TKP Cumhurbaşkanlığı seçiminde kendi adayını çıkaracak
Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, Cumhurbaşkanlığı seçimde kendi adaylarını çıkaracaklarını belirtti.
TKP, ATO Congresium’da “Dalgaları karşılayan gemiler gibi TKP meydan okuyor” başlıklı etkinlik düzenledi. Etkinliğe farklı şehirlerden partililer, oyuncular, gazeteciler, akademisyenler, işten atılan tekstil işçileri, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde direnen taşeron işçi temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.
Etkinlikte “Fabrikalar, tarlalar, siyasi iktidar, her şey emeğin olacak, “Yağma yok sosyalizm var”, “İşçiler partiye, partiler iktidara”, “Örgütlü bir halkı hiçbir kuvvet yenemez”, “Boyun eğme, memlekete sahip çık”, “Yaşasın devrim ve sosyalizm”, “ Yaşasın Türkiye Komünist Partisi” sloganları atıldı.
"ÇÖZÜM SÜRECİ, TÜRKİYEYE YÖNELİK BİR MÜDAHALEDİR"
Etkinlikte konuşan TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çözüm sürecine değinen Okuyan, şunları söyledi:
"Bu sürecin Türkiye’nin içiyle ilgili bir boyutu var. Her adım, iktidarın her tasarrufu aslında o ülkeye bir müdahaledir. Bu çözüm süreci de Türkiye'ye yönelik bir müdahaledir. Biz, 'Nasıl bir Türkiye? Bu ülkede yaşayan insanlarımıza ne vaat ediyor' ona bakarız. Masanın bir yanında AKP ve MHP var. Bunlar, karanlık, karşı devrimci bir ülke yarattılar. Masanın diğer tarafının ise karanlığı aralamaya çalışması gerekir. Böyle mi peki? Başından beri sorduğumuz soru buydu. Kafalarında olan proje şu: Avrupa Birliği’nin 20 yıl önceki projesi.
Masanın diğer tarafı, 'şirketleşelim' diyor, kendi yönetimlerimizi kuralım diyor. Masanın diğer tarafı aydınlığı temsil etmiyor. Sanki yeterince laiklik ayaklar altına alınmamış gibi, islamcılaştırılmamış gibi bir de ‘islam kardeşliği’ diyorlar. Buradan Kürt yoksuluna hiçbir şey çıkmaz. Çünkü burada aşiretler, piyasa, İsrail'in sopası var... Bu kadar kör karanlık noktadan bir aydınlık değil, arıza çıkar.
"KÜRT MESELESİ NASIL ÇÖZÜLECEK DİYE TARTIŞILIYOR"
Türkiye içindeki bu proje yeni Osmanlıcılıktır. Ne yazık ki iki cumhuriyet karşıtı görüşün uzlaşmasıdır. TKP’nin bu sürecin karşısında yer alması, bizim derdimiz bu işin doğrultusu ancak bu doğrultu problemli.
Kürt meselesi nasıl çözülecek diye tartışılıyor. Çözümden bahsedeceksek bunun dört yolu var: Kürtlerin bir devlet kurması. Bu bir çözüm değildir, gerçekçi değildir. Türkiye Cumhuriyeti 100 yıl önce çok tarihsel bir dönemde kuruldu. İstediğiniz zaman devlet kuramıyorsunuz. İkincisi, özerklik veya federasyon. Bu da bir çözümdür ama değildir. Özerklik kardeşliği değil ayrışmayı tetikler. Özellikle kaynakların paylaşılmasını önerir. Türkiye’nin doğusu ve batısı kaynaklar açısından eşit değildir, Türkiye bütün olarak birbirini besleyebilir. Özerklik savaşı getirir, biz savaş istemiyoruz. Üçüncüsü, Kürtlerin bir kez daha bastırılması, yok sayılması. Bu da çözüm değildir.
Bunca zamandan sonra tek bir Kürt yurttaşımız bunu kabul etmez. Bu çözüm olmayan yol tıkanmıştır. Ama TKP ne diyordu? Bu sistem hiçbir sorunu çözemediği gibi bunu da çözemez. Bu sistemi savunan herkes bölücü başıdır. Kürt sorununun tek çözümü, bütün yurttaşlarımıza her şeyi eşit paylaştıracak eşit bir sistem. Çünkü bütün kaynaklara emekçi halk el koyacak, bütün kaynaklar merkezi planlamayla herkese eşit dağıtılacak. Kimse kimsenin diline karışmayacak.
Türkçenin birleştiriciliği sorgulanamaz ama insanların ana dillerinde aldığı eğitim de sorgulanamaz. Bunun birçok yolu var. Biz hangi etnik kökenden olursak olalım bu sorunu çözeriz. Bu topraklarda ırkçılıktan daha kuvvetlidir kardeşlik hukuku.
Cumhuriyetçilerin birliği diyor TKP. Burada yine solcular çıkıp 'ne biçim komünistsiniz siz, Cumhuriyetin komünistlere ihtiyacı yok’ da dendi. Türkiye’yi ayağa kaldıracak olan Kemalizm’dir dedi. TKP çok doğru bir şey yaptı. Cumhuriyetçilik kaybettiklerimizi anımsamamız için çok değerli. Cumhuriyette biz kazanmıştık. Diyelim ki bu Cumhuriyet hiçbir işe yaramadı ama şu işe yarıyor: Biz bugün sosyalizm mücadelesi veriyorsak, bu topraklarda sosyalizm yaratmak için o mücadelenin...200 yıl önceki hesabımızı kapatıtk Cumhuriyetçilik adına karşı çıkanlar piyasacıdır. Mesele tarikatler ve holdinglerin düzenini yıkmak.”
Okuyan, partinin "kımızı çizgilerini" anlatarakt, "Biz asla vatan haini olmayız. Yarın bir şey olur, darbeyle iktidarı değiştirmeye çalışırlar, TKP 15 Temmuz’daki gibi yapmaz. 'Bu ülkede iktidarı değiştirmek emekçi halkın sorumluluğundur. Defolun’ deriz" ifadelerini kullandı.
"NATO'YA HOŞ GELDİN DEMİYORUZ"
NATO zirvesinin Ankara'da yapılacak olmasına değinen Okuyan, "Bu yıl Ankara’ya dünyanın en güçlü terör örgütü geliyor: NATO. Şimdiden söylüyoruz, biz hoş geldin demiyoruz, biz dostlarımıza hoş geldin diyoruz. Biz NATO geldiğinde tepkimizi dışarı vuracağız. NATO’ya konuksever olmayın" diye konuştu.
Okuyan, seçim sürecinde partinin izleyeceği yol haritasına ilişkin şunları kaydetti:
"TKP milletvekili seçiminde gösterdiği ilkeli tutumu Cumhurbaşkanlığı seçiminde de gösterecek. Kendi adayımızı çıkarmamız durumda, karşı karşıya kalacağımız şeyler var. Seçim Kurulu'nda 100 bin kişiyi bulup imza attırma derdi var. Böyle bir zorluk karşımıza çıkarılıyor diye gidip de bir müteaahiti veya başka bir adayı destekleyecek değiliz. Seçim Kurulu’nda 100 bin imza atmak bizlerin görevi olsun, elimizden geleni yapalım. Olmasa da başkaları gibi gidip kötünün iyisine oy vermeyelim, bu artık Türkiye’nin emekçi halkına eziyettir. Gelin hep birlikte sosyalizmi bu ülkenin gerçeği haline geldiğini anlatalım. Bu kavgayı, mücadeleyi büyüteceğiz."