Sokakta gördüğü köpeğe durup selam vermek aslında derin psikolojik bir anlam taşıyor

Sabah işe giderken yanınızdan geçen bir köpeğe selam verir misiniz, yoksa yolunuza devam mı edersiniz? Psikologlar bu anlık kararın düşündüğünüzden çok daha fazlasını ele verdiğini söylüyor.

Kaldırımda yürürken karşınıza çıkan tanımadığınız bir köpeği sevmek için eğilir misiniz, yoksa yolunuza devam mı edersiniz? Psikologlara göre bu anlık kararınız, çocukluğunuza, travmalarınıza ve dışa dönüklük seviyenize dair inanılmaz ipuçları barındırıyor. 

Sabah kahvenizi alıp işe giderken yanınızdan geçen tüylü bir yabancıya (bir köpeğe) verdiğiniz o anlık refleks, sadece bir hayvan sevgisi göstergesi değil. Köpek-insan etkileşimleri üzerine çalışan psikologlara ve davranış bilimcilere göre; yolda gördüğü her köpeğe coşkuyla selam verenler ile mesafesini koruyanların bilinçaltında yatan kişilik özellikleri, travmaları ve sınır algıları tamamen birbirinden farklı.

Uzmanlara göre sokaktaki bir köpekle kurduğumuz (veya kurmaktan kaçındığımız) saniyelik iletişim, aslında çevremizdeki dünyayla, belirsizliklerle ve sosyal risklerle nasıl başa çıktığımızın kusursuz bir "mikrokozmosu" (küçük bir evreni). İşte köpekleri selamlama biçiminizin kişiliğiniz hakkında anlattıkları...

HER KÖPEĞİ SEVENLER 

Eğer yolda gördüğünüz her köpeğe gülümseyerek yaklaşıyor, onlarla konuşuyor ve sahipleriyle anında sohbete dalıyorsanız; psikolojideki "deneyime açıklık" özelliğiniz zirvede demektir.

Klinik psikolog Dr. Jessica Oliva'ya göre bu kişiler, "büyümeyi reddeden" ve içlerindeki oyunculuk kapasitesini asla kaybetmeyen ruhlardır.

Bu profile sahip kişilerin yeni deneyimlere açık, daha esnek, strese karşı daha dayanıklı oldukları ve depresyona daha zor girdikleri kanıtlanmıştır.

MESAFEYİ KORUYANLAR

Sokakta bir köpek gördüğünüzde onu sevmek yerine uzaktan bakmayı, kibar bir mesafe bırakmayı veya yön değiştirmeyi tercih ediyorsanız; bu sizin kötü veya soğuk biri olduğunuzu göstermez.

Araştırmacı Dr. Emily Bray'e göre bu temkinlilik; kendi kişisel sınırlarına son derece önem veren, geçmiş yaşam tecrübelerinden veya travmalarından dolayı "koruyucu duvarlar" inşa etmiş kişileri işaret eder.

Bu kişiler aslında çok sıcakkanlı olabilirler, ancak "beklenmedik ve kontrol edilemeyen" (bir köpeğin ani tepkisi gibi) sosyal durumlarda kırılgan olmaktan hoşlanmazlar. İhtiyatı ve kontrolü elden bırakmazlar.

KÖPEKLER BİZİN 'DUYGU BAROMETREMİZDİR' 

Köpeklere verdiğimiz tepki sadece sabit karakterimizi değil, o anki ruh halimizi de ele verir. Kendimizi mutlu, güvende ve dış dünyaya açık hissettiğimiz günlerde köpeklere yaklaşma eğilimimiz artarken; kafamızın meşgul, stresli veya kaygılı olduğu günlerde o şirin köpeği görmezden gelme ihtimalimiz çok daha yüksektir. Yani köpekler, o günkü ruh halimizin canlı birer aynasıdır.