SÖZCÜ TV’nin Melis'te 15 Temmuz röportajları gündemi belirledi

15 Temmuz’da demokrasi için yine kenetlendik SÖZCÜ TV’de liderleri dinledik.

CHP’nin seçilmiş lideri Özgür Özel: 15 Temmuz’da Meclis’i açtım

HP lideri Özgür Özel, “15 Temmuz’u o gün tanımlamanızla, bugün tanımlamanız arasında bir fark var mı?” sorusu üzerine, “Şükürler olsun yok” dedi. Özel şunları söyledi:

“O gün 15 Temmuz’a farklı gözle bakıp, daha sonra zaman içinde fikir değiştirenler ya da o günkü tutumla bugün arasında farklılığı olan siyasetçiler var. Bu tarihsel tutarsızlığa sahip olmayı hiç istemezdim.

‘MECLİS’İ AÇIK TUTALIM’

“Hep darbeler Meclis’i kapatır, kuşatır. Dedim ki ‘Eyvah, Meclis kapalı. Bu darbeye Meclis’ten direnmek lazım.’ AK Partili arkadaşlar da hakkımızı teslim ediyorlar. O gün Meclis’in açılma fikri bana aittir ve ben AK Parti’deki grup başkan vekillerini, Meclis başkan vekillerini, Sayın Meclis Başkanı’nı, onlara ulaşarak ve ulaşmaya çalışarak, ulaşabildiklerimi ‘Biz darbenin karşısındayız, darbeler Meclis’i kapatırlar. Biz Meclis’i açık tutalım, hep birlikte bu darbeye Meclis’ten direnelim’ dedik.

‘SEÇİLMİŞLERE DARBE’

“Meclis’i açma çağrısı ilk bizden geldi. Onu zaten kabul ediyor arkadaşlar da. Meclis Başkanı İsmail Kahraman da diyor ki ‘Biz Meclis’i açmalıyız, fikri bende vardı. Sizden, muhalefetten de böyle bir öneri gelince derhal talimatı verdim, ‘Meclis’i açalım diye’ diyor. Onun da hakkını yemiş olmayayım.”

O günkü seçilmişler bugünkü seçilmişlere darbe yapıyor. Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özgür Özel, o gün hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diledi, gazilere minnet duyduğunu belirtti.

Asli Kurtuluş Mutlu sordu, liderler cevapladı

Cevabı yatan mağdurlar verdi

(Kemal Kılıçdaroğlu’nun, FETÖ’cü iddiaları hakkında) “Bayramlaşmada o topladıkları kalabalığa hitap ederken, orada bir FETÖ iması yaptı. Cevabı Balyoz mağduru, içeride yıllarca yatmış, Askeri Casusluk mağduru, Ergenekon mağduru, o günlerde her ihtiyaç duyduklarında yanlarında Özgür Özel’i, Veli Ağbaba’yı, Nurettin Demir’i görenler verdi. ‘FETÖ’nün en acımasız döneminde yanımızda bir tek onlar durdu’ dediler.”

Yeni parti için hazırlık sürüyor

Özel, yeni parti çalışmaları ile ilgili olarak ise şunları söyledi: “Bu konudaki hazırlıklar yapılıyor. Yani tüzük yazılıyor, program yazılıyor, kurucular kuruluna karar veriliyor, birtakım hazırlıklar falan yapılıyor. Temmuz ayının bitimi, Ağustos ayının başlangıcı ile birlikte bu konuda resmi adım da atılır. Hukuki yollar bitip bizim partideki siyaset yapma imkanlarımızı ortadan kaldırdıklarına kani olduğumuzda adım atarız.”

Kızım küçüktü telefonda ağlıyordu

“Ben o gece Meclis’e koşarken, gelirken tüm milletvekilleri gibi, ‘Bizden bir süre haber alamazsınız, korkmayın, Meclis’e gidiyoruz’ dedik. Ailelerimizle haberleştik, helalleştik. Uzunca bir süre benden haber alamadıklarında, sığınakta telefona çekmiyor, çıktığımda kızım telefonda ağlıyordu, o zaman yaşı çok daha küçüktü. Çok endişe etmişlerdi. O gece buraya gelen bütün milletvekilleri canları pahasına buraya geldiler.”

Vatandaşlar o gece Cumhuriyet’i korudu

“Bugün ülkede bir refah vardır, yarın yoktur. Hiçbir şeyin garantisi yoktur. Her şeyin garantisi, hukukun üstünlüğü ve kuvvetler ayrılığıdır, demokrasidir. Milleti memnun olmadığını gönderebilmesidir. Bir kere bunu görmek lazım.
Bugün bir bütünlüklü bakış açısından baktığınızda, o gün muhalefetin de desteğiyle, o gün milletin desteğiyle ve milletin takdiriyle, şehitlerimizi rahmetle analım, gazilerimize bir kez daha minnet duyalım, milletin koruduğu şey bu parlamento ve Cumhuriyet rejimiydi. Şimdi bugün geldiğimiz noktada o gün seçilmişlere darbe yapanların uzaklaştırmaya çalıştıkları, bugün seçilmişlere darbe yapıyorlar. Darbeler her zaman iktidarda olan yapılır, iktidarda olanlar darbenin muhatabıdır, kaçarsa kaçar, direnirse direnir, ondan da bu beklenir. Direnmesi beklenir.”

İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu: FETÖ’nün siyasi ayağı nerede?

Dervişoğlu, özel yayında şu mesajları verdi: ‘Devlet ciddiyetiyle ele alınmalı’ “Bu ülkede olağanüstülük olağanlaştırıldı. Bunlarla alakalı olarak da kapsamlı değerlendirmelere ihtiyaç vardır. Bütün bunların devlet ciddiyetiyle ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Meselenin kapsamlı bir biçimde ele alınması, kimlerin hatası var ise o hatayı yapanların hiç olmazsa öz eleştiri yapmasını ben öneriyorum ya da talep ediyorum.

’NE İSTERLERSE VERDİK’

Darbe teşebbüsünün yaşandığı akşama gelinceye kadar ‘Ne isterlerse verdik’ diyen bir yönetim anlayışının yargıyı bu şebekeye nasıl teslim ettiği, orduyu bu şebekeye nasıl teslim ettiği, dönemin Genelkurmay Başkanını terör örgütü kurmaktan ötürü diğer generallerle birlikte nasıl yargıladığı, kozmik odaya nasıl girildiği, bütün bunların değerlendirmeye tabi tutulması lazımdır diye düşünüyorum.

‘ÖNCESİ DE ÖNEMLİ’

Bu teşebbüs yaşandı. Biz hep 15 Temmuz’da takılı kalıyoruz. Onun öncesini değerlendirmek üzere de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir araştırma komisyonu kuruluyor. Bütün siyasi partiler o komisyona üye veriyorlar.
Neticede o komisyon bir rapor hazırlıyor. Kimilerine göre tekemmül etmiş bir rapor, kimilerine göre de rapor taslağı. Ama rapor, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemine getirilmediği için kamuoyuyla bu zamana kadar paylaşılmadı bile.”

Partimizin doğuş gerekçelerinden

“10 yıl önce henüz İYİ Parti kurulmamıştı. Bu hain kalkışmanın akabinde olağanüstü yetkiler olağanlaştırılınca, Türkiye’de bu konuyla alakalı bir demokrasi ve hukuk mücadelesi verme ihtiyacı hasıl oldu. Aslına bakarsanız İYİ Parti’nin doğuş gerekçelerinden bir tanesini de o yönüyle değerlendirilebilir.”

Ülkede rejim değişikliği oldu

“Biz burada tarihi aydınlatma noktasında siyasiler olarak sorumluluk üstlenmeliyiz. Hatta bu sorumluluğun üstlenilmesinin iktidar partisinden başlaması gerektiğini de sürekli vurgulamalıyız diye düşünüyorum. Şimdi bir kurtuluş gününden bahsediliyor gibi anlatılıyor bütün bu yaşananlar. Oysa 15 Temmuz’da, dediğim gibi, 250’den fazla vatandaşımızı kaybettik. Ülke, bir darbenin sonuçlarına bağlı olarak rejim değişikliğine uğradı.”

Komisyon raporu Meclis’e gelmeli

Bazı yayın organlarından ve açık kaynaklardan komisyon raporuna ulaşılması pek tabii ki mümkün olabiliyor ama kamuoyuyla paylaşılmadı o komisyonun raporu. Ayrıca o raporda konuşulanların da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemine taşınması lazım. Orta yerde bir örgüt var ve bu örgüt önce Allah ile kul arasına girip imanı zedeledi. Daha sonra devlet ile millet arasına girip fitne çıkardı. Ve onun sonucunda da Türkiye bir darbe ortamına taşındı. O hain darbe teşebbüsünde de 253 vatandaşımızı kaybettik. Şehitlerimizi rahmetle anıyor gazilerimize de şükranlarımı sunuyorum.”

Örgütün gücünden kimler faydalandı?

“15 Temmuz’dan sonra yaşananlara bakıyoruz. Dünya tarihi, dünya siyasi tarihi öyle bir olayı tarihe şerh etmemiştir. Bir rejim değişikliği yaşandı Türkiye’de. Bir darbe teşebbüsünün rejim değişikliğine vesile olduğunu dünyada başka bir ülkede görmüş değiliz biz. Dolayısıyla bu kapsamlı rejim değişikliğinin de neleri temel olarak yaşama geçirdiğinin üzerinde konuşulması gereklidir diye düşünüyorum ben. Ve İYİ Parti kurulduğu günden itibaren de zaten bu örgütün her ayağı ortaya çıktı. Ama siyasi ayağının ortaya çıkarılması yönünde doğru ve yeterli adımlar atılmadı. Bu siyasi ayağın kimler olduğu, bu örgütün pozisyonundan kimlerin beslendiği, bu örgütün gücünden kimlerin yararlandığı, bu örgütün hangi emperyal güçlerden destek aldığı da sürekli kamuoyunda konuşuluyor ve tartışılıyor ama bunların neticeleriyle ilgili olarak da kamuoyu kesinlikle bilgilendirilmiyor.”

