Türkiye'nin altında 140 milyon yıldır bir kıta yatıyor

Bilim dünyası, Türkiye'nin de altından geçen devasa bir kayıp kıtayı haritalandırdı. "Büyük Adria" adı verilen bu kıta, yaklaşık 240 milyon yıl önce Afrika levhasından koptu; ardından yavaş yavaş Avrupa'nın altına gömülerek yerin derinliklerine karıştı. Bugün Alpler'den Toros Dağları'na, Apenin'lerden Balkan sıradağlarına uzanan görkemli dağ kuşağının, işte bu devasa yok oluşun eseri olduğu ortaya çıktı

Avrupa jeolojik tarihinin derinliklerinde yatan ve 140 milyon yıl önce Avrupa kıtasının altına gömülen "Büyük Adria" adlı kayıp kıta haritalandı. Uzmanlar, günümüzde Akdeniz havzasını çevreleyen görkemli sıradağların, bu devasa kara parçasının yok oluş sürecinde ortaya çıktığını belirtiyor.

Araştırmalara göre Büyük Adria'nın hikayesi yaklaşık 240 milyon yıl öncesine, tektonik hareketlerin oldukça yoğun olduğu bir döneme uzanıyor. Afrika levhasından 200 milyon yıldan daha uzun bir süre önce kopan ancak ana kıtaya bir okyanusla bağlı kalan bu bölge, kaderini Güney Avrupa ile yaşadığı yavaş ama şiddetli çarpışmayla belirledi.

Yaklaşık 100 ila 120 milyon yıl önce başlayan bu çarpışma sonucunda Büyük Adria, Avrupa levhasının altına doğru batarak Dünya'nın mantosuna karıştı ve yeryüzünden büyük ölçüde silindi.

Kıta yer altına batarken, üst katmanları adeta bir elmanın kabuğu gibi soyularak yüzeyde kıvrıldı ve birikti. Günümüz jeologlarının Akdeniz çevresindeki bölgeyi levha tektoniğinin neden olduğu devasa bir "jeolojik kaos" olarak tanımlamasının nedeni de budur. Bu görkemli çarpışma, bugün yakından tanıdığımız şu coğrafi yapıları oluşturdu:

Birçok Avrupa ülkesine yayılan görkemli Alpler

İtalya'yı boydan boya kesen Apenin Dağları

Balkanlar'daki sarp dağlık bölgeler

Yunanistan ve Türkiye'nin (Toroslar gibi) belirli dağlık alanları

Harita Nasıl Çıkarıldı?

Bu jeolojik yapbozun parçalarını bir araya getirmek kolay olmadı. Utrecht Üniversitesi'nden Douwe van Hinsbergen liderliğindeki bir araştırma ekibi, Gondwana Research dergisinde yayımlanan bu haritalandırma projesi üzerinde tam 10 yıl çalıştı. Ekip, zaman içinde bir yolculuğa çıkarak şu yenilikçi yöntemleri kullandı:

Manyetik Mineraller: Eski bakteriler tarafından oluşturulan mikroskobik manyetik minerallerin yönelimleri incelenerek kayaların nerede ve hangi koşullarda oluştuğu saptandı.

Sismik Dalgalar: Yerin derinliklerini röntgen gibi tarayan sismik dalgalar sayesinde, Büyük Adria'nın deforme olmuş kalıntıları Dünya yüzeyinin 1500 kilometre derinliğine kadar takip edildi.

Gelişmiş Modelleme: Özel bir yazılım kullanılarak plakaların milyonlarca yıllık hareketi geriye dönük olarak modellendi.

Büyük Adria'nın mirası yalnızca dağ oluşumlarını (orojenez) anlamamızı sağlamakla kalmıyor. Bu keşif, Akdeniz bölgesinin jeolojik geçmişine ışık tutarak, modern teknolojinin temel taşı olan lityum gibi stratejik mineral kaynaklarının bölgedeki potansiyeline dair yeni ekonomik ufuklar da açıyor. Jeolog Douwe van Hinsbergen ve ekibinin sıradaki hedefi ise Pasifik Okyanusu'nun derinliklerinde kaybolmuş diğer tektonik plakaları inceleyerek gezegenimizin dinamik tarihini tamamen aydınlatmak.