Tarihçiler bile inanmıyordu: Saray çöplüğünden çıkan Arapça belgenin sırrı belli oldu
Sudan’ın kuzeyindeki Eski Dongola’da, antik bir çöp yığınından çıkarılan küçük bir Arapça belge, tarihçilere eşine az rastlanır bir kanıt sundu.
Yüzyıllardır sadece kulaktan kulağa yayılan hikayelerde yaşayan ve kısmen "efsanevi" kabul edilen Nubyalı hükümdar Kral Kaşkaş’ın, halkı ve saray görevlileri üzerinde mutlak yetkiye sahip, kanlı canlı bir tarihi figür olduğu ilk kez doğrudan kanıtlandı.
Bu keşif, Hristiyan Nubya krallığı Makuria’nın başkenti olan Eski Dongola’nın, gücünü kaybettikten sonraki "karanlık ve belgesiz" dönemine ışık tutuyor. Bulunan mektup, bölgede ani bir çöküş yaşanmadığını; aksine Arapça yazının, krallık himayesinin ve değişen dini yaşamın iç içe geçtiği, yavaş ve karmaşık bir dönüşümün yaşandığını gösteriyor.
Sıradan bir emir notu tarihi değiştirdi
Yıllarca sadece 19. yüzyıldan kalma sözlü geleneklerde ve Sudanlı din adamlarının hikayelerinde adı geçen Kaşkaş’ın gerçek bir kral mı, yoksa hayal ürünü bir ata mı olduğu bilinmiyordu.
Varşova Üniversitesi Polonya Akdeniz Arkeolojisi Merkezi’nden Tomasz Barański liderliğindeki ekip, bu soruyu kökten değiştirdi. Keşfedilen belge, taşa kazınmış görkemli bir kraliyet yazıtı değil; kağıda yazılmış sıradan bir idari emir. Ancak güç, genellikle tam da bu tarz gündelik kayıtlarda gizlidir.
Mektupta ne yazıyor?
Kral Kaşkaş adına yazılan bu pratik emirde, Hızır adındaki bir görevliye; Muhammed el-Arab’dan tekstil ürünleri (kumaş) alması, buna karşılık bir koyun ile yavrularını vermesi ve Abd el-Cabir’den hayvanları geri alması talimatı veriliyor. Metnin bir yerinde kral, görevlisine net bir şekilde emrediyor: "Tereddüt etme!"
Mektup, Eski Dongola’nın kale bölgesinde yer alan ve yerel halk tarafından yüzyıllardır "Kralın Evi" olarak adlandırılan devasa bir konutta (A.1 binası) bulundu. UMMA (Ortaçağ Afrika Başkentinin Kentsel Dönüşümü) projesi kapsamında çalışan arkeologlar, bu çöplük alanında seçkinlerin (elitlerin) yaşamına dair çarpıcı izler buldu:
Pamuk, keten ve ipek kumaşlar,
Fildişi ve gergedan boynuzundan yapılmış lüks nesneler,
20'den fazla Arapça metin (Kral Kaşkaş'ın mektubu dahil).
Kumaş ve koyun takasından bahseden bu küçük not, kraliyet unvanlarının süslü dünyasından uzak, sarayın sahada otoritesini nasıl yürüttüğünü ve sadakati nasıl sağladığını (himaye sistemini) somut şekilde gözler önüne seriyor.
Arapça saray dışında kullanılmıyormuş
Bulunan belge, 1600'lerin başındaki dilsel ve dini dönüşüme (Araplaşma ve İslamlaşma) dair de çok önemli ipuçları veriyor:
Mektupta kullanılan Arapça kusursuz bir klasik dil değil, el yazısı da resmi bir katip üslubu taşımıyor. Bu durum, Arapçanın sarayda idari bir dil olarak önem kazandığı, ancak henüz halkın ana dili olmadığı bir geçiş dönemini işaret ediyor.
Belge, Dongola’yı yönetenlerin 17. yüzyılın başında Arapça kullandığını, ancak saray dışındaki halkın günlük yaşamda muhtemelen hala yerel Nubya dillerini konuşmaya devam ettiğini gösteriyor.
Projeye liderlik eden Artur Obłuski, yerel halkın yüzyıllardır burayı "Kralın Evi" olarak hatırlamasının ve Kaşkaş adını yaşatmasının önemine dikkat çekiyor. Arkeolojinin sadece toprağa gömülü nesnelerle değil, o toprağın üstünde yaşayan insanların sözlü hafızasıyla da ilgili olduğunu bu keşif bir kez daha kanıtlıyor.
Bu küçük kağıt parçası Kral Kaşkaş’ın tüm biyografisini sunmasa da, onu bir gölge olmaktan çıkarıp tekstil, hayvancılık, katipler ve resmi yükümlülüklerle uğraşan gerçek bir hükümdar olarak tarihe kaydediyor. Bölgede bulunan diğer Arapça metinlerin incelenmesiyle, o dönemde dini liderleri, göçebe grupları ve saray görevlilerini birbirine bağlayan devasa iletişim ağı daha net açığa çıkarılacak.