Tek dert yeniden seçilmek

CB Erdoğan’ın 30 Ağustos konuşmasında dile getirdiği “iç cepheyi güçlendirme” temalı konuşması ilk bakışta kimsenin itiraz edemeyeceği olumlu bir mesajdı. Aynı zamanda bir itiraf! Demek ki iç cephe kırılgan hale gelmiş ve devletin başı bile durumu düzeltici önlemlerin alınması gereğini duymuş. Peki, bu zayıflamanın sorumlusu kim? Erdoğan iktidarı… O halde yapılması gerekeni yapması için elini tutan mı var? Yok!

İç cepheyi güçlendirmenin iki boyutu var. İlki bedava olan işleri hemen yapmak. Mesela yargıyı iktidarın tasallutu altında bulunmaktan kurtarmak… Mesela nepotizmi yani adamcılığı bırakıp liyakate dayalı olarak devleti yeniden yapılandırmak. Maddi olanlara gelince… Bedava olanların yapıldığını gören halk devlete güvenir ve arkası gelir. Ama asla böyle bir beklentiye gerek yoktur zira maksat iç cepheyi güçlendirme arayışı değildir. Bu güne kadar yapılanlar bugünden itibaren yapılacakların habercisidir.

Sözü uzatmaya hiç gerek yok! Bütün mesele Erdoğan’ın yeniden seçilebileceği bir ortam yaratmaktır. İster yeni anayasa yapımı, ister anayasada değişiklik olsun; maksat tektir, CB Erdoğan’ın yeniden seçilebilme koşullarını hazırlamak ve seçilmesini sağlamaktır.

Ancak Erdoğan yeterince zayıfladığının bilincinde ve bu nedenle farklı bir çıkış yolu arıyor. Geçmişte başvurduğu yöntemlerden daha olgun bir yol… Önce CHP ile bir denemede bulundu. Pek yürümemiş gibi görünüyor. Bu sefer el DEM’e uzatıldı. Ne olacağı meçhul ama MHP’den yükselen sesler ve Mehmet Uçum’un son açıklamaları başka bir niyet taşımıyorsa yeni bir Açılım olmayacağına işaret ediyor. DEM de önce Öcalan’ı adres gösterdi, sonra Meclis’i işaret etti, bugün de sürece CHP’nin eklenmesini istedi.

Son günlerde atılan bu adımlar, oyun içinde oyun oynanma olasılığına dikkat çekme gereği hissettiriyor. Cumhur İttifakı’nın arayışları başarısız olduğu takdirde en azından CHP’yi DEM ile birlikte gösterme/özdeş kılma gayreti ince bir tuzak olabilir.

AKP’nin cumhuriyet karşıtı programı önce ideolojik iflasa uğradı. Siyasi iflasa doğru da gidiyor. Geride kalan 22 yılın sonunda ülke, büyük bir değerler erozyonu, yozlaşma ve ahlaki çöküş ile karşı kaşıya kaldı. Sınırlar Ortadoğu’nun niteliksiz yığınlarına açıldı, demografik yapı bilerek bozulma sürecine sokuldu, iktidarı ayakta tutma vasıtası haline getirildi. Kurumlar tarikatların yıkıcı yapılanmasına maruz bırakıldı.

Sonuçta ülke daha az güvenli, halk daha fakir, vatandaş özgürlük yoksunu oldu. Karşı devrim cumhuriyeti kötürüm etti ama yıkamadı. Bir zamanlar çok eleştirilen cumhuriyet kurumları aranır oldu.

İçerde durum buyken çevremiz de daha tehlikeli hale geldi. Bunda önce Irak, daha ziyade Suriye politikasının etkisi büyük oldu. ABD ile Rusya arasında sürdürülen sarkaç politikasının da sakıncaları iyice görünür hale geldi. Ada ve adacıklarımızı kaptırdığımız ve CB Erdoğan’ın tabiriyle “bir gece ansızın gideceğimiz Yunanistan” ikidir ve gündüz gözüyle bize geldi!

Akdeniz’de yapmaktan vazgeçtiğimiz sondajları Somali açıklarında yapma arayışına girdik.

Gelinen noktada ülkeyi ayağa kaldırmanın yolu cumhuriyeti ayağa kaldırmaktan geçiyor. Elbette geçmişte yapılan hatalardan arındırılmış olarak…

Bu görev, verili koşullarda CHP’ye ve onunla birlikte hareket etmek durumunda olan cumhuriyetle barışık ve onu yüceltmeye gönül vermiş siyasi partilere (İYİP, ZP, Memleket P., DP, BTP, Doğru P., Kutlu P., Ata P., TKP, HKP) ve kime oy vereceğini bilemeyen ancak cumhuriyetten yana oldukları belli olan geniş kitlenin sıkı işbirliğine düşüyor.

Bundan dolayı, bütün bu oluşumlar, yeni anayasa yapımı ya da herhangi bir anayasa değişikliğine kesinlikle karşı çıkmalıdırlar. Bu noktada esas sorumluluk CHP’ye düşmektedir. Kapı gibi durduğu takdirde iktidar yolunu açar, yalpalarsa bedelini yine öder.

Ülkeye yönelik en büyük tehdit ise, ABD’nin Ortadoğu’da özellikle Suriye’de oynadığı oyundan kaynaklıdır. Bu nedenle Suriye ile anlaşma, anılan ülkenin toprak bütünlüğünü, siyasi birliğini ve devlet egemenliğini sağlama en öncelikli önlem olma özelliğini koruyor. Siyasi iktidarın buna yönelik niyetinin daha kuvvetli bir iradeyle sahaya yansıması gerekiyor.

Yazarın Diğer Yazıları