Bütün haksızlıkları göğüslemek lazım. Olası kısıtlamaları erişim engellerini göz önüne alıp herkese ulaşmak istiyoruz.
250 bin kişilik bir seçim ordusuyla sahaya çıkmayı ve yüz yüze, kapı kapı siyaset yapmayı önemsiyoruz .
YENİ Parti Genel Merkezi’ne ilk kez gittim. Genel Başkan Özgür Özel’in odasında partinin simgelerinden, gelenlerin sevip, okşadığı biri beyaz, diğeri siyah iki kedi var. Koltuğun üzerinde mışıl mışıl uyuyorlardı. Odada Özgür Beyin, CHP Genel Merkezi’nden çıkışı, Meclis’e kadar yağmur altında yürüyüşü, TOMA’nın üzerine çıkışı, Saraçhane’de ilk mitingi ve benzeri unutulmayan günlerin siyah-beyaz fotoğrafları asılı. Makam masanın tam arkasında Atatürk çalışma odasında resmedilmiş. Bu resmin genel merkeze alındığını öğrenen ressam parayı iade etmiş. Atatürk’ün Trablus’ta çekilen sakallı fotoğrafı, eczacıların getirdiği Atatürk resmi de odaya ayrı bir hava katmış.
YENİ Parti lideri Özgür Özel, o gün Sincan Cezaevi’ne gitmiş, 6 kişiyi ziyaret edip dönmüştü. Cezaevine gidiyorsunuz ama ziyaret sonrası onları demir parmaklıklar arkasında bırakıp çıkmak insana hüzün veriyor. O hüzünlü havayı dağıtmak için “Muhalefet olarak Türk siyasetinde yeterince etkili olabiliyor musunuz, bu açıdan partinizde bir eksiklik görüyor musunuz?” diye sordum:
NASIL MUHALEFET YAPACAK?
“Bir ülkede demokrasinin varlığı, muhalefetin ne kadar özgür olduğu, ne kadar rahat siyaset yapabildiği ile ölçülebilir. Her rejimde iktidar vardır ama muhalefet demokrasilerde vardır. Eğer muhalefet özgürse demokrasi de ileri düzeyde bir demokrasidir.
Kimse yanlış anlamasın da, ülkemizin kurucu partisine, ana muhalefet partisine ‘Butlan’ kararıyla kayyum atadılar. Ana muhalefet partisinin son dört kurultayını, tek bir kurultayı iptal ederek geçersiz saydılar. Kaldı ki, hadi diyelim ki dört önceki kurultayla ilgili Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasında değil, son kurultayda Özgür Özel aday olmasaydı, bambaşka birisi olsaydı oraya yine Kemal Kılıçdaroğlu mu gelecekti?
Şimdi cezaevinden geliyorum. Gazeteci İsmail Arı’yı da ziyaret ettim. Suçu, haber yapmaya çalışırken, haberi doğrulatmak için ilgili siyasetçiye ulaşmaya çalışmak. Bu amaçla attığı mesajı taciz kabul ediyorlar. Cezaevinde Konya ve Manisa il başkanlarını, bir önceki dönem milletvekilini de ziyaret ettim. Geçen pazar da İstanbul’un üç kez üst üste seçilmiş büyükşehir belediye başkanını (Ekrem İmamoğlu) ziyaret ettim.
‘Nasıl siyaset yapılır’
Ana muhalefet partisinin sözcüsü, ‘İktidar partisinin sözcüsü, bir fon suçlusuyla birlikte tatil yaptı.’ Gazeteci o tatildeki bir konserden fotoğraf yayınladı. Üstelik bu fotoğraf polemik, tartışma konusunu açıklığa kavuşturan Anadolu Ajansı’nın geçtiği fotoğraf. AKP Sözcüsü Ömer Çelik önde, arka çaprazında ise Osman Arıkan Nacar oturuyor. Gazeteci, Mustafa Balcı (sozcu.com.tr editörü) bu fotoğrafı paylaştığı için 10 yıl hapis cezası isteniyor.
Bu şartlarda siz nasıl siyaset yapacaksınız? İlçe, il başkanlarınız, yöneticileriniz, milletvekilleriniz nasıl siyaset yapacak? Gazeteciler de siyaseti nasıl aktaracak? Yani böyle bir durumla karşı karşıyayız. Ya da aktarılmış bu haberi vatandaş nasıl paylaşacak? Çünkü birisinin paylaştığını paylaşana ceza veriyorlar. Bir bilgiyi eğer iktidar yanlısı söylüyorsa, paylaşıyorsa ona ceza yok. Ama muhalefet doğru bilgiyi de söylese, inkar edip onun doğruluğunu, ‘Yalan bilgiyi alenen yayma suçu’ diyorlar.
HER ŞEYİ GÖZE ALDIK
Günümüzde haber yapmak da yapmamak da suç. Murat Ağırel (SÖZCÜ TV programcısı), yazmadığı bir haberden dolayı cezaevinde. Önemli olan iktidarın işine geliyor mu gelmiyor mu? İktidarın işine gelmeyen haberi yaparsan içeri giriyorsun. İktidarın işine gelecek bir haber için gazeteci kanıt bulamazsa yine içeriye giriyor. Biz her şeyi göze almışız. İşte var gücümüzle mücadele ediyoruz. Zaten nasıl muhalefet yaptığımızı da en iyi AKP Genel Başkanı Erdoğan takdir ediyor. İkide bir benim için ‘Bütün ülkeyi meydan meydan, sokak sokak geziyor. Arkadaşlarını savunuyor’ diyor. Ya da ben Anadolu’da dolaşırken ‘Ankara’ya dön’ diye çağırıyor.
