Şehrin ortasında oluk oluk su akıyor ama halk bir yudum içemiyor
Dünyanın birçok bölgesinde sanayi kirliliği, altyapı yetersizliği ve yüksek tuzluluk oranı, devasa su kaynaklarının merkezindeki metropolleri susuzluk krizine sürüklüyor. Bazı ülkelerin yanı başlarından nehirler ve göller akmasına rağmen halkın şebeke suyunu ağır metal, mikrobiyolojik kirlilik veya tuzluluk nedeniyle tüketemediği en somut küresel örnekler olarak öne çıkıyor.
Dünya genelinde sanayi kirliliği, altyapı yetersizlikleri ve coğrafi faktörler, büyük su kaynaklarının çevresinde kurulu metropollerde temiz suya erişim krizlerine yol açıyor. Devasa nehirlerin, göllerin veya deniz kanallarının merkezinde yer almasına rağmen, şebeke suyunun tüketilemediği küresel örnekler ve arkasındaki teknik nedenler şu şekilde:
FLİNT (ABD): ALTYAPI VE KURŞUN KRİZİ
Dünyanın en büyük tatlı su rezervlerinden biri olan Büyük Göller (Great Lakes) bölgesinde yer alan Flint şehrinde, 2014 yılında maliyetleri düşürmek amacıyla içme suyu kaynağı değiştirildi. Şehrin su hattı Flint Nehri’ne bağlanmıştır. Ancak nehir suyunun yüksek oranda korozif (aşındırıcı) yapısı, kentin eski şebeke hatlarında bulunan kurşun boruları eritti.
Musluklardan akan suya yüksek oranda kurşun karışması ve Lejyoner hastalığına yol açan bakterilerin yayılması nedeniyle şehirde acil durum ilan edildi. Kentte su akışı kesilmemiş olsa da halk, borulardan kaynaklanan ağır metal zehirlenmesi riski yüzünden yıllarca şebeke suyunu tüketememiş ve ambalajlı su kullanmak zorunda kaldı.
CAKARTA (ENDONEZYA): ENDÜSTRİYEL KİRLİLİK VE ATIK SORUNU
Endonezya'nın başkenti Cakarta, içinden 13 nehir geçen ve her yıl yoğun yağışlar nedeniyle sel baskınlarına maruz kalan bir kıyı kenti ancak bu nehir suları, arıtılmaksızın deşarj edilen endüstriyel atıklar, evsel çöpler ve kanalizasyon karışımları nedeniyle ağır derecede kirlendi.
Şehirde gelişmiş bir merkezi arıtma ve dağıtım altyapısı bulunmadığı için nehir suları içme suyu standartlarını karşılauamıyor. Yüzeydeki yoğun su varlığına rağmen halkın büyük bölümü şebeke suyunu tüketememekte, temiz su ihtiyacını karşılamak için yasa dışı kuyularla yer altı sularına yüklenmektedir. Bu durum, yer altı su seviyesinin boşalmasına ve şehrin her yıl denize doğru çökmesine neden oluyor.
VENEDİK (İTALYA): COĞRAFİ TUZLULUK
Tamamen deniz kanallarının üzerine kurulu olan ve sokakları suyla kaplı Venedik, kurulduğu dönemden bu yana su kaynağının ortasında temiz su kıtlığı yaşayan coğrafi bir örnek. Kanallardan akan su deniz suyu (tuzlu su) olduğundan doğrudan içilmesi veya tarımda kullanılması kimyasal olarak imkansız.
Tarih boyunca Venedik halkı, bu su kütlesinin ortasında susuz kalmamak için binaların iç avlularına özel yağmur suyu toplama sarnıçları inşa etti. Günümüzde ise modern kentin içme suyu ihtiyacı, kanallardaki sulardan değil, ana karadan boru hatlarıyla taşınan tatlı su şebekesiyle karşılanıyor.
GANJ NEHRİ KIYISINDAKİ ŞEHİRLER: (HİNDİSTAN): MİKROBİYOLOJİK KİRLİLİK
Hindistan'ın Varanasi gibi büyük nüfuslu kadim şehirleri, saniyede binlerce metreküp su taşıyan Ganj Nehri'nin kıyısında yer alıyor. Nehir, havzası boyunca milyonlarca insanın su ihtiyacını karşılasa da endüstriyel atık suların doğrudan nehre dökülmesi, evsel atıklar ve nehir kenarındaki dini ritüeller (cenaze küllerinin bırakılması vb.) nedeniyle biyolojik ve kimyasal olarak yüksek kirlilik oranına sahip.
Suda bulunan koliform bakteri miktarı, uluslararası güvenli içme suyu sınırlarının binlerce kat üzerinde. Arıtma tesislerinin yetersiz olduğu bölgelerde nehir suyu doğrudan tüketildiğinde tifo, kolera ve hepatit gibi ciddi salgın hastalıklara sebebiyet veriyor.