'Üreme çetesi' skandalında yeni tartışma: Doğuran mı anne, yumurtayı veren mi?

Genç kadınları yurt dışına götürerek üreme hücrelerini para karşılığında toplayan ve tüp bebek tedavisi arayan ailelere pazarlayan şebekeye yönelik soruşturmada yeni gelişmeler yaşanıyor. Kadınların fiziksel özelliklerinin yer aldığı özel kataloglar üzerinden müşteri bulduğu öne sürülen ve yaklaşık 2 milyon euro haksız kazanç elde ettiği belirtilen şebekeye yönelik operasyonlarda gözaltı sayısı 44'e çıktı. Olay, tıbbi ve hukuki açıdan “Gerçek anne kim?” sorusunu da gündeme taşıdı.

Genç kadınlardan para karşılığında alınan yumurtaların tüp bebek arayışındaki çiftlere pazarlandığı iddiasına ilişkin soruşturmada gözaltı sayısı 44'e yükseldi. Soruşturmada, donör kadınların kan grupları ile saç, ten ve göz renklerinin yer aldığı özel bir katalog hazırlandığı belirlendi.

NTV muhabiri Dilek Yaman Demir'in aktardığı bilgilere göre, KKTC'de yumurta bağışlayan iki kadın İstanbul'a dönüşlerinde havalimanında yakalandı. Bu iki kişinin yakalanmasıyla gözaltına alınanların sayısı 44 oldu.

TIP VE HUKUKTA 'HANGİSİ ANNE?' TARTIŞMASI...

Soruşturma, yumurtayı veren kadın ile doğumu yapan kadının annelik statüsüne ilişkin tartışmayı da gündeme getirdi. Kadın Doğum Uzmanı Doç. Dr. Şule Yıldız, iki farklı annelik durumuna işaret ederek, "İkisi de biyolojik anne olarak geçebilir. Bir tanesi yumurtalarını veren anne, bu genetik olarak bebeğin annesidir. İki örnekten de test yapsanız genetik olarak çocuk yumurtanın geldiği anne ile eşleşir." dedi.

Aile Hukuku Uzmanı Avukat Güzide Şeniz Özsoy ise Türk hukukunda çocuğun annesinin doğumu gerçekleştiren kadın olduğunu belirtti. Özsoy, yumurtayı veren kadının genetik anne olduğunun DNA testiyle kanıtlanmasının tek başına hukuki annelik sıfatı kazandırmayacağını söyledi.

Bu tür bir uyuşmazlıkta henüz netleşmiş bir emsal karar bulunmadığını ifade eden Özsoy, "Ülkemizde yumurta bağışı ve taşıyıcı annelik uygulamaları hukuken yasaktır." açıklamasını yaptı.

41 KADIN ÜZERİNDEN 811 KEZ TİCARET

Türkiye, KKTC, Arnavutluk ve Gürcistan bağlantıları bulunan yapılanmaya ilişkin incelemelerde, 41 kadın üzerinden toplam 811 kez yumurta ticareti yapıldığı belirlendi. Soruşturmada iki milyon euroluk para akışı tespit edildi.

İstanbul merkezli 14 ilde eş zamanlı operasyonlar düzenlendi. Örgüt lideri olduğu ileri sürülen bir kişi, beş yönetici, 41 donör kadın, iki kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile dört seyahat organizatörünün aralarında bulunduğu 53 kişi hakkında adli işlem başlatıldı.

Aktarılan bilgilere göre, 80 euro karşılığında yumurta donörü olmak isteyen kadınlar önce İstanbul'da sağlık kontrolünden geçiriliyor, ardından KKTC'ye gönderiliyordu. Burada alınan üreme hücreleri tüp bebek kliniklerine satılıyor, sonraki aşamada müşteriler için taşıyıcı annelik süreci devreye giriyordu.

DONÖRLÜKTEN ORGANİZASYONUN BAŞINA

Soruşturmada, yapılanmanın başında olduğu ileri sürülen Hacer T.'nin başlangıçta donörlük yaptığı, işleyişi öğrendikten sonra yeni donörler bularak komisyon kazanmaya başladığı tespit edildi. Hacer T.'nin, ilaç temin ettiği belirtilen ve örgüt yöneticisi olmakla suçlanan Muharrem Ş. ile organizasyon ve ilaç tedarikini birlikte yürüttüğü aktarıldı. Soruşturmanın, Hacer T.'nin eşinin şüphelenerek CİMER'e ihbarda bulunmasıyla başladığı da iddialar arasında yer aldı.