Tutuklu Ömer Günel'den Özlem Çerçioğlu'na çok konuşulacak anket teklifi
Tutuklu Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, gönderdiği mektupta umudunu koruduğunu vurgulayarak AKP’ye geçen Özlem Çerçioğlu’na seslendi. Günel, anket teklifiyle meydan okudu.
Tutuklu Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, gönderdiği mektupta umudunu koruduğunu vurgulayarak, "Elbet bugünler geçecek, milletin, sizlerin kararlığı ve inancı karşısında karanlıklar dağılacak. Ama dostlarımızın sessizliğini de unutmayacağız. Umut ve inancınızı kaybetmeyin. Çünkü küçük bir umuttan daha güçlü bir şey yoktur. Özgürlükte ve emekte buluşmak umuduyla" dedi.
Kuşadası’nda kurulan "adalet ve dayanışma çadırı"nda, tutuklu Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’in Silivri’den gönderdiği mektup kamuoyuyla paylaşıldı.
Günel, eşi Duygu Gül Günel tarafından okunan mektubunda şunları kaydetti:
"Değerli hemşehrilerim, mesai arkadaşlarım, yol arkadaşlarım, sevgili çocuklar, küçük arkadaşlarım, destek için başka şehirlerden gelen dostlarım; hepinize merhaba. 41 gün sonra eşime, büyük oğlum Ada'ya ikinci defa, küçük oğlum Rüzgar Ali'ye ilk defa sarıldım. 23 Nisan'dı. Çocuk Bayramı, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Ne büyük çelişki ve trajediydi ki millet iradesinin yok sayıldığı, seçilmişlerin basit iftiralarla tutsak edildiği bir süreçte, babalarından, analarından ayrı düşürülen çocuklarımızın bayramıydı. Ama ben çocuklarıma sıkı sıkı sarılarak kutladım bayramlarını. Çünkü yanlış olan bayram ilan edilen o büyük gün değildi, bugün cumhuriyeti ve onun temel ilkeleri olan demokrasi ve hukuk devleti ilkelerini yok sayanlardı. Onlara inat gülümseyerek daha sıkı sarıldım evlatlarıma. Bayramınız kutlu olsun.
Sizler de sıkı sıkı sarılın Cumhuriyet'e, alışmayın adaletsizliğe, yalana alışmayın, yoksulluğa alışmayın, çünkü alışmak en tehlikeli uyuşturucudur. Silivri'de her gün 6 gazete okuyorum, haberleri izliyorum. Ülkemin adaletle olan sınavına sizler gibi tanıklık ediyorum. Kuralların doğru işletilmediği, kuralların siyasilerin ve onların tetikçileri tarafından adamına göre uygulandığı bir ülkede adaletin varlığından bahsetmek mümkün değildir. Adalete güvenin olmadığı bir ülkede ekonomik refahtan bahsedemeyiz.
Bugün Silivri'de dahi 20 bin TL'ye ucu ucuna geçinebiliyorsunuz. Isınma ücretsiz, kira yok. Su ücretsiz. Ulaşım maliyeti yok, malum 4 duvar arasındayız. Sosyalleşme hiç yok, kimseye bir şey ısmarlayamıyorum. İnternet yok, maliyet sıfır. 2 takım kıyafet yeterli, fazlasına ihtiyaç yok. Kitaplara para vermiyorum, dostlar sağ olsun. Bir de kütüphane var. Asgari yeme içme, kantin alışverişi (meyve, çay, kahve, peynir, sebze). Zaten haftalık harcama limiti 5 bin TL. Etti mi aylık 20 bin TL; tam da ucu ucuna yetiyor. Peki 20 bin TL emekli maaşı alan Kuşadalı hemşehrilerim ne yapıyor? Gelinen bu düzende siz dışarıda biz içeride tutsağız. Biz neden tutsağız? Sosyal belediyecilik hizmetlerimiz ile sizlerin yoksulluğunu paylaştık diye. İyi olduk, iyilik yaptık diye. Kim rahatsız oldu; başta Aydın'daki kötü ve onun tetikçileri.
