Tehlikeli hastalığın ilk belirtisi yine koku alma kaybı
Koku duyusu, sessiz ama en güçlü hislerimizden biridir. Bizi geçmişe götürebilir, duyguları tetikleyebilir ve hatta tehlikeleri sezmemizi sağlar. Ancak bu hayati duyunun zamanla azalması sadece geçici bir rahatsızlık değil, aynı zamanda daha derin bir sağlık sorununa işaret ediyor olabilir.
Diabetes insipidus gibi nadir rahatsızlıkların dışında, koku kaybı genellikle soğuk algınlığı veya grip gibi basit nedenlerle ilişkilendirilir. Ancak uzmanlara göre bu belirti, Parkinson ya da Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıkların yıllar öncesinden verdiği bir uyarı sinyali olabilir.
Parkinson hastalığı söz konusu olduğunda, koku kaybı hastaların yüzde 90’ına kadarında görülebilen bir semptomdur. Dahası, bu belirti, hastalığın tipik hareket bozuklukları başlamadan çok önce ortaya çıkabiliyor. Ancak çoğu zaman yaşlanma ya da stres gibi başka nedenlerle açıklanıp ciddiye alınmıyor.
Koku duyumuz, burnumuza en yakın beyin bölgesi olan olfaktör soğancık aracılığıyla çalışır. Bu bölge, kokuları algılayarak doğrudan hafıza ve duygularla ilişkili beyin merkezlerine sinyal gönderir. Nörodejeneratif süreç bu bölgeden başladığında, kişi daha hastalığın klasik belirtileri ortaya çıkmadan önce koku bozuklukları yaşamaya başlayabilir.
Bazı Parkinson vakalarında hastalığın olfaktör soğancıkta başladığı düşünülüyor. Bu bölgeye zarar veren virüsler, toksinler ya da kimyasallar hastalığın ilk tetikleyicisi olabilir. Alzheimer içinse benzer bir sürecin beyin sapındaki locus coeruleus adlı bölgeden başladığı öne sürülüyor. Bu merkez, uyanıklık ve dikkatle birlikte kokularla da ilişkilidir.
Koku kaybı, Parkinson hastalığını diğer hareket bozukluklarından ayırt etmede de kullanılabilecek bir biyobelirteç olabilir. Özellikle sabun, duman veya kauçuk gibi nötr ya da rahatsız edici kokular algılanamazken; çikolata gibi hoş kokular hâlâ hissedilebilir.
Daha sıra dışı vakalarda, bazı hastalar gerçek olmayan kokular algılar. Olfaktör halüsinasyonlar adı verilen bu durum, özellikle kadın hastalarda sık görülür. Yanık odun, sigara gibi hayali kokular kişinin yaşam kalitesini ciddi biçimde etkileyebilir.
Parkinson hastalığının kendine özgü bir kokusu bile olduğu keşfedildi. Santiago de Compostela Üniversitesi’nde İnsan Anatomisi ve Embriyolojisi Anabilim Dalı Doçenti olan Jannette Rodríguez Pallares, Science Alert'te yazdığı yazıda; İskoçyalı Joy Milne, eşinin Parkinson teşhisi konulmadan 12 yıl önce bu kokuyu fark ettiğini ve kokunun odunsu ve miskimsi olarak tanımladığını dile getiriyor.
Koku duyusunun kaybı, sadece burunla ilgili değil, beynin derinliklerinden gelen bir uyarı olabilir. Erken teşhis, daha etkili tedavi yolları sunabilir. Bu nedenle, sürekli koku alma problemi yaşayan herkesin mutlaka tıbbi değerlendirmeden geçmesi gerekiyor.