Trump ve Şi'den dikkat çeken görüşme: İlk açıklama geldi
ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in telefon görüşmesi gerçekleştirdiği bildirildi. Çin haber ajansı Xinhua, Devlet Başkanı Şi'nin, ABD'li mevkidaşı Trump ile telefonda görüştüğünü belirtti.
Görüşmenin, Şi'nin gün içinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmenin ardından gelmesi dikkati çekti.
"ÇİN'LE İLİŞKİLERİMİZ ÇOK İYİ"
Görüşmeye ilişkin Truth Social hesabından açıklama yapan ABD Başkanı Trump, Çin Devlet Başkanı Şi ile görüşmesinin çok iyi geçtiğini vurguladı.
ABD Başkanı, "Çin Devlet Başkanı Şi ile mükemmel bir telefon görüşmesi yaptım. Uzun ve kapsamlı bir görüşmeydi. Çin ile ilişkilerimiz ve Devlet Başkanı Şi ile kişisel ilişkilerim son derece iyi." ifadelerini kullandı.
Şi ile görüşmesinde, ikili ticaretten gümrük tarifelerine, Rusya-Ukrayna Savaşı'ndan İran'la ilgili gündeme ve nisanda Çin'e yapacağı ziyarete kadar birçok konuyu kapsamlı şekilde ele aldıklarını aktaran Trump, tüm başlıklarda olumlu görüşme yaptıklarını kaydetti.
Trump, Çin'in ABD'den bu yıl 20 milyon ton soya fasulyesi alımı yapacağını ve gelecek yıl bu miktarı 25 milyon tona çıkaracağını da kaydetti.
ABD ile Çin arasındaki ilişkileri olumlu şekilde sürdürmenin önemine dikkati çeken Trump, "Başkanlığımın kalan 3 yılında Devlet Başkanı Şi ve Çin Halk Cumhuriyeti ile ilgili çok olumlu neticeler elde edeceğimize inanıyorum." yorumunu yaptı.
Şİ-PUTİN GÖRÜŞMESİ
Çin Devlet Başkanı Şi, bugün Rusya Devlet Başkanı Putin ile de bir telefon görüşmesi gerçekleştirmiş ve Moskova'ya, uluslararası durumun giderek çalkantılı hale geldiği bir dönemde birlikte hareket etme çağrısı yapmıştı.
Çin-Rusya ilişkileri için yeni yol haritası çizmek üzere çalışmaya hazır olduklarını ifade eden Şi, tarafların daha derin stratejik koordinasyon ve daha proaktif yaklaşımla ilişkilerin doğru yolda devam eden gelişimini sürdürmesi gerektiğini belirtmişti.
Rusya Devlet Başkanı Putin de giderek karmaşıklaşan ve kırılgan hale gelen uluslararası durum karşısında Rusya'nın Çin ile Birleşmiş Milletler (BM), Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), BRICS gibi çok taraflı platformlarda işbirliğini güçlendirmeye hazır olduğunu vurgulamıştı.
ABD, RUSYA VE ÇİN EKSENİNDE DEĞİŞEN DENGELER
Çin, ABD ile artan jeopolitik rekabet ve gerilimlerde bir denge unsuru olarak Ukrayna Savaşı'nın ardından Batı karşısında benzer meydan okumalarla karşı karşıya olan Rusya ile stratejik yakınlaşma siyaseti izliyor.
Çin ve Rusya liderleri, İkinci Dünya Savaşı'nın bitişinin 80. yılının kutlandığı 2025'te karşılıklı ziyaretlerde bulunmuştu. Şi'nin Mayıs 2025'te Rusya'yı ziyaretinin ve Zafer Günü kutlamalarına katılmasının ardından Putin de Eylül 2025'te Çin'in Tiencin şehrinde düzenlenen ŞİÖ Zirvesi'ne ve Pekin'de düzenlenen askeri geçit törenine katılarak iadeiziyaret yapmıştı.
Karşılıklı ziyaretler, Trump'ın tarife politikası nedeniyle dünyada ticari gerilimlerin ve ekonomik belirsizliklerin arttığı ve transatlantik ittifakında zayıflama işaretlerinin görüldüğü bir dönemde Pekin ile Moskova arasında yakınlaşmanın güçlenerek devam ettiği mesajını vermişti.
Öte yandan, Trump'ın yeni iktidar döneminde, ABD'nin de Rusya'ya karşı yaklaşımının değiştiği gözleniyor. Rusya-Ukrayna Savaşı'nın sonlandırılması için Avrupalı müttefiklerini dışlayan bir barış planı öneren Trump, transatlantik ittifakının zayıflaması pahasına Moskova ile iyi ilişkiler kurmaya çalışıyor.
Başkan Trump, Mart 2025'te ülkesinde Fox News televizyonuna verdiği mülakatta, Çin ile Rusya arasındaki bağların gelişmesini, önceki ABD yönetimlerinin yanlış politikalarının sonucu olduğuna işaret ederek, "Bir tarih öğrencisi olarak Çin ile Rusya'nın bir araya gelmesinin iyi bir şey olmadığını bilmelisiniz. ABD'nin yanlış politikaları, Rusya'yı Çin ile evliliğe zorladı." ifadelerini kullanmıştı.
Çin ve Rusya, uzun zamandır ABD ve Avrupa tarafından kurallara dayalı uluslararası düzeni güç yoluyla değiştirmeye çalıştıkları gerekçesiyle "revizyonist güçler" olmakla eleştiriliyordu. Oysa Trump'ın yeni iktidar döneminde tarife politikasıyla küresel ticareti tek taraflı olarak kendi lehine biçimlendirme hamlesinin yanı sıra Panama Kanalı, Gazze, Kanada ve Grönland üzerindeki hak talepleri, Venezuela'ya müdahalesi ve İran'a müdahale tehditleri, ABD'yi küresel düzeni güç yoluyla değiştirmeye talip revizyonist bir güç olarak konumlarken, uluslararası alanda rolleri ve söylemleri yeniden belirliyor.