Türkiye'nin o ülkeyle çizdiği bu harita Avrupa'yı ayağa kaldırdı

Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası, 7 yıllık aranın ardından Halife Hafter'in kontrolündeki Libya Temsilciler Meclisi tarafından oy birliğiyle kabul edildi. Karar Ankara ve Libya kanadında olumlu karşılanırken; Atina, Kıbrıs Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği'nin tepkisini çekti.

Türkiye ve Birleşmiş Milletler tarafından tanınan dönemin Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında 2019 yılında akdedilen Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası, Halife Hafter'in kontrolündeki Libya Temsilciler Meclisi tarafından dün oy birliği ile onaylandı.

Türkiye'nin dönemin hükümetine en büyük siyasi ve askeri desteği sağladığı süreçte anlaşmayı reddederek boykot kararı alan doğudaki Hafter yönetimi, Türkiye ile yürütülen yakınlaşma sürecinin ardından 7 yıl sonra pozisyonunu değiştirdi.

Ancak kararın onanması Yunanistan'ın Güney Kıbrıs ve Ege Denizi'ndeki planlarını tehlikeye atınca hem Avrupa Birliği'nden tepkiler gecikmedi.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, kararı "hükümsüz" olarak değerlendirdi.

AVRUPA AYAĞA KALKTI

Onay kararına Yunanistan ve Güney Kıbrıs sert tepki gösterdi. Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, sözde mutabakatı onaylama kararının reddedildiğini duyurarak, "Bu karar, söz konusu mutabakatın hala yasadışı, geçersiz ve hükümsüz olduğu, uluslararası deniz hukukuna aykırı olduğu ve bölgedeki devletlerin egemenlik haklarını ihlal ettiği gerçeğini değiştirmez" ifadelerini kullandı.

Açıklamada, coğrafya ve deniz hukukunun tek taraflı parlamento kararlarıyla değiştirilemeyeceği belirtilerek, Atina'nın egemenlik haklarını korumak için gerekli tedbirleri alacağı ifade edildi.

Güney Kıbrıs Dışişleri Bakanlığı da metnin üçüncü devletlerin egemenlik haklarını ihlal ettiğini ve Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne aykırı olduğunu kaydederek anlaşmayı hukuka aykırı, geçersiz ve hükümsüz olarak nitelendirdi.

Avrupa Birliği yönetiminden de üye ülkelere destek açıklamaları geldi. Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa, onay kararından derin üzüntü duyduklarını ifade ederek, "Bu anlaşma, üçüncü devletlerin egemenlik haklarını ihlal etmekte, deniz hukukuna aykırıdır ve geçersizdir" dedi.

Yunanistan ile Güney Kıbrıs'la dayanışma içinde olduklarını açıkladı. Costa ayrıca Libya'ya yönelik her türlü dış müdahaleye karşı AB tutumunu yineledi.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de benzer şekilde dış müdahalelere karşı olduklarını belirterek, anlaşmanın geçersiz ve deniz hukukuna aykırı olduğu yönündeki tutumlarının değişmediğini teyit etti ve Atina ile Lefkoşa ile dayanışma mesajını tekrarladı.

LİBYA VE TÜRKİYE NE DİYOR?

Gelişmenin ardından Türk Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan açıklamada, onayın memnuniyetle karşılandığı belirtilerek, "Söz konusu Mutabakat Muhtırası uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkeleri temelinde iki ülkenin karşılıklı hak ve menfaatlerini gözetmekte olup ülkelerimiz arasındaki iş birliğinin daha da derinleşmesine katkı sağlamaktadır" denildi.

Açıklamada ayrıca Türkiye'nin, uluslararası hukuka saygılı tutumu doğrultusunda Akdeniz havzasında güven, istikrar ve barışın temini için tüm ortaklarla birlikte çalışma iradesini sürdüreceği vurgulandı.

İletişim Başkanı Burhanettin Duran ise kararı önemli ve memnuniyet verici bir adım olarak değerlendirerek, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye, Mavi Vatan'daki meşru hak ve menfaatlerini korurken, dost ve kardeş Libya ile ilişkilerini geliştirmeyi, Doğu Akdeniz'de adil paylaşımı, barışı ve istikrarı desteklemeyi sürdürecektir" açıklamasını yaptı.

Onay kararı bölünmüş Libya'nın her iki tarafında da olumlu yankı buldu. Libya Ulusal Ordusu Genel Komutanı Halife Hafter'in oğlu ve yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter, kararı geçmişteki ihtilafların geride bırakılmasına dönük bir adım olarak değerlendirerek, muhtıranın Libya'nın Akdeniz'deki ekonomik çıkarlarını korumaya yönelik bir araç olduğunu ve Türkiye'nin "önemli bir bölgesel güç" niteliği taşıdığını belirtti.

HEDEF 'TEK LİBYA'

Libya merkezli kaynaklara göre Ankara, bu ayın başlarında Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih'i görevden alarak yerine es-Salihin Abdünnebi el-Ubeydi'yi getiren Halife Hafter ile aylardır müzakereler yürütüyor.

Söz konusu temaslar, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın ağustos ayı başlarında Trablus'a ve ilk kez Bingazi'ye gerçekleştirdiği ziyaretin ardından geldi.

Fidan, Bingazi'de Hafter, oğulları Saddam ve Belkasım ile Meclis Başkanı Salih ile bir araya gelmişti. Ankara ise bu ziyareti "Tek Libya" politikasının bir parçası olarak tanımlamıştı.

Türkiye ve bölgedeki diğer ülkeler, Libya'daki rakip siyasi kampların temsilcilerinin ağustos ayında Trablus'ta onayladığı ABD destekli bir anlaşmaya aracılık etti.

Söz konusu anlaşma kapsamında, iki yıl içinde başkanlık ve parlamento seçimlerinin yapılması ihtimali bulunuyor.

MEE'ye konuşan kaynak, Ankara'nın Türkiye'nin güvenebileceğini göstermesi adına Hafter hükümetinden güven artırıcı bir jest talep ettiğini aktardı. Kaynak açıklamasında, "Bu sadece bir başlangıç. Libya'nın yönetim yapısında büyük değişiklikler göreceğiz." ifadelerini kullandı.

Kaynak ayrıca, Trump yönetimi ve temsilcisi Massad Boulos tarafından desteklenen olası bir nihai anlaşmanın; Abdulhamid Dibeybe'nin başbakan, Hafter veya oğullarından birinin ise devlet başkanı olarak görev almasıyla sonuçlanabileceğini ve böylece iki rakip yönetimin tek bir hükümette birleştirilebileceğini ifade etti.

Öztürk ise Ankara'nın Mısır, Suudi Arabistan ve diğer bölgesel aktörlerle derinleşen ilişkilerinin, Hafter'i Türkiye'ye daha fazla etki alanı tanımaya yönelttiğini belirtti. Öztürk, "Seçeneklerini açık tutmak istiyorlar." dedi.