Türkiye'de borcuna en sadık il belli oldu
Türkiye'de tüketici kredileri 3 trilyon TL sınırına dayanırken, konut kredilerinde takibe düşme oranları tarihsel olarak düşük seviyelerini koruyor. Borcuna en sadık il Bingöl olurken, üç büyükşehirde oranlar %0,2’nin altında kaldı. Depremin etkilediği iller ise en yüksek takip oranlarıyla dikkat çekti
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) ve FinTürk verilerine göre, Türkiye'de konut kredisi kullanımında "borç sadakati" dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. 2026’nın ilk 5 haftasında tüketici kredileri hacmi 2 trilyon 998 milyar TL’ye yükselirken, bu miktarın yaklaşık 695,5 milyar TL’sini oluşturan konut kredilerinde ödeme disiplini yüksek seyrediyor.
BORCUNA EN SADIK İL BELLİ OLDU
Aralık 2025 verilerine göre Türkiye genelinde konut kredilerinde takibe düşme oranı yalnızca %0,17 olarak kaydedildi. İller bazında bakıldığında ise Doğu Anadolu ve Batı Karadeniz’in bazı illeri sıfıra yakın oranlarla "en güvenilir" iller oldu:
Bingöl: %0 takip oranıyla borcunu tam zamanında ödeyen tek il oldu.
Ardahan: %0,01
Burdur: %0,02
Yalova ve Ağrı: %0,03
ÜÇ BÜYÜK ŞEHİRDE DURUM FARKLI
Türkiye'deki konut kredisi hacminin merkezinde yer alan üç büyükşehirde, yüksek kredi miktarlarına rağmen takip oranları ülke ortalamasının çevresinde şekillendi:
İstanbul: 197,4 milyar TL bakiye ile zirvede yer alırken, takip oranı %0,16 oldu.
Ankara: 91,9 milyar TL bakiye ile %0,11 takip oranına sahip.
İzmir: 49,3 milyar TL bakiye ile %0,17 takip oranıyla kaydedildi.
DEPREMZEDE ŞEHİRLERDE DURUM NE?
2023 yılında yaşanan büyük deprem felaketinden etkilenen iller, konut kredisi ödemelerinde en çok zorlanan bölgeler olarak öne çıktı. Bu illerde oranlar genel ortalamanın üzerinde olsa da hala %1 barajının altında kalması dikkat çekti:
Adıyaman: %0,60
Hatay: %0,54
Kahramanmaraş: %0,45
Genel tabloya bakıldığında, tüketici kredileri hacmi 2026 yılına hızlı bir giriş yaptı. Yılın ilk 5 haftasında yaklaşık 117 milyar TL artış gösteren kredi hacminde konut kredilerinin payı %23 olarak ölçüldü. Uzmanlar, takibe düşme oranlarının düşüklüğünü, konut kredisi kullanan kitlenin ödeme gücünün yüksekliği ve konutun "teminat" gücüyle açıklıyor.