Ülke nüfusları 10 milyonu geçmesin diye 40 takla atıyor
İsviçre'de son yıllarda göç nedeniyle artan nüfus sorununu referanduma götürüyor. Nüfusun 10 milyonu aşmaması için harekete geçtiler.
İsviçre'de halk, sağ popülist İsviçre Halk Partisi (SVP) ve destekçileri tarafından sunulan göçü sınırlama girişimini oylamaya hazırlanıyor. Son 20 yılda yaşanan yaklaşık 1.7 milyonluk nüfus artışının neredeyse tamamen göç kaynaklı olduğunu savunan SVP; ülkedeki konut krizini, yükselen kiraları, trafik yoğunluğunu, aşırı kentleşmeyi, kalabalık toplu taşımayı ve sağlık sistemi üzerindeki baskıyı tamamen bu duruma bağlıyor.
Önerilen yasal düzenlemeye göre, ülke nüfusunun 9.5 milyonu aşması halinde hükümet sığınma hakkı ve aile birleşimini kısıtlamakla yükümlü olacak. Nüfusun 10 milyona ulaşması durumunda ise Avrupa Birliği (AB) ile yapılan Serbest Dolaşım Anlaşması tek taraflı olarak feshedilecek. Bu hamlenin, İsviçre’nin Schengen ve Dublin anlaşmalarına üyeliğini de tehlikeye atacağı belirtiliyor.
Hükümet, parlamento ve FDP, Sosyalistler ile Yeşiller başta olmak üzere diğer büyük siyasi partilerin çoğunluğu ise öneriye sert bir şekilde karşı çıkıyor. Karşıt görüşlü siyasetçiler bu adımı bir "kaos girişimi" olarak nitelendirirken, düzenlemenin ekonomiyi felç edeceğini, işgücü açığını derinleştireceğini ve AB ile ilişkileri kopma noktasına getireceğini savunuyor.
300 BİN KİŞİLİK İŞÇİ AÇIĞI OLUŞACAK
Ekonomik verilere göre ülkede otel-restoran sektöründe çalışanların yüzde 46’sını, inşaat sektöründe ise yüzde 34’ünü yabancılar oluşturuyor. Emeklilik sistemi ve sosyal güvenlik ağının yaşlanan nüfus nedeniyle halihazırda baskı altında olduğuna dikkat çeken uzmanlar, göçün sert bir şekilde sınırlandırılmasının 300 bin kişiyi aşan yapısal bir işgücü açığı yaratabileceği uyarısında bulunuyor.
Üniversite araştırmaları da çalışma çağındaki nüfusun azalmasının makroekonomik açıdan olumsuz sonuçlar doğuracağını, özellikle turizm, inşaat ve bakım sektörlerinin ağır darbe alacağını gösteriyor. Hükümet kanadı, yaşlanan nüfus nedeniyle sosyal güvenlik sistemlerinin finansman ihtiyacının artacağını ve bunun da genel yaşam maliyetlerini yukarı çekeceğini vurguluyor.
"EVET" OYU YÜZDE 52
Mayıs başı itibarıyla yayımlanan son anketler ise referandum yarışının baş başa gittiğini ortaya koyuyor. "Evet" ve "Hayır" oylarının yüzde 47 ile eşitlendiği ülkede, bazı anketlerde "Evet" oranının yüzde 52’ye kadar yükseldiği görülüyor.
Bölgesel dinamiklerde, Almanca konuşulan kantonlar sınırlandırmaya daha sıcak bakarken, Fransızca konuşulan batı bölgeleri AB ile olan anlaşmaların korunmasını destekliyor. Önerinin yasalaşabilmesi için referandumda hem ülke genelinde yüzde 50+1 çoğunluğun hem de kantonların yarısından fazlasının onayının alınması gerekiyor.