olmanın hem fiziksel hem de ruhsal sağlığımızı koruyan en güçlü kalkan olduğunu vurguluyor.
AKIŞTA KALMAK VE ANLAM ARAYIŞI
Bunun yanı sıra, insanın yaptığı işe tamamen gömüldüğü ve zamanın nasıl geçtiğini fark etmediği o "akış" (flow) anları da içsel motivasyonu zirveye çıkarıyor. Resim yapmak, enstrüman çalmak ya da üretken bir hobiyle ilgilenmek zihni şimdiki zamana çapalıyor. Üstelik bu içsel yolculuğu, başkalarına yardım ederek veya küçük iyiliklerde bulunarak toplumsal bir faydaya dönüştürmek, beyindeki ödül mekanizmasını anında harekete geçirerek aidiyet ve anlam duygumuzu besliyor.
KÜÇÜK SEÇİMLERİN ARDINDAKİ BÜYÜK GÜÇ
Uzmanların ortak kararı oldukça açık: Daha mutlu bir yaşam için radikal kararlara ya da mucizelere ihtiyacınız yok. Sabahları yapılan kısa bir yürüyüş, sevilen bir dostu aramak, bir hobiye zaman ayırmak ya da sadece birkaç dakikalık bir teşekkür duraksaması uzun vadede yaşam doyumunuzu kökten değiştirebiliyor. Bilimsel verilerin de altını çizdiği gibi; kalıcı mutluluk tek bir büyük zaferle değil, her gün sessizce tekrarladığımız küçük ve sürdürülebilir seçimlerin toplamıyla inşa ediliyor.