Üzerinde dursanız bile göremeyeceğiniz kadar büyük: İtalya boyutundaki o dağın sırrı çözüldü

Bilim insanları Güneş Sistemi’nin en büyük yanardağını inceledi. Ölçeği o kadar akılalmaz ki, yamaçlarında yürürken bile dik bir dağa tırmandığınızı değil, uçsuz bucaksız bir ovada olduğunuzu sanıyorsunuz. İşte Everest’i sıradan bir tepeye dönüştüren dağın sırrı...

Dünyanın en yüksek noktası denildiğinde akla ilk gelen yer şüphesiz Everest Dağı’dır. 

Deniz seviyesinden 8 bin 849 metre yüksekliğe ulaşan bu heybetli zirve, insan dilinde ve hayal gücünde aşırı yüksekliğin, sınırları zorlamanın en net sembolü haline gelmiştir, ancak Everest, yalnızca Dünya ölçeğinde ölçülen bir devdir. 

Komşu gezegen Mars’a baktığımızda, orada yükselen "Olympus Mons" tüm bu kıyaslamaları altüst ediyor. 

Çevresindeki Mars ovalarından yaklaşık 21-22 kilometre yüksekliğe ulaşan bu devasa kalkan yanardağı, bazı NASA verilerine göre tabanından zirvesine kadar 27 kilometreyi bulan bir yüksekliğe sahip. Bu da onu, Everest Dağı’nın neredeyse üç katı büyüklüğünde bir dev haline getiriyor.

"Dağ" kelimesini yetersiz kılıyor 

İtalya Boyutlarında Bir Yanardağ Olympus Mons’u benzersiz kılan tek şey gökyüzüne doğru uzanan dikliği değil, aynı zamanda akılalmaz genişliğidir. 

Taban çapı 600 kilometreyi aşan bu devasa yapı, haritada sadece bir nokta değil, kıta ölçeğinde geniş bir alan kaplar. 

Yaklaşık 283 bin kilometrekarelik bir taban alanına yayılan bu yanardağ, toplam yüzölçümü 301 bin kilometrekare olan İtalya ile neredeyse aynı büyüklüktedir.

Bu devasa genişlik, görsel algıyı da yanıltır. Everest; sırtları, buzulları, dik yamaçları ve net bir tepe noktasıyla tam olarak zihnimizdeki "dramatik dağ" siluetine uyar. 

Olympus Mons ise milyonlarca yıl boyunca üst üste biriken lav akıntılarının oluşturduğu, çok hafif eğimli bir kalkan yanardağıdır. Yamaçları yüzlerce kilometre boyunca o kadar yumuşak bir eğimle yükselir ki, eğer yüzeyinde durup yukarı baksanız, ufkun kıvrımından dolayı bir dağın tepesine baktığınızı bile anlayamazsınız. 

Zirvesinde yer alan devasa krater (kaldera) bile tek başına Dünya'daki koca şehirleri yutacak büyüklüktedir.

Mars’taki bu muazzam büyüklüğün sırrı ne?

Olympus Mons’un bu denli devasa boyutlara ulaşması sadece bir doğa harikası değil, Mars’ın jeolojik yapısına dair çok net veriler sunan bilimsel bir kanıttır. Dünya’da aktif levha (tektonik) hareketleri vardır. Örneğin Hawaii Adaları’nı oluşturan volkanik sıcak noktaların üzerindeki yer kabuğu sürekli hareket ettiği için, lavlar tek bir noktada birikmek yerine bir zincir halinde adalara yayılır.

Mars’ta ise Dünya’daki gibi aktif levha tektoniği bulunmaz. Bu durum, gezegenin altındaki bir magma kaynağının milyonlarca yıl boyunca tam olarak aynı noktaya lav püskürtmesine neden olur. Kabuk hareket etmediği için, üst üste yığılan lav akıntıları tek bir bölgede birikerek bu devasa kalkanı oluşturmuştur. Ayrıca Mars'ın Dünya'ya kıyasla çok daha düşük olan yerçekimi, bu devasa kütlenin kendi ağırlığı altında çökmeden çok daha yüksekte durabilmesine yardımcı olur.

İki farklı dünyanın 2 farklı zirvesi 

NASA'nın Viking uzay aracından elde edilen veriler ve bilimsel çalışmalar, Olympus Mons’un Güneş Sistemi’ndeki bilinen en büyük yanardağ olduğunu tescillemiştir. Mars’ta Dünya’daki gibi bir "deniz seviyesi" referansı olmadığı için ölçümler çevredeki ovaların tabanına göre yapılır; ancak hangi ölçüm modeli kullanılırsa kullanılsın, sonuç değişmez: Olympus Mons, Everest’i yanında adeta yerel bir tepe gibi bırakır.

Yine de bu kıyaslama Everest’in değerini ve insanlık için taşıdığı anlamı azaltmaz. Everest; fırtınaları, dondurucu soğuğu, oksijensiz atmosferi ve insan vücudunun sınırlarını zorlayan yapısıyla yeryüzünün en zorlu mücadele alanı olmaya devam ediyor. Olympus Mons ise bir dağcıdan ziyade; lavların, yerçekiminin, kabuk yapısının ve zamanın kozmik bir kaydıdır. Bu iki devasa yapıyı karşılaştırmak aslında jeolojik kurallar ve çevre koşulları değiştiğinde, bir dağın bir gezegende neye dönüşebileceğini gösteren en büyüleyici kanıttır.