Sıra Davutoğlu’na gelmiş!

Sevgili okurlarım, memlekette her gün hayretle tanık olduğumuz akıl almaz işlere şimdi bir yenisi daha eklendi. İnanılmaz olaylar bunlar!..

Savcılık Ahmet Davutoğlu’nun bazı sözleri nedeniyle cumhurbaşkanına hakaret davası açmış.

Peki, bu iş nasıl olmuş!

Davutoğlu ne demiş ki hakkında böyle bir dava açılmasına karar verilmiş!

Ne zaman demiş!

Efendim, bildiğiniz gibi Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin son başbakanıdır. Bu göreve atandığında anayasa henüz değişmemişti. Değişim sonrasında Recep Tayyip cumhurbaşkanı oldu, o da Davutoğlu’nu kendisine başbakan seçti çünkü bugün sahip olduğu olağan dışı yetkilere henüz sahip değildi.

Yani Türkiye Cumhuriyeti henüz bir tek şahsın emrine ve hizmetine sokulmamıştı.

Böylece cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip’le onun başbakanı Davutoğlu Ahmet el ele kol kola çalıştılar. En büyük amaçları aynıydı.

Eski vilayetimiz olan Suriye’yi ele geçirip Şam’daki Emevi Camisinde hep birlikte namaz kılmak!

★★★

Gel zaman git zaman memlekette koşullar değişti ve Türkiye Cumhuriyeti, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip’e emanet edildi. Başbakanlık ortadan kalktı. Davutoğlu siyasette devreye girdi ve Gelecek Partisi Genel Başkanı oldu.

Şimdi hakkında cumhurbaşkanına hakaret davası açılan Davutoğlu’nun suçu neymiş, ne demiş de emrinde çalıştığı o şahsa hakaret etmiş. Bu sorunun yanıtları dünkü Sözcü ve Tavır gazetelerinde yer aldı:

“Milyarlarına milyarlar kattılar, haram yediler, çevrelerini zengin ettiler. Akrabalarını zengin etti. Beş müteahhide Türkiye’yi peşkeş çekti...”

Peki Davutoğlu bu sözleri ne zaman söylemiş?

Bundan tam beş yıl önce Bingöl’de.

Pazartesi günü gidip ifade verecekmiş. Yargının vereceği karar bizi bağlamaz...

Ancak şunu iyi bilmek gerekir. Bunlar bu memleketi el ele kol kola yönettiler. Şimdi düştükleri şu durumu görünce insan üzülüyor, Türkiye Cumhuriyeti adına içi sızlıyor.

Artık daha fazla bir şey söylemeye gerek yok...

Biri cumhurbaşkanı, öteki ise onun başbakanı! Bu ikili bizi yıllarca yönetti.

O yıllarda can ciğer kuzu sarması, şimdi ise tu kaka!

Valla verilmiş sadakamız varmış yani!

Galiba bizi ilahlar korumuş.

Elçi Bey’in görkemli düğünü

Söz bizim gazeteden açılmışken dün başka bir haber gözüme çarptı.

Türkiye’nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz’ın kızı Zehra evlenmiş. Görkemli düğün çok parlak geçmiş.

Beş yıldızlı sofralar falan filan...

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve bazı bakanlar dahil siyasette en üst düzey kişiler hoşça vakit geçirmişler.

Bu fotoğraflı haberi okurken aklıma yine bir şey geldi...

Bir teröristin bizim desteğimizle cumhurbaşkanı seçilen sakallısı var. Onun kurduğu yeni yönetemi çoktan tanıdık ve Şam’a büyükelçi yolladık.

Ama gelin görün ki bizim paralarımızı yemekle iş başında kalan Suriye yönetimi Ankara’ya büyükelçi ataması yapmıyor.

Acaba bizi adam yerine koymuyor mu, bilemiyorum.

Bu konuyu burada defalarca dile getirip sordum...

Acaba Suriye Ankara’ya büyükelçi atadı da bizim mi haberimiz yok.

Kendini bu durumlara düşüren Dışişleri Bakanlığı ve Saray, bu basit soruma her nedense yanıt veremiyor.

Şimdi bu vesile ile aynı soruya yanıt gelmeyeceğini bilerek bir kez daha soruyorum.

Ülkemizi küçük düşürmeye artık lütfen son versinler.

Sultanlar!

Şimdi Türkiye’de özellikle kadınlarda voleybol coşkusunu yaşıyoruz.

Ancak bu konuda karşımıza ilginç bir durum çıkarıldı. Birileri onlara “filenin sultanları’ adını taktı ve bu isim ne yazık ki yerleşti. Artık her görüşten medyamız onlardan öyle söz ediyor.

Çok yanlış bir tanımlamadır.

Adına sultan denilen kavram Osmanlı döneminde vardı. Onlar Saray’ın gözdeleri olan kadınlardı. Sonra çoğu yurt dışına gitti ve yaşamlarını büyük bir refah içerisinde oralarda sürdürdü.

Türkiye Cumhuriyeti artık sultan barındırmıyor.

Türkiye’de hiçbir sultan yok. Atatürk devrimleri şehzadeler, veliahtlar, prensler, halifeler gibi onları da piyasadan sildi.

Hepsi tarihe karıştı ve yok olup gitti.

★★★

Ne demek yani filenin sultanları!

Olimpiyatlara gitmeyi yeniden garantilemiş, dünya şampiyonu olmuş sporcularımız...

Elimizde artık Türk kadınlarından oluşan muhteşem spor ekipleri var. Demek ki işi ciddiye alınca biz bunu da başarıyoruz.

Dünkü bütün gazetelere bakmanız mümkün olursa görün, bu başarı istisnasız bütün gazetelerin manşetlerini süslüyordu...

Ama bizim gazete dahil hemen hepsi sporcularımızdan ‘filenin sultanları’ diye söz ediyordu!

Hayır efendim onlar ‘sultan’ falan değil...

Mustafa Kemal Atatürk’ün kızlarıdır.

Onlar O’nun sayesinde var ve O’nun sayesinde daha nice zaferler kazanacaklar.

Bize düşen görev ise onların her birine, federasyonlarına, kulüplerine, hocalarına, yöneticilerine ve sporcularına ayrı ayrı teşekkür etmektir.

Yazarın Diğer Yazıları