Savaş değil, sıradan katillik

Osman Pamukoğlu, terörün en azgın yıllarında Hakkari Dağ ve Komando Tugay Komutanlığı görevinde bulundu. Yalnız sınırlarımızda değil, sınır ötesi operasyonları yönetti. Bazıları yabancı dillere de çevrilen çok sayıda ”savaş kitabı” yazdı. İsrail ve ABD, tüm güçleriyle İran’a saldırdı. Mevcut durumu Pamukoğlu, ABD ve İsrail’i, “Bataklıkta olduğu yerde debelenip ama yürüdüğünü zanneden insanlar” durumunda olduğunu belirtiyor, uzayan savaşın kazananının olmayacağını belirtiyor.

ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasında siyasi ve askeri hedefin, İran’ın

savaş azim iradesini kırmak, molla rejiminin ileri gelenlerini ve kadrosunu ortadan kaldırmak olduğunu anlatan Emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu, SÖZCÜ’nün sorularını şöyle cevaplandırdı:

Efsane komutan Osman pamukoğlu, Sözcü Medya Grubu Ankara Temsilcisi Saygı Öztütk'e savaşı yorumladı.

BU SAVAŞIN KAZANANI OLMAYACAK

“Savaş, geniş toprakları işgal ederek, kara harekatı yaparak, hasım ülke halkının azim ve iradesini kırarak kazanılır. Yani toprak işgal etmiyorsan, kara harekatı yapamıyorsun demektir. Toprak işgali için kara ordularını kullanmak gerekir. Onu yapamıyorsan, teknik usulleri kullanarak yapılan hava veya donanma ile yapılacak olan havadan taarruzlardan savaş kazanılmaz. Toprak işgal edeceksin, ordu o toprağı kontrol edecek ve böylece o ulus, savaş azim ve iradesinden vazgeçecek veya kırılacak. Bu olmadan savaş kazanılmaz.

Onun için bu savaşın kazananı falan olmayacak. Vietnam’da gökyüzünü çelikten kanatlarla kapladınız. Kazanabildiniz mi Vietnam’da? Kazanamadınız. Kuzey Vietnam’ın her metrekaresine 56 kilogram bomba attınız mı? Attınız. Ne oldu sonunda? Bundan da bir şey öğrenmiyor musunuz? Sonunda ne oldu? Kuyruğunuzu toparladınız, kaçtınız.

Elbette İran coğrafyası, Vietnam kadar çetrefilli, sert dağlık ve ormanlık değil. Ama devasa bir toprak. Üstelik 90 milyon nüfus var. ABD makamları, planlamalarında kara harekatının bulunmadığını söylüyor. Aman bulunmasın. O zaman hadi İran’a gir de görelim nasıl oluyor.

PES EDEN ABD OLACAK

Savaş başlayalı bir hafta oldu. ABD ve İsrail, İran’ı pes ettireceğim derken, İran’a karşı tavrı olan körfez Arap ülkelerini de İran bombalıyor. Onlardan vazgeçtik, Güney Kıbrıs Rum Yönetiminde bulunan üssü vuruyor. Bunları hiç beklememiş, hesaplanmamış. Dün de Nahçıvan’ı vurdu. İran savaşı uzatmak istiyor.

Uzayan savaşların galibi olmaz. Tarih böyle örneklerle dolu. Kaldı ki lastikle kuş vurur gibi siyasi kadronun hepsini tek tek neredeyse vuruyor. Sonuçta bir hafta geçmiş. Ortada hiçbir şey yok. Elbette hava hücumları zayiat verdiriyor, tahrip yapıyor, yaşamı sıkıntıya sokuyor. Birçok askeri üssü, tesisi, silahı yok ediyor. Ama bu, İran halkının ve yönetimin dövüşme, savaşma azmini kırmıyor ki. Kırsa zaten bir haftada belli olurdu.

Yönetim kademesindeki herkesi vurdular. Ne oldu? Birisi gidiyor, arkadan üç tanesi geliyor. O üçü de vuruyorsun, arkadan on üç tanesi geliyor. Bu dipsiz kuyu. ABD bunu böyle beklemiyordu. Bunu, Trump’ın neredeyse yarım saatte bir konuşmalarından bile anlıyorsunuz. İsrail mi Amerika’yı bu işe sokmuş? Amerika mı İsrail’i bu işe sokmuş? Bunu böyle düşündüğün an bitmiştir her şey.

BU SAVAŞ UZAMAZ

ABD, Asya Pasifik’te Çin’e karşı üç tane askeri ittifak yaptı. Amerika’nın esas hasmı, büyük düşmanı ejderha, Asya Pasifik’te. Çin. Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu yaka paça sarayından alıp götürdü. Niye? Elbette uyuşturucudan tut, kokainden tut, onun dışında esas stratejik sebep, Çin’e yasak olmasına rağmen petrol sağlamasıydı. Onu halletti, aradan birkaç ay geçmedi hemen İran’a geldi. İran, Çin’e petrol satan bir numaralı ülke. Başka sebepleri de var. Ukrayna-Rusya savaşı da bu işin parçalarından biri.

