Her zaman söylüyoruz. İki ayrı Türkiye var:
Biri, lüks lokantaları, uçakları, tatil yerlerini, beş yıldızlı otelleri dolduran, pembe bulutlar üzerinde uçan bir Türkiye...
Lüks otomobiller satın alınıyor, lüks lokantalar dolduruluyor, lüks otellerde konaklanıyor, lüks geziler yapılıyor...
Bu ülkede öğle yemeği için özel uçağına atlayıp Paris’e gidenler bile var... Hepsi helali hoş olsun ama...
Diğeri tarafta, enflasyonla, hayat pahalılığıyla boğuşan, zar-zor yaşamaya çalışan bir Türkiye var...
Lüks Türkiye’nin nüfusu 17 milyon 200 bin kişi...
Hayat mücadelesindeki Türkiye’nin nüfusu ise 68 milyon 800 bin kişi...
★★★
Ben bu 68 milyonluk çoğunluğun dertlerini anlatmaya, onların sesini duyurmaya çalışıyorum...
Bana “Otoyollar araçlarla dolu, lokantalarda yer yok, oteller tıklım tıklım, sen ne diyorsun?” diye mesaj yollayanlar, bu ülkenin gerçeğini görmeyenlerdir.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek 2023 yılında göreve geldiğinde ne vaat etmişti? İddialı bir şekilde enflasyonun 2026’da tek haneli rakama düşeceği söylemişti. Hani, nerede?
TÜİK’in törpülenmiş hesaplarına göre bile enflasyon hâlâ yüzde 30.87... Bağımsız kuruluş ENAG’a göre ise yüzde 54.62...
★★★
Sorunlarımız çözülmedi, dertlerimiz azalmadı ama Şimşek Bey, “Hazırladığımız ekonomik program iyi çalışıyor ve başarıyla devam ediyor” diyor.
“Maliye Bakanı herhalde haklıdır! Ondan iyi bilecek değiliz ya...” diye düşünüyor, inanmak istiyoruz ama bir yandan da “Peki biz bu dayağı neden yiyoruz?” diye sormadan edemiyoruz.
Kişi başına düşen milli gelirimiz de artıyor, biz bilmeden, farkına varmadan ulus olarak zenginleşiyormuşuz!
Dedik ya... Bakan Bey’den daha iyi bilecek değiliz ama şaka bir yana... Durumlar hiç iyi değil maalesef...
★★★
Mehmet Şimşek devamlı umut veriyor fakat, vatandaşların haline bakıyoruz da, yaşamlarında en ufak bir düzelme yok.
Tam tersine, asgari ücretliler, dar gelirliler ve emekliler her geçen gün biraz daha batağa gömülüyorlar!
Pazar artıklarını toplayarak geçinmeye çalışanlar gazetelerde haber konusu oluyor.
Mehmet Şimşek Bey ekonomiyi gerçekten düzelteceğine inanıyorsa, acele etsin biraz...
Borçlar gırtlağa dayandı, milletin dayanacak gücü kalmadı!
Şimşek Bey’în haberi olsun!
Alçakça bir tehdit!
Türk basını olarak gerçekten hazin günler yaşıyoruz.
Haberler hiç iç açıcı değil...
Hukukta da, demokraside de sadece geri vitesi olan bir araç gibiyiz... Hep geriye geriye gidiyoruz.
Genç meslektaşımız Barış Pehlivan 1 yıl 3 ay hapse mahkum edildi.
Gazetecinin kaderidir. Halkı bilgilendirmek sakıncalıdır.
Varlığı ve savunduğu özgürlükçü fikirleriyle onur duyduğumuz yazar arkadaşımız Prof. Dr. Emre Kongar, yobaz olduğunu tahmin ettiğimiz bir ahlâksız tarafından tehdit edildi. Hem de idam tehdidi ile...
(X) platformunda anonim bir hesap tarafından yapılan rezil paylaşımda “Emre Kongar’ın Taksim Meydanı’nda halka açık biçimde idam edilmesi gerektiğini düşünüyorum.” ifadeleri kullanıldı.
Emre Hoca’ya bu alçakça tehdit Atatürk ilkelerine sahip çıktığı, “Laik Demokratik Cumhuriyeti savunduğu” için yapıldı.
TEBESSÜM
Çapkınlık ve intikam!
Temel hastalanır. Durumu ağır gibi görünmektedir. Karısına seslenir:
“Fadime, gel yanıma, galiba sonum geldi, yolcuyum! Sana bir itirafta bulunacağım... Vicdan azabı içindeyim!”
Fadime sakin bir sesle:
“Söyle Temel’ciğum, sevgilum, seni dinliyorum” der.
Temel “Ben seni çok aldattım!” diye itiraf eder.
Fadime yine sakin ve müşfik bir sesle:
“Biliyorum Temel’ciğum, sevgilum” der “Ben seni keyfimden mi zehirledim sanıyorsun?”
GÜNÜN SÖZÜ
Ağacın dibine balta vurulursa, yapraklarını sulamak ne işe yarar?