Biz mümkün olduğu kadar halkın arasında yüz yüze ve göz hizasında siyaset yapıyoruz. Uzun süre meydan meydan otobüs üstünden konuştuk. Tepkiyi örgütledik. Tepki ve protesto mitingleri yaptık. Sonra altımızdan otobüsü de aldılar. Biz de indik göz hizasında siyaset yapıyoruz. Bunun da çok önemli bir şey sağladığını da gördük. Sokakta el ele, göz göze siyaset yapıyoruz. Başka da bir imkan bırakmadılar zaten.
Seçmen iktidardan koptu, onları ikna etmek görevimiz
Yapılan kamuoyu yoklamalarında kararsız, sandığa gitmeyeceğini, gidip de geçersiz oy kullanacağını söyleyenlerin oranı çok yüksek çıkıyor. Bunun nedenini Özgür Özel’e sordum, yorumu şöyle oldu:
“Bunun birkaç sebebi var. Birincisi: Anket firmaları yılda bir sefer, ‘Türkiye’de telefonlar dinleniyor mu?’ diye soruyor. “Evet” diyenlerin oranı yüzde70’e uylaşıyor. ‘Sizinki dinleniyor mu?’ diye sorulduğunda oran yüzde 75’e çıkıyor. Şimdi bu koşullarda anket yapmanın maliyetleri de ortadayken anketler hep telefon anketine döndü artık. Yüz yüze anket çok az yapılıyor. Şimdi her dört kişinin üçünün telefonu dinlendiği yerde sorular soruyor. ‘Kararsızım’ demesine şaşmamak lazım. Birincisi bu.
‘VATANDAŞIN TERCİHİ ÖNEMLİ’
İkincisi, iktidardan kopan seçmen, nereden koptuğuna karar verdi ama nereye gideceğini daha düşünüyor. Burada bizim de üzerimize görevler düşüyor. Yani partimizin eleştirme sorunlarını söylemeyle de eksiği olduğunu düşünmüyoruz. Ama iktidardan kopan seçmeni Türkiye’yi iyi yöneteceğimize ikna etmemiz lazım.
Bu konuda bu kurultaydan sonraki süreci seçime kadar çok doğru değerlendirmemiz gerekiyor. Çünkü insanlar sadece rahatsız oldukları zaman parti değiştirmiyorlar orada. Karar değiştiriyorlar ama kararsıza gidebiliyorlar ya da tepki ve protesto oyuna dönüşebiliyor davranışları. Onları ikna etmek de muhalefetin görevi, partimizin görevi.”
GÜÇLÜ KADROLARLA ATILIM
Bize düşen yeni bir siyaset anlayışı
“Bütün haksızlıkları göğüslemek lazım. Sosyal medyadaki erişim engellerini, televizyon kapatmaları, gazeteler ve internet sitelerine uygulanan sansürleri de görüp çok çalışmamız gerekir” diyen Özel, bunu şöyle açıkladı:
“Güçlü bir seçim ordusu oluşturacağız. 250 bin kişilik bir seçim ordusuyla sahaya çıkmayı ve yüz yüze, kapı kapı siyaset yapmayı, ‘kapı siyaseti’ yapmayı ve yüz yüze siyaset yapmayı da çok önemsiyoruz.
250 bin kişilik partili ve partisiz gönüllü çalışacak propaganda ordusunun hazırlığı içindeyiz. Şimdi bize düşen yeni bir siyaset anlayışıydı. O yüzden tüm üyelerle ilçe, il ve genel başkan seçimini gerçekleştirdik. İlçe ve il başkanlarını tüm üyelerle yaptık.
OYUNUZU KULLANIN
Bugün de gazetenizi okuyan tüm üyelerimizi oy kullanmaları için sandık başına çağırıyoruz. Bizden bir beklenti de yeni kadrolar, yeni yüzler. Önümüzdeki hafta Pazar günü kamuoyuna yeni yüzleri sunmuş, duyurmuş olacağız.
Bugün genel başkan seçimi yapılacak. Haftaya da il ve ilçelerde olduğu gibi kapsayıcı Türkiye İttifakı’nı da temsil eden, partimizi kucaklayan güçlü kadrolarla atılım yapmayı düşünüyoruz.”
PARTİ MECLİSİ 150 KİŞİ OLACAK
Yasama, yürütme ve örgüt meclisi
“parti üç büyük meclisten oluşturacağız:
- Milletvekili arkadaşlarımızdan oluşan yasama meclisi.
- Gelecekte partimizin, sorunları nasıl çözeceğini anlatan akademisyenlerden, siyasetçilerden, çok tecrübeli, liyakatli isimlerden oluşan bir yürütme meclisi.
- Bir de örgüt meclisi olacak. O da, il örgütlerimizden, ilçe örgütlerimizden gelen isimlerden oluşacak.
Meclis ve grupta görevi olmayan 80 arkadaş propaganda yapacak.
40 kişi örgütün meclisi, 30 kişi de liyakatli, Türkiye’yi yönetecek isimlerden oluşturulacak. Üç kanattan 150 kişilik yönetim oluşturuyoruz.
Meclis’te, yeteri kadar milletvekilimiz olacak. Gerisi bütün Türkiye’de çalışacak ve saha siyaseti yapacak. Liyakatli kadrolarımız hem sahadaki arkadaşlarımıza gerekli bilgilendirmeleri ve dokümanları hazırlarken hem de kendileri salon siyaseti yapacaklar. Örgütümüz ise tüm bu sahanın organizasyonunu ve propagandasını yapacak.