"Türk Milleti adına direnme hakkımızı kullanacağız"
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu SÖZCÜ’ye anlattı...
TBMM Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, geçen Perşembe günü 6 siyasi partiyi ziyaret etti. Kurtulmuş, komisyonda görev yapan koordinatörler AKP’den Abdulhamit Gül, YENİ Parti’den Murat Emir, DEM Parti’den Gülistan Kılıç Koçyiğit, MHP’den Feti Yıldız, Yeni Yol Grubundan Bülent Kaya bir araya gelip ortak metin hazırlığına da son şekli verecek. AKP’nin hedefi, yasa teklifinin bütün partilerin desteğiyle hazırlanıp TBMM Başkanlığı’na sunulması.
Teklifin kısa bir metin olması bekleniyor. Mutabakat sağlanırsa bu hafta TBMM Başkanlığı’na sunulacak. Teklif önce Adalet Komisyonu’nda görüşülecek, kabul edildikten sonra TBMM Genel Kurulu’na gönderilecek. Meclis tatile girmeden teklifin yasalaşması öngörülüyor. Süreci ilk günden bu yana “İhanet” olarak yorumlayan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, “Terör örgütü ile pazarlık yok” denilerek kamuoyuna yalan söylendiğini öne sürdü ve şunları söyledi:
“Teröre bedel ödeyen milletimizin haberi yok. Milletin meclisinin haberi yok. Ama teröristin onayına sundular. Bu Türk’e de ihanettir, Kürt’e de ihanettir.” İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, SÖZCÜ’nün sorularını şöyle cevaplandırdı:
ASIL NİYET ORTAYA DÖKÜLDÜ
-Öztürk: Bir buçuk yılı aşkın süredir ağır aksak da olsa ilerleyen süreç hızlanmış görünüyor. İktidar, toplumsal uzlaşı arayacağını söyleyerek başladı. Sizce bu yolda bir adım atıldı mı?
-Dervişoğlu: Bu ihanet süreci ilk günden bu yana saçmalıklar ve yalanlarla yürüyor. Terör hükümlüsünü milletin meclisinde konuşmaya çağıran bir şuursuzlukla başladı. Daha ilk adımda 40 yıllık terörle mücadeleyi yok sayan, milletin sinir uçlarını, hassasiyetlerini hedef alan bir dil kullandılar.
İlk günden bu yana söyledim. ‘Terörün bitmesini kim istemez? Ama bu işlerin yolu yordamı var. En önemlisi de devlet terör örgütü ile pazarlık yapmaz’ dedim. Bu iktidarın yaptığı toplumsal uzlaşı aramak falan değil. Öyle olsa atacakları ya da attıkları her adımı, kurumlar aracılığıyla milletimizle istişare ederlerdi. Bırakın istişare etmeyi, kapalı kapılar ardında, milletten saklayarak yürüdüler. Bugün geldiğimiz noktada asıl niyetleri ortaya döküldü. İmralı’daki cani ile pazarlık halindeler. Bir devletin ve milletin gururuna bundan daha büyük taarruz olamaz.
NEYİ SAKLIYORLAR?
-Çerçeve yasa ile ilgili olarak muhalefet partileri ile örtülü de olsa hiçbir bilgi paylaşılmadı mı?
-Paylaşılmadı. Öyle olsaydı, en başından beri tavrım net, ‘Hiçbir şeyi milletimizden saklamam’ dedim. Çünkü 40 yıllık teröre en ağır bedelleri ödemiş olan milletimizin, her adımı, her niyeti bilme hakkı var. Bu hakkın ihlal edilmesine izin vermem, veremem. Meclis Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş ziyarete geldi. Onu uğurladıktan sonra kameraların karşısına geçip, açık açık konuştum.
Bakın Saygı Bey; bize ziyarete geliyorlar, kanun taslağını ise İmralı’ya gönderiyorlar. Olacak iş mi bu? Neyi saklıyorlar? Milletimiz de bizler de gelişmeleri ya İmralı ulaklarının açıklamalarından ya Kandil’deki terör baronları ile yapılan röportajlardan ya da medyaya sızdırılanlardan duyuyoruz.
