Savaşın ustası

Issız ve sahipsiz Anadolu...

Anadolu tükenmişti...

“Düyunu Umumiye” (Borçlar İdaresi) borçları altında ezilen, sömürge haline gelen Osmanlı Devleti, ekonomik yönden tam bir çöküntü halindeydi.

Dört yıl süren Birinci Dünya Savaşı, elde kalan son varlıkları da silip süpürmüştü.

30 Ekim 1918 tarihli Mondros Ateşkes Anlaşması’nın ardından, Anadolu işgal edilmiş, nefes alacak gücü kalmamıştı.

★★★

Bu ağır koşullara rağmen, üç buçuk yıl sürecek bir savaşa girilir ve zafer elde edilir.

Bu açıdan, Türk İstiklal Savaşı bir mucizedir...

10 Ocak 1921’de Birinci İnönü...

Üç ay sonra 1 Nisan 1921’de İkinci İnönü Muharebesi...

Üç ay sonra 10-20 Temmuz 1921’de Kütahya-Eskişehir Muharebesi...

Bir ay sonra 23 Ağustos-13 Eylül 1921’de Sakarya Meydan Muharebesi...

★★★

1921 yılının ilk dokuz ayında dört savaş.

Oysa, düzenli ordu çok yeniydi.

Ve Birinci İnönü Muharebesi öncesi kurulmuştu.

İşte bu ordu, dünyanın en uzun meydan muharebesi olan, Sakarya Meydan Muharebesi’ni, “Büyük Kanlı Savaş”ı zaferle sonuçlandırmıştı.

★★★

Sakarya Meydan Muharebesi sona erdiğinde Türk Ordusu’nu görenler, bu ordunun bir zafer kazandığına inanmıyorlardı.

Çünkü, çıplak denilecek kadar kötü giydirilmişti.

Silahları eski, cephanesi yetersizdi.

Askerini ve hayvanını zor doyurabiliyordu.

Ve bu ordu, İngiliz desteğindeki Yunan Ordusu’na taarruz edecekti.

★★★

Asıl savaş, şimdi başlayacaktı...

Düşmanı vatan toprağından söküp atacak Büyük Savaş...

Sakarya Meydan Muharebesi’nden yeni çıkmış, yıpranmış ordunun yeniden saldırı için, hiç değilse Yunan ordusuna denk bir güce ulaştırılması gerekliydi.

Bunun için ordunun mevcudunun artırılması; silah, cephane, donatım, araç ve gereç ile giyim ihtiyaçlarının karşılanması şarttı.

Saldırıya hazırlık amacıyla, eğitim ve tatbikatlar yaptırılacaktı.

Bunlar için, maddi kaynağa ihtiyaç vardı.

★★★

Savaş koşullarında kıtlıklarla boğuşan, yokluklar içindeki sahipsiz Anadolu’nun elde son atımlık cephanesi kalmıştı.

Kaynakları tükenmişti.

Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti’nin bütçesinde para kalmamıştı.

Fakir halkın vergi verecek gücü de, varlığı da tükenmişti.

★★★

Padişah Vahdettin’in çıkarttığı İç isyanlar da orduyu yıprattı.

Sakarya Meydan Muharebesi Zaferi için millet, malının yüzde 40’ını verdi.

Ve şimdi bu ordu yoklukla içinde Büyük Taarruz’a hazırlanacaktı.

Öyle ki...

Taarruz başladığında, düşman mevzilerini el geçiren Türk askerinin gözü, Yunan ölü askerlerin üzerindeki elbisede olacaktı.

★★★

Başkomutan orduyu hazırlamakla uğraşırken, işgalcilerle işbirliği yapanlar boş durmuyordu.

Ali Kemal, Peyam-ı Sabah gazetesinde;

Müttefiklerin kararlarına itaat etmek lazımdır” diyordu.

Yani, işgalcilerle işbirliği yapılsın, karşı çıkılmasın demek istiyordu.

★★★

Padişah Vahdettin de farklı düşünmüyordu.

O da kısa bir süre önce, kız kardeşi Mediha Sultan’ın oğlu Sami ile İngiliz İstihbarat Servisi’nde çalışan Yüzbaşı Armstrong’a şöyle bir mesaj gönderir:

“Mustafa Kemal ve adamları İngilizlerin düşmanıdır. Bense İngilizlerin dostuyum. Ne isterseniz vermeye hazırım. Halife olarak her zaman sizin tarafınızı tutarım.”

Vatanın namus ve şerefini kurtarmak için, kanını akıtanlara karşı Osmanlı Devleti’nin Padişahı, İngilizlerin yanında savaşmayı teklif ediyordu.

★★★

Batı Cephesi takviye edilir ve asker mevcudu, ilk defa 200 bine çıkarılır.

Ancak, İngiliz desteğindeki Yunan ordusu, asker sayısı, silah ve araç yönünden üstündü.

Bu üstünlüğe karşı, Mustafa Kemal Paşa, gizlilik, aldatma ve baskına dayalı bir plan hazırlar.

Tarihin en riskli planlarından biridir...

★★★

26 Ağustos 1922 saat 5.30’da, 239 yıldır özlenen, Büyük Taarruz topçu ateşiyle başlar.

Düşman, hiç beklemediği bir yerden baskına uğramıştır.

26 Ağustos’ta, Yunan ilk mevzileri ele geçirilir.

27 Ağustos’ta, Türk kuvvetleri Sincan ve Afyon ovalarına iner.

Düşman kaçış halindedir.

★★★

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, 30 Ağustos 1922 günü Dumlupınar’da Zafer Tepe’den taarruzu bizzat yönetir.

Muharebenin adı, “Başkomutan Meydan Muharebesi”dir.

★★★

Türk Ordusu, 10 günde yaklaşık 400 kilometre yol alır ve 9 Eylül 1922’de İzmir’i kurtarır.

İşgalcilerin hayalleri yerle bir edilir.

Savaşın ustası Sarışın Kurt 41 yaşındadır.

★★★

Anadolu’da yeni doğan Türk Devleti, Büyük Taarruz zaferiyle dünyaya varlığını kabul ettirir.

Zafer gerçekleşmeseydi, son bağımsız Türk Devleti de tarihe karışmış olacaktı.

★★★

Mustafa Kemal Paşa, Büyük Zafer’i n önemini açıklar:

“Hiç kimsenin kuşkusu olmasın ki, yeni Türk devletinin, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli burada atıldı. Bu topraklarda dökülen Türk kanları ve bu gökyüzünde dolaşan şehitlerin ruhları, devletimizin ve Cumhuriyetimizin sonsuza kadar koruyucularıdır.”

★★★

Evet...

Büyük Taarruz...

Vatandan, milletten başka sevgili bilmeyen kahramanların türküsüdür...

Siz, atalarınız ve çocuklarınızın öyküsüdür.

Yazarın Diğer Yazıları