Günümüz dünyasında ulaşım önemli bir ihtiyaç ve haktır. Ancak Türkiye’de bu ihtiyacın karşılanması her geçen gün daha maliyetli hale geliyor.
Türkiye’de ulaşım uzun süredir lükstü. Ama yeni vergi zamları ve diğer zamlarla ultra lüks oluyor.
ÖTV durdurulamıyor: Altı yılda 47.5 kat artış
Otomobile ÖTV uygulayan nadir ülkelerden biriyiz. ÖTV’yi en çok uygulayan ülke olarak ise ilk sıradayız.
Motorlu taşıtlar üzerinden ÖTV almak kolay vergiciliktir. Tescile tabi bir ürün olduğu için, bazı yolsuzluk uygulamaları ve istisnalar dışında, ÖTV ödemeden bir otomobil almanız neredeyse imkansızdır. Bu nedenle, bu vergiden kaçmanız mümkün değildir. Bu nedenle iktidar bu kolay vergiciliği sonuna kadar uyguluyor.
ÖTV Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 2002 yılında %27 ile %50 aralığında değişen ÖTV oranları bugün %70 ile %220 aralığına çıkmıştır. Ayrıca Cumhurbaşkanı’na, anayasallığı tartışmalı şekilde, ÖTV oran ve tutarlarını katbekat artırma yetkisi verilmesi de cabası. Cumhurbaşkanı’na verilen muazzam yetkiler nedeniyle ÖTV oranlarının bir gece yarısı birkaç katına çıktığını görmenin mümkün olduğu bir vergi sistemimiz var.
2019 yılında motorlu taşıtlardan tahsil edilen ÖTV tutarı 13.8 milyar lira iken 2025 yılında 655.4 milyar liraya ulaştı. Altı yıllık dönemdeki artış 47.5 kat. Bu artışın vergi zamları dışında hiçbir şeyle izahı mümkün değil.
1 milyonluk otomobile 1 milyon 177 bin lira vergi ödüyoruz
Mevcut durumda %80 ÖTV’ye tabi, vergisiz fiyatı bir milyon lira olan bir otomobili vergiler dahil 2 milyon 177 bin lira ödeyerek alabiliyoruz. TRT bandrol ücreti, harç, ÖTV ve KDV ödüyoruz. Bir milyonluk otomobile 1 milyon 177 bin lira vergi ödemeniz gerekiyor. Otomobilin silindir hacmi ve vergi öncesi değeri arttıkça bu vergiler katlanarak artıyor.
Kişisel ulaşım araçları endeksinde yerimiz en üstlerde. Avrupa Birliği ülkelerinde ortalama 100 birime ulaşılabilen bir otomobile Türkiye’de 144 birime ulaşmak mümkün. Oysa Türkiye’de örneğin asgari ücret AB ortalamasının çok altında.
Otomobil yetmedi sıra motosikletlere geldi
Otomobil yüksek vergiler nedeniyle pek çok vatandaş için ulaşılamaz hale geldi. Toplu taşımaya her gün gelen yeni zamları da dikkate alan vatandaş motosiklete yöneldi. Bunun sonucu olarak motosiklet satışları patladı.
2018 yılı Aralık ayında bir ayda trafiğe kaydı yapılan taşıtların sadece %14’ü motosiklet iken 2026 Haziran ayında bu oran %49.4’e yükseldi. Etrafınızda artan motosikletlerle de bu gelişimi canlı olarak yaşıyorsunuzdur.
İktidar, vatandaşın ulaşım tercihini daha erişebilir motosiklete çevirmesinin oluşturduğu vergi kaybını affetmedi. Vatandaşın nispeten daha uygun ulaşım tercihine de vergi tırpanı vurmak için Meclis’te önerge verildi. Bu önerge ile motosikletlerde ÖTV için nispi vergilemenin yanına maktu vergileme de getiriliyor.
Mevcut durumda 87.11 GTİP kodunda yer alan motosikletler motor silindir hacmi, elektrik gücü ve benzeri kriterlere göre %3 ile %37 arasında ÖTV’ye tabi. Yeni düzenleme ile motosikletin vergi öncesi değerinden bağımsız maktu vergi getirilmesi söz konusu. 100 bin lira vergisiz fiyatı olan %3 ÖTV’ye tabi bir motosiklet için 3 bin lira değil, asgari maktu vergi tutarı olarak belirlenecek tutar kadar vergi ödeyeceksiniz. Önerge ile torba yasaya eklenen maddeye göre asgari maktu ÖTV 30 bin TL olacak. Yani daha önce 3 bin lira ÖTV ödeyerek aldığınız motosiklet için 30 bin lira ödeyeceksiniz. Bu ÖTV, KDV’nin matrahına da girdiği için artan 27 bin liranın 5.400 liralık da KDV zammı olacak. Yani bu düzenleme ile alt segment pek çok motosiklet otomatik olarak 32.400 lira vergi zammına tabi olacak.
Vatandaş ulaşım çıkmazında
Akaryakıt fiyatlarındaki artış can yakıyor. Bu nedenle gerek bireysel gerekse toplu taşıma her geçen gün maliyetli hale geliyor.
Geçiş ve fiyat garantili otoyollar ve köprülerin fiyatları inanılmaz derecede astronomik tutarlara ulaştı. İstanbul’dan İzmir’e gitmek isteyen bir otomobil sürücüsü gidiş-dönüş için 5 bin lira civarında otoyol ve köprü geçiş ücreti ödemek zorunda.
Taşıt fiyatlarının enflasyon ve vergiler nedeniyle şişmesi kasko fiyatlarında büyük artışlara neden oldu. Zorunlu trafik sigortası da uçmuş durumda.
BDDK kısıtlamaları yanında yüksek faiz oranları da taşıt kredilerine erişimde önemli bir engel teşkil ediyor.
Yüksek enflasyon ve fırsatçılığın etkisiyle taşıtların yedek parça ve bakım maliyetleri çok yükseldi.
Şehirlerde otopark bulmak zorlaştı. Bulunan otoparklardaki günlük fiyatlar inanılmaz düzeyde.
Şehirler arası yolcu taşımacılığı maliyet artışları otobüs fiyatlarını da uçurdu. Dört kişilik bir ailenin şehir dışı seyahat etmesi bütçede büyük gedik açıyor.
Şehir içi ulaşım bilet fiyatlarına sürekli zamlar geliyor. Asgari ücretli bir çalışan için işe gidiş geliş maliyeti önemli bir kalem haline geldi.
Tüm bu şartlar altında ulaşım çıkmazına giren dar gelirli vatandaşın bir çözüm yolu olarak gördüğü motosiklet için de vergi engeli geliyor. Artık vergisiz fiyatı sıfır bile olsa motosiklet için 30 bin lira ÖTV ve 6 bin lira da ÖTV’nin KDV’si olmak üzere 36 bin lira ödenmek zorunda olacaksınız.
Ulaşım lüks değildir. İhtiyaçtır, zorunluluktur. Bu zorunluluğu kullanarak sırf vergi gelirlerini artırmak, garanti ödemelerine, faize, seçime kaynak bulmak için vatandaşın ulaşımının önüne vergi engelleri koymak yanlıştır.