Bir ülkenin kaderi ile ilgili bir konu, bu kadar saçma bir yöntemle yürütülür mü? Ne devlet ciddiyeti, ne millet hassasiyeti var. Varsa yoksa İmralı’nın, ulaklarının ya da maşalarının talepleri. Türk devletine yakışır mı bu?
BİZDEN BİR TALEBİ OLMADI
Yine Kandil’deki teröristlerin yaptıkları açıklamalardan öğreniyoruz ki, Abdullah Öcalan canisi çerçeve yasanın taslağına ‘Yetmez ama evet’ demiş. Rezilliğe bakar mısınız? Türkiye’nin başına ne geldiyse ‘Yetmez ama evet’ denilen maceralardan geldi.
Terör hükümlüsü kısmen beğenmiş. Neyi beğenmiş bilmiyoruz ki. Ne millet biliyor ne de meclisi. Bu durum, devleti yönettiğini zannedenlerin siyasi siciline bir kara leke olarak düşmüştür.
-Sayın Kurtulmuş görüşmede size ne dedi, hangi istekte bulundu?
-Bir talepte bulunmadı. Bilmediğimiz bir şey de söylemedi. Ama biz bu sürecin risklerini, tehlikelerini tek tek bir de yüzüne karşı anlattık. Siyaseten kabul etmeseler de itiraz gerekçelerimizin haklılığını görmüyor olamazlar. Bu yüzden ikna çabaları ya da talepleri olmadı.
MİLLET, İHANETİ GÖRÜYOR
-Sürekli sahadasınız. Bu konuda vatandaş ne diyor?
-İşte en büyük gücümüz bu. Milletimiz bu ihaneti görüyor. Çarşıda, pazarda hatta mola verdiğimiz yerlerde bile yanıma gelip ‘Bu konuda taviz vermeyin’ diyorlar. Elbette bu aynı zamanda milletimizin emridir. Emirleri başımızın üstündedir.
Bakın geçen hafta, Kıbrıs Barış Harekatı’nın yıldönümü törenleri için Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeydik. Katıldığımız programlarda, görüşmeler, vatandaşlarımızla sohbetlerde konu hep sürece geldi. Orası bağımsız bir devlet. Ancak en büyük destekleri Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milleti. Bir beka sorunu olarak gördükleri için endişeliler.
24 Temmuz’da da Yunanistan’da Gümülcine’deydim. Dr. Sadık Ahmet’i anma programı vardı. Soydaşlarımızın gündeminde de bu süreç var. Demem o ki, nerede bir Türk varsa orada bu ihanet süreci konuşuluyor. Türk Milleti bunun bir ihanet olduğunu görüyor. Sorular sordular. ‘Geri adım atmayın’ dediler. ‘Tek bir adım dahi geri durmayacağız’ diye vatandaşımıza verilmiş sözümüz var.
-Teklif Meclis’e geldiğinde nasıl bir yol haritanız olacak?
Türk Milleti adına direnme hakkımızı kullanacağız. Tüm demokratik haklarımızı sonuna kadar kullanacağız. ‘Gelin milletimize sorun, teröristler affedilsin mi milletimize sorun, referandum yapın’ dedim. Duymazdan geldiler. Bundan kaçmaları bile gerçeği bildiklerini gösteriyor. Türk Milletinin, Türk’üyle Kürt’üyle bu ihanete ‘evet’ demeyeceğini biliyorlar. Bu yüzden kaçıyorlar.
Bu herhangi bir proje değildir. Bu bir ihanet projesidir. Ve tekraren söylüyorum, unutmasınlar; ihanetin zaman aşımı yoktur. Tasarı komisyona geldiği andan itibaren, siyasi hayatımızda eşine az rastlanır bir dirençle karşılaşacaklar. Mecliste çoğunluk onlarda olabilir. Ama milletimiz bizimle beraber. Bundan daha büyük bir güç olmadığını görecekler.
Devletimiz de milletimiz de sahipsiz değildir. Son sözü de Türk Milletinin söyleyeceğini yeniden öğrenecekler.”