Sayın Savcı Bey ve yardımcıları, size ihbar etmek ihtiyacını duydum. Aşağıda yazacaklarım hepsi belgeli, şahitli kanıtlıdır. Umuyorum ki, bu kanıtlar “adalet ışığınızın ölümsüz olmasına” yardımcı olsun.
Başlıyorum:
10 Ekim 2015 tarihinde: Turpları yiyen yedi. 11 Ekim 2015 tarihinde: Rüşvet dosyasını Tayyip Erdoğan mı örttü? 12 Ekim 2015 tarihinde: Daimler Rüşvet Dosyası. Başlıklı köşe yazılarını peş peşe yazmıştım. O yıllarda Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olan Melih Gökçek bana 30.000 TL talepli “tazminat davası” ve ayrıca hapis talepli “ceza davası” açmıştı. 30 bin TL o zaman çok iyi bir paraydı.
★★★
Ben ne yazmıştım?
Kısaca özetleyeyim:
3 yazım da “rüşvet iddiasını” anlatıyor, o yılların Başbakanı olan Tayyip Erdoğan’ın Melih Gökçek ve diğerleri hakkında “idari soruşturma açtırıp halkı aydınlatmasını” istiyordu.
★★★
Olay şuydu:
Alman Daimler Benz şirketi, onun ABD’deki firması ve Türkiye’deki kolları, “Dünyanın 22 ülkesine otobüs satarken 10 milyon Euro’dan fazla rüşvet” dağıtmıştı. ABD adaleti de “Serbest rekabete aykırı bu kirli satışı” belgeleriyle ortaya çıkarıp dava açmıştı. Daimler ana firması ve kolları, “Otobüs satarken rüşvet yedirdiğini” kabul etmiş; yasa gereği ABD adaletine 180 milyon dolar ceza ödeyerek dosyayı kapattırmıştı.
★★★
Bu haberler dünya basınında yer alınca bizim Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) görevi ve kanun gereği ABD Sermaye Piyasası Kurulu (SEC)’dan bilgi, belge, mahkeme tutanağı, hakim kararı ne varsa istemiş ve aldığı tüm bilgileri Türkiye Adalet Bakanlığı’na, gereğinin yapılması için, göndermişti.
★★★
Yıl 2012 idi.
Başbakan Erdoğan’dı. Daimler’ in rüşvet torbasından dağıttıklarını Türkiye’de basına ve halka ilk kez o zaman Konya Milletvekili olan hukukçu Atilla Kart duyurmuştu. Meclis’te de “soru önergesi” vererek Başbakan’dan, Adalet Bakanı’ndan, İçişleri Bakanı’ndan “Rüşvet dosyasını gizlendiği yerden çıkarmalarını” istemişti. Benim yazdıklarım milletvekili Atilla Kart’ın soru önergesindeki bilgilerdi, belgelerdi.
★★★
Belgeler netti:
Otobüs alırken rüşvet yiyenlerin listesi şöyleydi: Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’na: Otobüs başına 3 bin 315 Mark. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne: Toplam: 5 bin 836 Euro. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne: Toplam: 130 bin Mark. İçişleri Bakanlığı’na: 28 bin 177 Mark. Bir memura: 300 Dolar. Polis Derneğine: 1.500 Mark. Dilovası Belediyesi’ne: 64 bin Mark. Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda üst rütbe yetkiliye: 5.000 Mark. İETT’den Mrs. X’e 50 bin Mark.
★★★
Sayın Savcım.
Şahitli, ispatlı belgelere rağmen rüşvet görmezden gelindi. Ben, söz konusu 3 yazıyı yazarak “rüşvetin örtülmemesini” istiyordum. Melih Gökçek benim telefonumu bulmuş, aradı, “Seni dava edeceğim” dedi ve ben de ona “Sizin bizzat isminiz yazılarak rüşvet aldığınızı Daimler Benz ve Amerikan adaleti iddia ediyor, beni değil onları dava ediniz, gerçekler ortaya çıksın...” demiştim. Gökçek bana dava açtı. Aradan 2 yıl geçti.
★★★
Başta İstanbul ve Ankara olmak üzere büyük şehirlerin belediye başkanları ile AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın arası açıldı. Tayyip Erdoğan, diğer belediye başkanları ile birlikte Melih Gökçek’e de “İstifa et yoksa pişman ederim” anlamına gelecek tatlı-sert seslenişler yaptı. Melih Gökçek de istifa etti.
★★★
Ben de bu kez “Allah’ın iki tokadı” başlıklı yeni bir yazı yazıp; “Allah’ın 2 eli var, bir eliyle Tayip Erdoğan’ı tokatlıyor, öbür eliyle Melih Gökçek’e şamar indiriyor” diye yazdım. Gökçek bu yazıya da hem tazminat hem ceza davası açtı. Dava Ankara’da görüldü.
Aradan 4 yıl geçti.
Dava kararı çıktı.
★★★
Gazetenin Hukuk Bürosu bana şu yazılı bilgiyi geçti: “İbrahim Melih Gökçek tarafından; SÖZCÜ Gazetesi’nin 25.10.2017 tarihli nüshasında yayınlanan “Allah’ın iki tokadı” başlıklı köşe yazınız nedeniyle “hakaret” suçu oluştuğu iddiası ile suç duyurusunda bulunulmuştu. Soruşturma neticesinde hakkınızda “ceza davası” açılmıştı. Ceza davasında yürütülen yargılama neticesinde, yazılarınızda suç oluşmadığı için suçsuz olduğunuza (beraat) karar verilmiştir.”
★★★
Sayın Savcım!
Bunca aradan sonra ben bu ihbarı bugün size şunun için yapıyorum. Melih Gökçek ve ailesi hakkında; “Yurt dışına para kaçırıp akladığı” suçlamasıyla soruşturma açmış, yurt dışı yasağı da koymuşsunuz. Amerikan adaletinin “Rüşvet yiyip belediyeye otobüs satın aldı” dediği Daimler Benz’in de “Evet rüşvet yedirip otobüs sattım” diye kabul ettiği rezaletin üstüne o dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin neden gitmediler?
★★★
Sayın Savcım!
Siz sorsanız!
Bir umut cevabı öğreniriz. Meclis’te adı yumruk atma, çene kırma, diş dökme ustası olmaya çıkmış oğlu Osman Gökçek’i Tayyip Erdoğan sonrası parti başkanlığına hazırladığı için mi bugün Melih Gökçek’i korkutuyorlar?
PORTAKAL SANDIĞI ÜSTÜNDEN
Köprü satandan “güçlü lider” olur mu!
Anket yapmışlar. Soruyu kimlere hangi ortamda sormuşlar önemli değil. Soru ve sonuç önemli. Demişler ki, “Bir savaş çıksa Türkiye’yi hangi güçlü liderin yönetmesini istersiniz?” Yüzde 48.1’i Tayip Erdoğan, yüzde 12.5’i Özgür Özel demiş. Devletin işlettiği 2 boğaz köprüsünün ikisi de çok kazançlı; biri yüzde 96, diğeri yüzde 97 kârlı çalışıyorlar. Kârlı kazançlı köprüyü işletemeyip satan güçlü lider olabilir mi?