Silah bırakmadan çıkarılacak af teröre teslim olmak demektir

“Terörsüz Türkiye” yasa teklifini Abdullah Öcalan, PKK’nın Kandil grubu, DEM Parti, AKP’nin bazı eski milletvekilleri öğrendi ama teklifin içeriği halktan gizleniyor. “Terörsüz Türkiye” adıyla başlatılan süreçte 21 ay geride kaldı. Başlangıçta süreç içinde bir pazarlık yapılmayacağı ve terör örgütünün fesih olacağı duyurulmuştu.

“Terörsüz Türkiye” sürecini, Zafer Partisi (ZP) Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ yakından izliyor. Silahın yakılmasıyla gerçekte terör örgütü fesih oldu mu, silah bıraktı mı? Bundan sonraki beklentileri Özdağ’a sordum. Sorularımızı şöyle cevaplandırdı:

PAZARLIĞA DÖNÜŞTÜ

“Terörsüz Türkiye olarak başlatılan süreç, ilk aşamadan itibaren terör örgütüyle pazarlığa dönüştü. En baştan itibaren narko-terörist ve bebek katili Öcalan’a özgürlük verilmesi ve siyaset hakkı tanınması, pazarlığın ilk şartı olarak dikte edilmeye çalışıldı. Bu arada göstermelik bir silah yakma işlemi yapıldı ve kamuoyuna ‘PKK tüm silahları yaktı’ izlenimi verilmeye çalışıldı. Meclis’e bir yasa taslağı sunulacağı ve PKK terör örgütüne örtülü af çıkarılmasının amaçlandığını gördük. Yasa taslağında hem dağdaki teröristlerden suça bulaşmamış olanların affedilip topluma katılmaları ve hem de cezaevindeki hükümlülere infaz değişikliği üzerinde çalışıldığı öğrenildi.

- Terör örgütü üyelerinin hangisinin suça karışıp karışmadığını nasıl anlayacaklar? Örgüt elebaşları topluma kabul edebilecek mi?

- Türk Ceza Kanunu 314’ncü madde ilk iki fıkrasına göre terör örgütü kurmak, yönetmek ve üye olmak suçtur. Terörle Mücadele Kanunu da aynı hükmü amirdir ve konuyu detaylandırmaktadır. Bu bakımdan çerçeve yasa taslağı bu suça yönelik bir af düzenlemesi içermektedir. Nitekim Adalet Bakanı, kısa süre önce yaptığı açıklamada genel bir af düşünülmediğini, çerçeve yasa taslağı ile PKK’ya yönelik bir düzenleme üzerinde çalışıldığını ifade etti.

Terör örgütüne üye olmak suç olmasına karşın, PKK terör örgütü mensupları için bir cezasızlık hazırlığı yapıldığını tahmin ediyoruz. Aslında terör örgütü üyelerinin fiili olarak silahlı terör eylemlerine doğrudan katılıp katılmadığını anlayabilmek pek mümkün görünmüyor. Bunun için terör örgütü mensuplarının silahlarıyla birlikte teslim olması ve silahların adli incelemeden geçirilmesi gerekiyor. Ancak bu yönde bir çalışma olmayacağı ve en iyimser tahminle, elebaşılar hariç, ‘beyana’ bağlı olarak işlem yapılacağı ve muhtemelen 5 yıllık bir dönem için denetimli serbestlik uygulaması düşünülüyor olabilir.

4 TERÖR TUGAYI

- PKK terör örgütü silah bırakmadığı halde, çerçeve yasa ile örtülü bir af getirildiğinde Terörsüz Türkiye oluşur mu?

- PKK terör örgütü silah bırakmadı ve bu yönde bir niyeti olmadığını da açıklıyor. Nitekim terör elebaşı Karayılan ‘Biz silah bırakacağız demedik, silahlı mücadele stratejisine ara verdik’ diyor. Zaten PKK teröristlerinin büyük bölümü Türkiye’den Suriye’ye geçtiler ve 4 terör tugayı şeklinde yapılanıyor. Yani PKK’nın silah bırakmayacağı anlaşılmış durumda.

Durum böyleyken çerçeve yasa ile PKK’ya af getirilir ve dağdaki teröristler topluma katılmaya başlarsa, PKK’nın siyasi kolu DEM güç kazanabilir. Topluma, Türk devletinin terör örgütünün şartlarını kabul ederek dize getirildiği mesajı verilir. Oluşan tablonun, kahraman gazilerimiz ve şehit ailelerimiz başta olmak üzere toplum genelinde bir hayal kırıklığı ve yaygın öfke ve hatta tepkiye neden olacağı muhakkaktır.

