Telefonda dolandırıcı var!

Sevgili okurlarım, dün sabah gazeteye geldim, saat 10.30 dolaylarında biri aradı. Önce benim kimlik bilgilerimi ve adresimi okudu. Ana adı, baba adı, doğum tarihi falan her şey doğruydu.

Otoriter ama Türkçesi pek de anlaşılmayan bir ses...

Vaziyeti hemen çaktım! Karşımda bir dolandırıcı vardı. Savcılıktan aradığını söylüyordu. Son zamanlarda kimliğimi kaybedip etmediğimi sordu. Böyle bir durum olmadığı halde kaybettiğimi söyledim.

-Kimliğiniz şimdi elimizde. Kirli para ve terör konusunda sizin de isminiz çıkıyor. PKK ve Fetö sizin kimliğinizi kullanmış. Adınızı kullanarak terör örgütlerine transfer edilen büyük paralar var.

-Aaa, ciddi mi söylüyorsunuz... Şimdi ne yapmalıyım ben? (Korkmuş havası veriyorum.)

-Durumunuz çok kritik Emin Bey. Şimdi ben ne diyorsam dikkatle dinleyin. Bir kalem kağıt alıp dediklerimi yazın... Aldınız mı kalem kağıdı elinize?

-Aldım efendim buyurun..

★★★

Herifin Türkçesi tam anlaşılmadığı için söylediklerinin çoğunu anlamıyorum. Kalem kağıdı alıp almadığımı soruyor, aldığımı söylüyorum.

Bu dolandırıcı çetesi bir ay önce eşim Tansel Çölaşan’ı da aramış ve aynı tezgahı ona da kurmaya kalkışmıştı. Bu yüzden hemen Çankaya karakoluna gidip şikayetçi olduk. Polisler her gün böyle çok sayıda olay olduğunu, işlem yapmaya gerek olmadığını söylediler.

Dahası, her gün medyada kimleri nasıl dolandırdıklarını hayretle izliyorduk. Profesörler, iş insanları, ev kadınları ve hatta hukukçular, hepsi ayrı ayrı dolandırılmış ve bunlara büyük paralar kaptırmıştı.

-Emin Bey bundan sonra söyleyeceklerimi iyi düşünün ve yazın. Tamam mı?

★★★

Aslında filmin en heyecanlı sahnesine gelmişken bir hata yaptım, herife küfretmeye başladım.

-Emin Bey devletin savcısıyım ama siz bana sövüyorsunuz. Bunun da hesabını sorarız sizden...

-Sormazsan hatırım kalır lan eşşoğlueşşek!..

-Siz ne iş yaparsınız?

-Sana ne lan pezevenk!..

Adam telefonunu hiçbir şey demeden kapadı!

★★★

Beni arayan numara 0542 273 94 42.

Hemen ardından bu numarayı birkaç kez çevirdim ama açılmadı.

Evet, ben o konuşma sırasında büyük bir hata yapmıştım. En heyecanlı sahne gelirken gereksiz küfretmeye başlamış ve sonra neler olacağını öğrenme fırsatını kaçırmıştım.

Çünkü uyguladıkları taktik hep aynıydı.

Çarpacağın kişiyle ilgili önce bir araştırma yapıp onun nüfus bilgilerini ele geçireceksin.

İkinci aşama adres.

Herif bana bütün bu bilgileri iki üç kez okudu ve doğru olduğunu onaylattı.

Son aşama ise çetenin elemanlarıyla bir yerde buluşup paraları veya varsa altınları onlara teslim etmek.

★★★

Adalet Bakanı Akın Gürlek şimdi bu Türkiye’ye özgü dolandırıcıların üzerine gidiyor. Öteki konularda olmasa bile bu konuda kendisine desteğim tamdır...

Çünkü bunlar Türkiye’de (sayısını bilmek mümkün değil ama) on binlerce insanımızı dolandırıp onların hayatını mahvettiler.

Saf, cahil vatandaşların bu oyuna düşmesini bir ölçüde anlıyorum.

Ama koskoca hukukçular, profesörler, öğretmenler, siyasetçiler ve okumuş insanların bu pusuya nasıl düştüğünü anlamak mümkün değil.

Bu işin ilk kurbanlarından biri de benim kuzenim olmuştu!

Telefonla aranmış, korkutulmuştu...

Kendisine sürekli telkin yapılmıştı... Telefonunu asla kapatmayacaksın ve bizim emirlerimiz doğrultusunda hareket edeceksin...

Ve parası zaten olmayan bizim kuzen Ankara’da saatlerce kuyumcularda dolaştırılmış, bankadaki küçük hesabı bile çekilmişti. Kuzenin kaptırdığı paraları sonra biz ailece toplayıp kendisine vermiştik.

★★★

Dediğim gibi biz Akın Gürlek’in siyasi alanda yaptıklarını eleştirir ve karşı çıkarız. Ama onun bu konuda atacağı bütün olumlu adımlara her zaman destek veririz...

Çünkü bunlar özellikle orta halli, okumamış cahil ve özellikle de yaşlı insanların üzerine gidip çarpan aşağılık tiplerdir.

Beni de dün çarpmaya kalkıştılar ama oyunun son perdesini ne yazık ki acele etmem nedeniyle göremedim.

Yazık oldu, çok iyi bir gazetecik fırsatını kaçırdım.

Yazarın Diğer Yazıları