Transatlantik ilişkiler kırılma noktasında
Donald Trump yönetiminin Grönland ısrarı sadece bir toprak genişletme arzusu değil, üç ana sütuna dayanan stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor. Almanya Başbakanı Merz ise seleflerinden farklı olarak "bekle-gör" politikasını terk ederek sürece dahil oldu.
Beyaz Saray’ın Grönland üzerindeki hak iddialarını yenilemesi, Avrupa başkentlerinde "jeopolitik bir deprem" etkisi yarattı. Berlin, Paris ve Kopenhag; Trump yönetiminin "gayrimenkul diplomasisi" olarak adlandırılan bu hamlesine karşı ortak bir cephe kurarken, Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in bu dirençteki öncü rolü Avrupa’nın yeni güvenlik mimarisinin sinyallerini veriyor.
Jeopolitik Satranç: Neden Grönland?
Trump yönetiminin Grönland ısrarı sadece bir toprak genişletme arzusu değil, üç ana sütuna dayanan stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor. Erimekte olan buzullar, yeni ticaret rotalarını ve muazzam enerji kaynaklarını erişilebilir kılıyor.
ABD, bölgedeki Çin yatırımlarını ve Rus askeri varlığını bir "ulusal güvenlik tehdidi" olarak kodluyor. Yeşil enerji dönüşümü için kritik olan minerallerde dışa bağımlılığı azaltma hedefi de şüphesiz ki masada.
Merz’in Liderliği ve Avrupa’nın Yanıtı
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, seleflerinden farklı olarak "bekle-gör" politikasını terk ederek sürece dahil oldu. Politico’nun analizine göre Merz, bu krizi Avrupa’nın stratejik özerkliğini test etmek için bir fırsat olarak kullanıyor. Merz ve Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, Grönland'ın bir "emlak nesnesi" değil, egemen bir halkın yurdu olduğunu vurgulayarak Washington’a diplomatik bir sınır çizdi.
Savunma Harcamaları Takası
Merz, Trump’ın "daha fazla harcama" talebini kabul ederken (Hague Commitment), karşılığında Avrupa toprak bütünlüğüne mutlak saygı şartını masaya koyuyor. Bir müttefikin toprağına yönelik bu tür iddialar, NATO'nun 5. maddesinin (ortak savunma) ruhuna aykırı bir "hibrit tehdit" olarak algılanıyor. Peki diplomasi masasındaki senaryolar neler?
Önümüzdeki aylarda bizi bekleyen olası diplomatik trafik şu şekilde şekillenebilir:
- ABD (Trump) "Grönland stratejik bir gerekliliktir."
- SONUÇ: Danimarka'ya yönelik ekonomik yaptırımlar veya askeri iş birliği baskısı.
- Almanya (Merz) "Avrupa sınırları tartışılamaz."
- SONUÇ: Avrupa Birliği genelinde ortak bir Arktik Savunma Gücü önerisi.
- Danimarka "Satılık değiliz."
- SONUÇ: Grönland yerel hükümetiyle (Naalakkersuisut) bağları güçlendirme ve BM nezdinde girişim.
Yeni bir savaş mı?
Trump’ın bu hamlesi, uluslararası hukukun "toprak bütünlüğü" ilkesini, ticari bir pazarlık unsuru haline getiriyor. Friedrich Merz’in liderliğindeki Avrupa, ilk kez bu kadar net bir "hayır" diyerek Trump ile güç dengesi kurmaya çalışıyor. Eğer Washington geri adım atmazsa, bu durum NATO'nun sonunu getirebilecek veya Avrupa'nın tamamen bağımsız bir askeri güç olmasını tetikleyecek bir süreci başlatabilir.