ABD ve İsrail’in İran’a açtığı savaş, uzayan savaş olmaz. Uzayan savaşın da galibi olmaz. Şöyle bitecek: Nükleer tesisleri vurduk, yok ettik. Ee... Sen Haziran’daki savaşta da nükleer tesisleri yok ettiğini söylüyordun. Şimdi ne oldu? Aradan bir yıl bile geçmeden İranlılar yeniden nükleer tesis mi kurdu, yeniden uranyumu zenginleştirdi, yeniden üretim merkezleri mi kurdu? Yo. Dün söylediklerini, bu kez yine tekrarlayacak.

İran’ın PKK’sı olarak bilinen PJAK’ı silahlandırıp İran’lılara karşı harekete geçirmek istedikleri söyleniyor. Eğer onu yapsınlar, İran pastarları, PJAK’ı kökü, saçağı ile yok eder. PJAK, İran’a karşı silah çektiğini söylerse, İran pastarları, İran ordusu onların hepsini yok eder, edecek.

TÜRKİYE’DE TEDİRGİNLİĞE GEREK YOK

İran’dan, Türkiye’yi tedirgin edecek bir şey gelmez. İran’da savaş çıktı diye milyonlarca İranlının Türkiye’ye gireceğini kimse beklemesin. İran’dan asla gelmeyecekler. Bırakın gelmelerini, Türkiye’de bulunan İranlılar, kamyonla, otobüsle Türkiye’yi terk edip İran’a gidiyor. İsteyen, bunu terminalinden takip etsin. Normal zamanda Türkiye’den İran’a bir otobüs giderken, şimdi 10 otobüs İran’a gidiyor.

İran, Amerika ve İsrail’e yardakçılık yapan, en azından Şii’den harekata katılmasa bile zihnen ve ruhen onu destekleyen Arap ülkelerine veya yandaşlarına zaten saldırıları yapıyor. Ama, İran Türkiye’ye bir şey yapmaz. Bize saldırması yüzde 1 ihtimal bile değil. Ama şu var: Bu savaş kestirilemez şeylerle doldu. Bütün savaşlar böyledir. Hani gelecekler, sınıra yığılacaklar deniliyor. Hayır kardeşim öyle bir şey olmayacak.

İran olayı yalnız bizi değil, petrol ve doğalgaz yönünden bütün dünyayı etkileyecek. Onun içinden biz kendimizi kurtaramayız. Bu savaş sürüncemeye döndü. Siyasi hedeflere de tam ulaşılamadı. ABD de bunu fark ediyor, onu görüyor.

AĞZI AÇIK BALIK OLMAYIN

Halkın bilmesi gereken şey şu: İki tarafın açıklamalarına tam güvenilmemeli. Ülkeler karşılıklı birbirine propaganda yapıyorlar. Bu normaldir. Savaşın bir parçasıdır propaganda. Taktik örtü ve aldatma uyguluyorlar şu anda. Onun için İran bilmem ne yetkilisi bunu söyledi. Amerikalı savaş bakanı bunu söyledi. İsrail savunma komitesinden biri bunu söyledi gibi açıklamalar gerçekmiş gibi beyne yerleştirilemez.

Bazı ağzı açık balıklar var. Oltanın ucuna yem bile takmazsın hemen dalar. O duruma düşmemek lazım. Askeri dilde buna “taktik örtü aldatma” denilir. İki tarafta taktik örtü aldatma olduğunu bilir. Ama bir televizyonda, gazetede açıklarsa halk esas sebebini çözemeyebilir.

SAVAŞIN HUKUKU, AHLAKI VARDIR

Evet, savaşın hukuku, ahlakı ve prensipleri vardır. İran Savaşı’nda bu ilke Amerika ve İsrail tarafından yerle bir edildi. 6-7 yaşındaki kız çocuklarının okulu füzelerle vurulur mu? 156 çocuk öldürülür mü? Bu olabilecek şey mi? Bu, savaş falan değil; bu sıradan katilliktir. Ne var ki Birleşmiş Milletler dahil hiçbir yerden gık bile çıkmadı. Bu, uluslararası çürümenin ta kendisidir.

ABD, İran’da bu hale düşerse Asya Pasifik’te Çin’in karşısına nasıl çıkacak?

Onun kafasında nasıl bir ışık çakacak biliyor musun? Nükleer silah kullanmak. Burada bu duruma düştüysen, Çin’in karşısında nasıl olacak bu?”

Emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu, gelişmeleri hem asker, hem siyasetçi hem de savaş üzerine kitapları olan bir yazar olarak izliyor...

Yazarın Diğer Yazıları