Tavuk çorbası gerçekten gribi tek başına iyileştirir mi? İşte bilimsel gerçek

Kış aylarında enfeksiyonların yaygınlaşmasıyla birlikte bağışıklık sistemini güçlü tutmak her zamankinden daha önemli hale geliyor. Peki, yıllardır bir şifa kaynağı olarak sunulan tavuk çorbası gerçekten gribi tek başına tedavi edebilir mi?

Bağışıklık sisteminin güçlü çalışmasında beslenme önemli bir rol oynuyor. Özellikle soğuk algınlığı ve grip gibi enfeksiyonların yaygınlaştığı dönemlerde, vücudun ihtiyaç duyduğu besinleri almak hastalıklarla mücadeleyi destekleyebiliyor. Peki doğru beslenmek hastalığa yakalanmayı önleyebilir mi veya iyileşme sürecini hızlandırabilir mi?

Beslenme uzmanı Ursula Pabst'a göre bunun yanıtı hem evet hem hayır. Pabst, "Doğru beslenme kesinlikle fark yaratabilir. Bağışıklık sisteminin düzgün çalışması için temel oluşturur, ancak bu daha çok önleyici bir önlemdir" diyor.

Yani dengeli beslenmek bağışıklık sistemini desteklese de kişi hastalandığında tek başına iyileştirici bir tedavi olarak görülmemeli. Enfeksiyon başladıysa vücudun dinlenmeye ve toparlanmaya ihtiyacı var.

Bağışıklık sistemi için nasıl beslenmeli?

Uzmanlara göre günlük beslenmede mümkün olduğunca çeşitli ve bitkisel kaynaklı gıdalara yer vermek gerekiyor. Bunun için mutlaka vejetaryen veya vegan olmak gerekmiyor.

Sebzeler, meyveler, baklagiller ve tam tahıllar; bağışıklık sisteminin ihtiyaç duyduğu C vitamini, çinko ve selenyum gibi mikro besinleri sağlıyor. Zencefil, sarımsak ve çeşitli meyvelerde bulunan bazı bitkisel bileşikler de beslenmeyi destekliyor.

Protein de en az vitamin ve mineraller kadar önemli. Çünkü bağışıklık sistemi, enfeksiyonlarla savaşan antikorları üretmek için amino asitlere ihtiyaç duyuyor.

Bağırsak sağlığını da ihmal etmeyin

Bağışıklık sisteminin önemli bir bölümü bağırsaklarla yakından bağlantılı. Bu nedenle bağırsak mikrobiyotasının dengesi de vücudun savunma mekanizmasında önemli bir yere sahip.

Sebzeler, baklagiller ve tam tahıllarda bulunan sindirilemeyen lifler, bağırsaktaki yararlı bakteriler için besin görevi görüyor. Yoğurt, kefir ve diğer fermente gıdalar ise bifidobakteriler ve laktik asit bakterileri gibi mikroorganizmalar içeriyor.

Pabst, bu tür gıdaların bağırsak bariyerinin korunmasına katkı sağlayabileceğini belirterek, prebiyotik ve probiyotik kaynakların günlük beslenmenin bir parçası olmasını öneriyor.

Tüm bunlar daha çok hastalanmadan önce alınabilecek önlemler arasında yer alıyor. Hastalık başladıktan sonra ise vücudun ihtiyaçları değişebiliyor.

Hastayken ne yemeli?

Soğuk algınlığı veya grip sırasında özellikle boğaz ağrısı ve yutma güçlüğü yaşanıyorsa sıcak içecekler ve kolay tüketilebilen yumuşak yiyecekler tercih edilebilir.

Bu dönemde özel ve katı bir "hastalık diyeti" uygulamak gerekmiyor. Sindirim sistemini zorlayabilecek ağır yiyeceklerden kaçınmak faydalı olabilir.

