Uzaya kadar gidip röntgen çektiler: Saltanatı sona eriyor
Uzay araştırmaları kapsamında farklı ülkeler ve şirketler geliştirdikleri sistemler ile rakiplerinden önde olmaya çalışıyor. Bu yarışta hep bir adım önde kalmanın sırrı ise yeni teknolojiyi en etkili şekilde kullanmak oluyor. Son geliştirilen sistem 40 yıldır kullanılan bir yöntemin saltanatını bitirecek gibi duruyor.
Uzay yarışında 60 yılı aşkın süredir devam eden serüvende, gelecekteki uzun soluklu Ay ve Mars görevlerinin en büyük soru işaretlerinden biri nihayet yanıt buldu. Radiology dergisinde yayımlanan çığır açıcı bir araştırmaya göre, yörüngedeki astronotlar tıp tarihinde bir ilke imza atarak kendi vücutlarının yüksek çözünürlüklü röntgen filmlerini çekmeyi başardı. Bu tarihi gelişme, derin uzay seyahatlerinde yaşanabilecek olası yaralanmaların çok daha hızlı, ağrısız ve kesin bir şekilde teşhis edilmesinin önünü açıyor.
ULTRASONUN 40 YILLIK SALTANATI SONA ERİYOR
Uzay istasyonlarında yaklaşık 40 yıldır tıbbi görüntüleme amacıyla kullanılabilen tek pratik yöntem ultrasondur. Doğrudan vücuda temas ettirilerek çalışan ultrason cihazları, yerçekimsiz ortamda nesnelerin havada süzülmesi sorunundan etkilenmediği için bugüne kadar tek seçenek olarak kabul ediliyordu.
Ancak ultrasonun çok büyük bir dezavantajı vardı: Cihazı kullanmak ve çıkan karmaşık dalga grafiklerini doğru yorumlamak üst düzey bir uzmanlık gerektiriyordu. Röntgen teknolojisi ise yerçekimsiz ortamda şimdiye kadar adeta bir kabustu. Net bir röntgen çekebilmek için hastanın, görüntüleme kaynağının ve dedektörün tamamen sabit kalması gerekirken, yerçekiminin olmadığı bir ortamda bu stabiliteyi sağlamak imkansız görünüyordu. Teknolojideki son gelişmelerle birlikte hayatımıza giren hafif, pille çalışan ve kablosuz dijital röntgen cihazları bu büyük engeli tamamen ortadan kaldırdı.
SADECE 4 SAATLİK EĞİTİMLE KUSURSUZ TEŞHİS
Yerçekimsiz ortamdaki süzülme ve hareketlilik nedeniyle oluşabilecek "bulanık görüntü" sorununu aşmak isteyen araştırmacılar, çekimleri mikrosaniyeler içinde gerçekleştiren ultra hızlı bir yöntem geliştirdi. Sürecin en heyecan verici kısmı ise SpaceX’in Fram2 misyonu kapsamında yörüngede bulunan sivil mürettebatın bu testi başarıyla gerçekleştirmesi oldu.
Uçuştan önce yalnızca dört saatlik kısa bir eğitim alan astronotlar; uzayda kendi ellerinin, ön kollarının, göğüs, karın ve kalça bölgelerinin röntgenini çekmeyi başardı. Dünya'daki radyologlar tarafından incelenen bu görüntüler, klinik teşhis koymaya tamamen uygun ve son derece yüksek kaliteli bulundu.
SADECE İNSANLARI DEĞİL UZAY ARAÇLARINI DA KORUYACAK
Bu taşınabilir röntgen teknolojisi sadece astronotların sağlığını korumakla kalmayıp uzay araçlarının güvenliği için de kritik bir rol üstlenecek. Deneyler sırasında bir akıllı saatin röntgeninin çekilmesiyle de kanıtlandığı üzere, cihaz sayesinde uzay araçlarının iç kısımlarında oluşan ve gözle görülmeyen mikroskobik çatlaklar ile donanım hasarları anında tespit edilebilecek.
Dünya’da havalimanı güvenliğinde sıklıkla kullanılan bu yöntem, gelecekte Ay ve Mars gibi derin uzay hedeflerine doğru milyonlarca kilometre yol alacak gemilerin bakımını kolaylaştıracak. Uzmanların şimdiki hedefi ise bu sistemi daha da küçülterek doğrudan uzay boşluğunun zorlu koşullarına dayanıklı hale getirmek.