ANKET TEKLİFİ
Peki bizi, beni tutsak ettiniz de milletle olan gönül bağımızı koparabildiniz mi? Hayır. Peki yüzde 17 ile senin milletle gönül bağın kaldı mı? Hayır. yüzde 17'nin faturasını yanındaki vicdansıza kesmiş, komiksin komik. O bedeli sen ve tetikçilerin millet vicdanında, Allah katında ödeyeceksiniz. Yeri gelmişken söyleyeyim; aklını Aydın'daki kötüye kiraya vermiş olanlar bilsinler ki; kıymetli olmayacaklar, makam mevki peşinde haksızlık ve hukuksuzluğun aparatı olanlar, isminiz ne o kötü tarafından ne de milletçe hatırlanmayacak. Çakma anket firmalarına anket yaptırıp, yıkılmadım ayaktayım diye trollerini bağırttıran kötü; haydi Türkiye'nin en itibarlı 3 firmasına anket yaptıralım. Sen para vermeyi sevmezsin almayı seversin, parasını da biz verelim. Var mısın? Sonuçlarına yüreğin yeter mi? Sende yürek var mı, yoksa hepsi mide mi?
Milletin çoğunluk oylarını alan Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel tutuklanıyor iftiralarla, Eşme Belediye Başkanı'nın polis başına basıyor, Aydın'daki kötünün en çok çalıştığı müteahhit Aziz İhsan Aktaş'ın tüm adli kontrolleri kaldırılıyor, Aydın'daki kötü beraat ediyor, etrafa utanmadan ayar veriyor. Kahramanmaraş'ta çocuklarımız silahla katlediliyor, Balıkesir Kepsut İlçe Milli Eğitim Müdürü elinde silahla paylaşım yapıyor ve diyor ki 'hazır olmalıyız.' Bir eğitimci silahla neye hazır olacak? Çıplak bedenlerine, 'açız, çıplağız' yazarak alın terinin karşılığını isteyen madenciler, soyundular diye gözaltına alınıyor. Kenti korumakla, halka sahip çıkmakla görevli devletin valisi, Gülistan'ı öldürüp yok etmekle tutuklanıyor. Vay ülkem vay. Vay hukuk vay.
Bu arada, hukuk devleti ilkesinin ayaklar altında çiğnendiği, masumiyet karinesinin yok sayıldığı, hakim teminatı ilkesinin korunmadığı ülkede, yargının üçüncü ayağı savunma mesleğinin temsilcileri ortalarda yok. 42 günde Türkiye Barolar Birliği Başkanı'nı 2 kere gördüm haberlerde; Anıtkabir ziyareti ve Akbelen direnişçisi Esma Işık ziyareti. Neredesin Sayın Barolar Birliği Başkanım, neredesiniz 81 il baro başkanları? Şimdi konuşmayacaksınız da, milletin önüne çıkmayacaksınız da ne zaman çıkacaksınız? Anıtkabir'deki deftere 'yurttaşlarımızı hak arayışında asla yalnız bırakmayarak, mücadeleyi sürdüreceğiz' diye yazmışsınız. Sözü yazdınız, ya eylem? Hukukun yok sayıldığı, bağımsız yargının ve hukuk ilkelerinin ayaklar altında olduğu bir süreçte ilkesel yapacaklarınız bundan mı ibaret?
Kıymetli dostlar; elbet bugünler geçecek, milletin, sizlerin kararlığı ve inancı karşısında karanlıklar dağılacak. Ama dostlarımızın sessizliğini de unutmayacağız. Umut ve inancınızı kaybetmeyin. Çünkü küçük bir umuttan daha güçlü bir şey yoktur. Özgürlükte ve emekte buluşmak umuduyla."