Hafif enfeksiyonlarda iştah tamamen kaybolmayabilir. Vücudun bağışıklık sistemiyle mücadele ederken enerji ihtiyacı arttığı için daha fazla acıkmak da mümkün. Bu durumda besleyici gıdalarla yeterli enerji ve protein almak önem taşıyor.

Bunun yerine tek seferde büyük bir öğün yemek yerine gün boyunca daha küçük porsiyonlar tüketmek sindirimi kolaylaştırabilir.

Sıvı tüketimi büyük önem taşıyor

Enfeksiyon sırasında yeterli sıvı almak da en az beslenme kadar önemli. Özellikle ateş, kusma veya ishal varsa vücut yalnızca suyu değil, elektrolitleri de kaybedebiliyor.

Bu nedenle yalnızca su ve çayla yetinmek yerine sebze suyu veya seyreltilmiş meyve suyu gibi sıvılar da tercih edilebilir.

Yeterli sıvı almak, solunum yollarındaki mukozaların nemli kalmasına da yardımcı oluyor. Bu nedenle susamayı beklemeden gün boyunca küçük yudumlarla sıvı tüketmek öneriliyor.

Yüksek ateş ise iştahı ve susama hissini azaltabiliyor. Bu durumda dinlenmek, yeterli sıvı almak ve kolay sindirilebilen yiyecekleri tercih etmek daha önemli hale geliyor.

Özellikle yüksek ateşin birkaç gün sürmesi ve besin alımının ciddi şekilde azalması durumunda tıbbi yardım alınması gerekiyor. Çocuklar, yaşlılar ve kronik sağlık sorunları bulunan kişilerde ise daha dikkatli olunması öneriliyor.

Tavuk çorbası gerçekten iyileştiriyor mu?

Soğuk algınlığı döneminde yıllardır önerilen tavuk çorbasının bu kadar popüler olmasının bir nedeni de içerdiği besinler olabilir.

Tavuk çorbası; protein, amino asit, çeşitli mineraller ve sıvı içermesinin yanı sıra sıcak tüketildiği için hastalık sırasında rahatlatıcı da olabilir. Bir araştırmaya göre tavuk çorbası, soğuk algınlığının süresini iki güne kadar kısaltabilir, ancak bu etkinin çorbanın hangi bileşeninden kaynaklandığı henüz net değil.

Protein mi, sebzeler mi yoksa çorbanın içerdiği başka bileşenler mi etkili oluyor bilinmiyor. Bununla birlikte araştırmalar, tavuk çorbasının vücuttaki iltihabi süreçler üzerinde olumlu etkileri olabileceğine işaret ediyor.

Beslenme uzmanı Pabst da özellikle soğuk algınlığı ve grip mevsiminde tavuk çorbasını öneriyor. Ona göre tavuk çorbası hastalığı önlemese de vücudun toparlanmasına katkı sağlayabilir.

Sıcak çorbanın solunum yollarını rahatlatmasının yanı sıra içerdiği sıvı da hastalık sırasında ihtiyaç duyulan sıvı alımına katkıda bulunuyor.

Tavuk çorbası nasıl yapılmalı?

Pabst'ın önerdiği tarifte bütün bir organik tavuk kullanılıyor. Tavuğa en az iki paket karışık çorbalık sebze, pırasa ve soğan ekleniyor.

Tavuğun kemikleriyle birlikte kısık ateşte uzun süre, en az bir saat pişirilmesi öneriliyor. Pişirme süresinin ikinci yarısında sebzeler, tuz, ardıç meyvesi ve karabiber taneleri ekleniyor.

Çorbanın içine bol miktarda sebze ve didiklenmiş tavuk eti eklemek, ortaya hem sıvı hem protein hem de çeşitli besinler açısından zengin bir öğün çıkarıyor.

Kısacası tavuk çorbası grip veya soğuk algınlığını tek başına tedavi eden mucizevi bir yiyecek değil, ancak sıvı, protein ve çeşitli besinleri aynı anda sağlaması nedeniyle hastalık döneminde tüketilebilecek destekleyici ve besleyici seçeneklerden biri olarak öne çıkıyor.