Sis ormanlarında altın kurbağa keşfedildi

Peru'nun And Dağları'ndaki sis ormanlarında, altın sarısı rengiyle dikkat çeken yeni bir kurbağa türü keşfedildi. Bilim insanları, daha önce tanımlanmamış bu türün sıra dışı üreme özelliğiyle de diğer kurbağalardan ayrıldığını belirledi.

Ülkenin Huancavelica bölgesindeki Tayacaja eyaletinde bulunan Amaru-Huachocolpa-Chihuana Bulut Ormanı Bölgesel Koruma Alanı'nda gerçekleştirilen araştırmalarda keşfedilen türe Gastrotheca amaru adı verildi. Deniz seviyesinden 2 bin 590 metre yükseklikte yaşayan kurbağanın özellikleri, Zootaxa adlı bilimsel dergide yayımlandı.

YUMURTALARINI SIRTINDA TAŞIYOR

Araştırmacılar, altın sarısı renkteki kurbağanın keseli kurbağalar grubuna ait olduğunu belirledi. Bu gruptaki dişiler, yumurtalarını sırtlarında bulunan özel bir kesede taşıyarak gelişmelerini sağlıyor.

Yaklaşık 3,6 santimetre uzunluğundaki erkek kurbağalar, eğrelti otları ve alçak çalıların üzerinde tespit edildi. Türün diğer kurbağalardan ayrılmasını sağlayan özellikler arasında altın sarısı gövdesi, düz derisi ve kendine özgü baş yapısı bulunuyor.

Bilim insanları, kurbağanın fiziksel özelliklerini, çıkardığı sesleri ve genetik yapısını inceleyerek yeni bir tür olduğunu doğruladı. Araştırmacılar ayrıca erkeklerin özellikle akşamın erken saatlerinde ve sabahın ilerleyen bölümünde daha sık ses çıkardığını belirledi.

BÖLGEDE İKİ FARKLI TÜR DAHA TESPİT EDİLDİ

Araştırma sırasında Hyloscirtus armatus ve Rhinella leptoscelis adlı iki amfibi türünün de Huancavelica bölgesindeki varlığı ilk kez kayıtlara geçti. Bu bulgular, söz konusu canlıların daha önce bilinen yaşam alanlarının genişlediğini gösterdi.

Uzmanlar, yaklaşık 5 bin hektarlık koruma alanının henüz keşfedilmemiş başka canlı türlerine de ev sahipliği yapabileceğini düşünüyor. Ancak bölgede artan tarımsal faaliyetler, orman yangınları ve hayvan otlatma baskısı doğal yaşam için tehdit oluşturuyor.

Bilim insanları, altın renkli kurbağanın keşfinin And Dağları'ndaki biyolojik çeşitliliğin anlaşılması açısından önemli olduğunu ve bölgedeki araştırmaların sürdürülmesi gerektiğini vurguluyor.