Sevda Karaca: İliç'in hesabı kapatılırken madenler NATO'ya açılıyor

Emek Partisi Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, İliç maden faciası davasında tutuklu sanık kalmamasına tepki gösterdi. İktidarın katliamın sorumlularını koruduğunu savunan Karaca, bunun NATO'nun "kritik hammaddeler" politikasıyla bağlantılı olduğunu belirterek, "Bir yandan İliç'in hesabını kapatmaya çalışıyorlar, diğer yandan bu ülkenin madenlerini uluslararası tekellere pazarlıyorlar" dedi.

Erzincan'ın İliç ilçesinde 9 işçinin yaşamını yitirdiği maden faciasına ilişkin davada tutuklu sanık kalmamasına tepki gösteren Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, iktidarın yargı süreciyle katliamın sorumlularını koruduğunu öne sürdü. Karaca, davadaki gelişmelerin NATO'nun "savunma açısından kritik hammaddeler" politikasıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

"SUÇLULARI AKLAMAYA ÇALIŞIYORLAR"

Davanın 20 Ekim'e ertelendiğini ve tutuklu sanık bulunmadığını hatırlatan Karaca, yeni oluşturulacak bilirkişi heyeti üzerinden sorumluların aklanmaya çalışıldığını savundu. Katliamda yaşamını yitiren işçi Uğur Yıldız'ın kardeşi Duygu Yıldız'ın, "Murat Kurum'un elinde madenci kanı var" sözlerini anımsatan Karaca, Kanadalı maden şirketi Anagold'un sahiplerinin, şirketin yerli ortağı Çalık Holding'in ve dönemin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un yargılananlar arasında yer almadığını ifade etti. Katliamın bedelini işçilerin ödediğini belirten Karaca, "Tonlarca altını paylaşarak zenginleşen tekellerin ve komisyoncuların vahşi sömürü politikalarının bedelini İliç'in işçileri canlarıyla ödedi" dedi.

"NATO ZİRVESİNİ FIRSATA ÇEVİRDİLER"

İktidarın yalnızca İliç davasındaki sorumluları korumakla kalmadığını savunan Karaca, Türkiye'nin doğal kaynaklarının uluslararası sermayeye açılmak istendiğini ileri sürdü. "Katilleri kaçırmak için NATO zirvesini fırsat bildiler" diyen Karaca, "Adalet mücadelesi veren ailelerden ve bu ülkenin emekçilerinden suçluları kaçırıyorlar" ifadelerini kullandı. İktidarın uluslararası yatırımcılara "Türkiye'de can da doğa da işçi yaşamı da ucuz. Ne yaptırım var ne ceza. Buyurun yağmalayın" mesajı verdiğini öne süren Karaca, bunun yeni maden ve hammadde politikalarının önünü açtığını söyledi.

"MADENLERİ NATO'NUN SAVAŞ POLİTİKALARINA AÇIYORLAR"

Hükümetin NATO'nun "savunma açısından kritik hammaddeler" projesinde yer almaya çalıştığını belirten Karaca, "NATO'nun sadık müttefiki olmakla övünenler, bu ülkeyi madenleriyle, nadir elementleriyle, ucuz ve örgütsüz emek gücüyle emperyalistlerin hizmetine sunuyor" dedi. Hükümete, "Bu kez nereleri parselleteceksiniz? Hangi dağları, hangi vadileri, hangi maden sahalarını NATO'nun savaş sanayisine peşkeş çekeceksiniz?" sorularını yönelten Karaca, uluslararası zirvelerde sağlanmaya çalışılan "prestij ve meşruiyetin" adalet mücadelesi karşısında karşılık bulamayacağını savundu. Karaca, açıklamasını, "Biz bu ülkenin zenginliklerini de doğasını da işçinin alın terini de NATO'nun, tekellerin ve patronların yağma düzenine teslim etmeyeceğiz. İliç'in de memleketin de hesabını er ya da geç soracağız" sözleriyle tamamladı.