SİYASİ STATÜ GERÇEKLEŞİYOR

- Çerçeve yasa taslağının içeriğini henüz kimse görmedi ama Öcalan’ın görmesini nasıl karşıladınız?

- Çerçeve yasa taslağı için aylardır konuşuluyor, hazırlık yapılıyor ama içeriğini henüz gören olmadı. Siyasi Partilerin çok büyük bölümü, barolar, sivil toplum kuruluşları ve halkımızın taslak metnin içeriği ve yapılan pazarlıklardan haberi olmadı. Meclis Başkanı geçen hafta birkaç siyasi parti ziyareti yaptı ama orada bile bir metin vermeden görüşme yapıldığı söyleniyor.

Bu durumu ‘skandal’ diye tanımlamak bile yetersiz kalır. Henüz topluma bile açıklanmamış bir taslak için eli kanlı bir katilden onay almak ve sonra bunu Meclis’e getirmek, TBMM’nin iradesini yok saymak demektir. Ya da Öcalan’ı Meclis iradesinin üstünde saymak demektir. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ‘siyasi koordinatör’ talebi ve ‘siyasi statü’ isteği böylece gerçekleşmeye başlıyor demektir. Büyük bir hukukî ve siyasi tecavüz sayılacak bu işlemi TBMM’nin değerli vekilleri içine sindirebilecek mi merak ediyorum!

TERÖRE TESLİM OLMAK

Diğer yanda, bir terör örgütü silah bırakmadan ve bırakmayacağını ilan etmişken ona af çıkarmak ve hukuki ve siyasi ayrıcalıklar vermeye başlamak, ‘Teröre Teslim olmak’ anlamına gelecektir. Bu teslimiyeti anlayabilmek mümkün değil çünkü PKK’nın 1984-1999 arasındaki ilk şiddet dönemi, 1999’da Öcalan isimli terör elebaşının ele geçirilmesi, terör örgütünün büyük oranda dağılması, Türkiye’den çekilmesi ve eylem yapamayacak hale gelmesiyle TSK’nın üstünlüğüyle tamamlanmıştı.

Ardından 1’nci Açılım sonunda oluşan Hendek çatışmaları da, 2’nci kez, TSK’nın net galibiyeti ile sonuçlanmıştı. Durum böyleyken şimdi silah bırakmayan PKK’ya verilmesi düşünülen bu hukuki ve siyasi ayrıcalıklar, Türkiye’nin teröre teslim olduğunu göstermektir. Teslim olmuş bir Türkiye’de bir seçim daha kazanmanın kimseye bir fayda getirmeyeceğini görmek gerekiyor.

DEVLETİMİZ FESİH OLABİLİR

- Çerçeve yasa taslağı TBMM’den geçerse Terörsüz Türkiye’ye ulaşılabilir mi?

- Çerçeve yasa taslağı Meclis’ten geçer ve PKK yeniden kentlere inerse maalesef büyük ihtimalle kaos oluşur. Ancak bilinmeli ki; çerçeve yasa taslağı bu süreçteki nihai hedef değil, geçiş dönemi hukuku olarak tasarlanmaktadır. Ana hedef yeni bir anayasayla etnik ve mezhep gruplarına siyasi tanım hak ve ayrıcalıklar verilmesi suretiyle ulus devletin feshi yönünde gelişebilir. Yani terör örgütünün feshi diye çıkılan yolda devletimiz fesih olabilir. Daha açık bir ifadeyle, bu süreç aynı zamanda milli-üniter-laik devletin ilgasına kadar uzanabilir ve Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Lübnan veya Irak ya da Libya modeli gevşek bir federasyon/konfederasyona dönüşebilir.

Özetle, 103’ncü yılında Cumhuriyetimiz ağır bir beka sorunuyla karşı getirilmiştir. Birleşik muhalefet için seçimleri beklemek, büyük bir yanılgı ve hatta gaflet haline dönebilir. Bu bakımdan Zafer Partisi, bu süreci koordine etmeye ve Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetimizi korumaya hazırdır!”

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’ın bu konudaki görüşünü Cuma günü yine bu köşede okuyacaksınız.

Yazarın Diğer Yazıları