Saadet Partisi lideri Mahmut Arıkan: Bomba atanlar NATO’ya geldi!

P lideri Mahmut Arıkan, birçok darbe girişimine maruz kalındığını, hepsinin ortak amacının ülkeyi köşeye sıkıştırmak olduğunu belirtti. Arıkan, şunları söyledi:

FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen, iktidar birçok kez dile getirdiği ‘dış güçler’ konusunda gerekli tedbirleri almadı. 15 Temmuz’a bir anda gelinmedi. 28 Şubat sonrası oluşan siyasi iklim 15 Temmuz sürecine zemin hazırladı.

TEYİT ETTİLER

İktidar yetkililerinin ‘Milletimiz bizi affetsin’ söylemi de kendi ifadelerinin teyidi olmuştur. 15 Temmuz’da içinde bulunduğumuz Meclis çatısı bombalandı. Çok ağır, kabul edilmesi mümkün olmayan hadiseler yaşandı. Ama 10 yıl sonra bu Meclisi bombalayan yapıların NATO Zirvesi’ne misafir edildiğini gördük. En yüksek perdeden birçok NATO üyesi ülkenin bu kalkışmayı, bu darbe girişimini desteklediği ifade edildi. Geçtiğimiz hafta da Türkiye’deki bir zirvede en güzel şekilde misafir edildiler. O geceyi hatırlatmakta fayda görüyorum.

ÇELİŞKİLER YUMAĞI

10 yıl sonra yine bir Temmuz ayında, Türkiye’de yapılan NATO Zirvesi’nden İran’a saldırı talimatı verildiğini üzülerek görüyoruz. Yine o gün bizim yanımızda duran Rusya’ya karşı da bu NATO Zirvesi’nde Ukrayna’ya 170 milyar dolardan fazla silah yardımı yapılması kararı alındığını görüyoruz. Bir çelişkiler yumağı içerisindeyiz. Yaşanılanlardan ders alınmadı.

Herkes için aynı hukuk olmalıdır

Arıkan, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’in tutuklanmasıyla ilgili hukukun herkes için eşit uygulanması gerektiğini söyledi. Muhalefetin hatalarının daha görünür hâle getirilirken iktidara yakın kişilerin hatalarının yayın yasağı veya erişim engelleriyle gizlenmesinin ahlaki bir sorun oluşturduğunu kaydeden Arıkan, herkes için aynı hukuk ve ahlak kurallarının geçerli olması gerektiğini vurguladı.

Yeni bir siyasi hat inşa etmek istiyoruz

Önceliklerinin parti ittifakı değil ilke ve program temelli bir yol haritası olacağını dile getiren Arıkan, şöyle konuştu:

“Mevcut sistemin alternatifi bir ittifak inşa etmeye çalışıyoruz. Sorun Türkiye’de sadece iktidarın değişimiyle çözülecek bir mesele değil. Problem, iktidarı değiştirmenin ötesinde anlayışı değiştirmek, devleti yöneten anlayışı değiştirme zaruriyetidir.”

Arıkan, “Ben yakın bir zamanda CHP’deki karmaşanın da o 100 yıllık aklın devreye girerek bir orta yol bulma ihtimalini hâlâ görüyorum” dedi.

Türkiye’ye ilişkin sorunları konuştuk

SP lideri Mahmut Arıkan, yaklaşık 10 yıldır cezaevinde bulunan Selahattin Demirtaş’la görüşmesinde Türkiye’nin durumu, bölgesel gelişmeler ve demokrasi üzerine fikir alışverişinde bulunduklarını söyledi. Siyasetçilerin farklı görüşteki kişilerle de görüşebilmesi gerektiğini belirten Arıkan, Demirtaş’ın gelişmeleri yakından takip ettiğini ve demokrasiye ilişkin değerlendirme ve önerilerini paylaştığını aktardı.

ABD şemsiyesiyle savaşa girmeyin

Türkiye’nin bir savaşa sürüklenmeye çalışıldığını belirten Arıkan, iktidara çağrıda bulundu:

“Bugünkü konjonktürde isimler değişir ama her darbenin arkasında örgütler vardır. Bugünkü örgüt de bizi bir savaşa sürüklüyor. O savaşın adı da NATO şemsiyesi altında İran’la savaşa sokmaktır. Bugün böyle bir tehlikeyle karşı karşıyayız ki büyük ihtimalle Sayın Bahçeli de konuşmasında bu tehlikeyi işaret etti. Bunu aşabilmenin yolu; Trump’ın ve Amerika zihniyetinin, siyonizmin ve emperyalistlerin bu darbelerde nerede durduklarını, hangi pozisyonda kendilerini konumlandırdıklarını ve Türkiye’yi nereye getirdiklerini doğru değerlendirmektir. İktidar yetkililerine sesleniyorum, sakın böyle bir şeye girmeyin. NATO ile beraber, Amerikan şemsiyesi altında İran’la bir savaşa girmeyin.