Uzmanlar açıkladı: Herkesin farkında olmadan yaptığı bu şey beyni güçlendiriyor
Güne başladığımız andan gece uyuyacağımız ana kadar farkında olmadan tekrarladığımız bir alışkanlık için uzmanlar kritik açıklamalarda bulundu. Bu alışkanlığın farkında olarak tekrar edilmesinin beyni güçlendirmeye yardımcı olduğu açığa çıktı.
Her birimiz ilkokul yıllarından beri aynı cümleyi duyarız: "Sindirim ağızda başlar." Dişlerimizle lokmaları ezmek, tükürük bezlerimizi harekete geçirmek ve besinleri küçük parçalara ayırmak, biyoloji derslerinin değişmez kuralıdır. Bugüne kadar bu sürecin sadece mideyi rahatlattığı, hazımsızlığı önlediği ve kilo kontrolüne yardımcı olduğu biliniyordu.
Ancak tıp dünyasından gelen son araştırmalar, ezberleri tamamen bozacak nitelikte. Bilim insanları, yiyecekleri iyi çiğnemenin sadece mideyi değil, doğrudan beynimizi koruduğunu ve modern çağın en korkutucu hastalıklarından biri olan Alzheimer’ı önlemede devrimsel bir rol oynayabileceğini öne sürüyor.
722 ÇİĞNEME REKORLU "BÜYÜK ÇİĞNEYİCİ"
Çiğnemenin gücünü keşfeden ilk kişi günümüz bilim insanları değil. 1900'lerin başında Amerikalı beslenme uzmanı Horace Fletcher, yiyeceklerin yutulmadan önce adeta "sıvılaşana kadar" çiğnenmesi gerektiğine dair radikal bir fikir ortaya atmıştı. Öyle ki, tek bir arpacık soğanını tam 722 kez çiğneyerek tarihe geçti ve 'Büyük Çiğneyici' lakabını aldı.
Fletcher, eğer herkes lokmalarını bu şekilde tamamen eriyene kadar çiğnerse, insanların günde ortalama 227 gram daha az yemek tüketeceğini hesaplamıştı. Bu yöntemin, o dönemin ABD ekonomisine günde yarım milyon dolardan fazla (bugünün parasıyla yaklaşık 19,5 milyon dolar) tasarruf sağlayacağını iddia ediyordu. Onun bu yaklaşımı Amerika'da "Fletcherizm", Japonya'da ise "Kamingu 30" adıyla kitlesel birer diyet akımına dönüştü. Bugün uzmanlar bu sayının aşırı olduğunu kabul etse de, Fletcher’ın mantığının özünde tamamen haklı olduğunu belirtiyor.
EKSİK ÇİĞNEMEK BAĞIRSAKLARI GAFİL AVLIYOR
Peki lokmaları aceleyle yutmak vücudumuzda neleri değiştiriyor? Ağız fizyolojisi uzmanı Andries van der Bilt, çiğneme eyleminin bağırsak ve pankreası adeta bir "erken uyarı sistemi" gibi tetiklediğini söylüyor. Biz ağzımızda çiğneme yaptıkça, vücut aşağıya bir besin geleceğini anlıyor ve sindirim sıvılarını salgılamaya başlıyor.
Eğer çiğnemeden yutarsak, bağırsaklarımız yiyecekleri işlemeye hazır olmuyor. Üstelik büyük parçalar halinde mideye inen besinlerin yüzey alanı dar kaldığı için mide asitleri onlara verimli bir şekilde etki edemiyor. Bağırsakta uzun süre kalan bu büyük parçalar; şişkinliğe, kabızlığa ve uzun vadede tüm ruh halimizi doğrudan etkileyen bağırsak florasının bozulmasına yol açıyor.
ÇOK SAKIZ ÇİĞNEYEN ÇOK MU ENERJİ ALIYOR?
Bilim insanları çiğnemenin mekanik gücünü kanıtlamak için çarpıcı deneylere imza attı. 2009 yılında yapılan bir çalışmada, katılımcılardan bir avuç bademi 10, 25 ve 40 kez çiğnemeleri istendi. Katılımcıların dışkı örnekleri incelendiğinde şaşırtıcı bir sonuçla karşılaşıldı: Bademi 40 kez çiğneyenlerin vücudu, besindeki yağı ve enerjiyi üçte bir oranında daha yüksek verimle emmişti. Yani besinlerin yüzey alanı genişledikçe mide suları hücre duvarlarını daha iyi parçalamıştı.
2013 yılındaki bir başka pizza deneyinde ise yiyeceği 40 kez çiğneyen grubun, 15 kez çiğneyenlere kıyasla çok daha uzun süre tok kaldığı görüldü. Çünkü yavaş çiğneyen insanlarda beyne giden tokluk sinyalleri daha istikrarlı iletiliyor ve mideden beyne "doydum" mesajı zamanında ulaşıyor. Hızlı yiyenler ise beyin henüz ne olduğunu anlamadan gereğinden fazla kalori almış oluyor.
ÇENE KASLARI BEYNİ HAREKETE GEÇİRİYOR
Çiğnemenin en heyecan verici etkisi ise yaşlandıkça ortaya çıkan bilişsel gerileme üzerinde görülüyor. Avrupa'da 14 ülkeden 50 yaş üstü 28.500'den fazla kişinin katıldığı devasa bir araştırmada, diş sağlıkları yerinde olan ve iyi çiğneme yeteneğine sahip yaşlıların; kelime hatırlama, sözel akıcılık ve sayısal beceri testlerinde çok daha üstün performans gösterdiği saptandı.
Nörologlar bu mucizevi etkiyi iki temel mekanizmayla açıklıyor: Çene kaslarının ritmik hareketi, kafatası içinde adeta bir hidrolik pompa gibi çalışarak beyne giden kan akışını ve oksijen miktarını dramatik şekilde artırıyor. Nitekim yapılan Japon araştırmalarında da zor görevler sırasında sakız çiğneyen insanların dikkat düzeylerinin çok daha yüksek olduğu kanıtlanmış durumda.
ALZHEİMER'IN İLK VURDUĞU BÖLGEYİ TETİKLİYOR
Çiğnemenin nörolojik bir diğer mucizesi ise doğrudan beynin merkezine ulaşıyor olması. Çiğneme mekanizması, beyinde mekansal öğrenmeden ve yeni anılar oluşturmaktan sorumlu olan hipokampüs bölgesini etkileyen çoklu sinir devrelerini aktif olarak çalıştırıyor.
Hipokampüs, maalesef Alzheimer hastalığının beyinde ilk hasar verdiği ve küçülttüğü yer olarak biliniyor. Dolayısıyla düzenli ve aktif bir çiğneme eylemi, bu bölgedeki sinirsel bağları sürekli zinde ve uyanık tutarak zihinsel yıpranmaya karşı bir koruma kalkanı oluşturuyor.
NE KADAR ÇİĞNEMELİYİZ?
Uzmanlar, beyninizi zinde tutmak ve sindirimi rahatlatmak için kendinizi saatlerce yorup lokmaları saymanıza gerek olmadığını belirtiyor. Her insanın ağız, çene ve diş yapısı; hatta tükürüğündeki enzim miktarı farklı olduğundan herkes için geçerli "sihirli bir sayı" bulunmuyor.
Bilim insanlarının bu konudaki tek ve en net tavsiyesi şu: Lokmanın ağzınızda tamamen pürüzsüzleştiğini, sıvıya yakın bir kıvama geldiğini ve artık yutulmasında hiçbir sorun kalmadığını hissedene kadar acele etmeyin ve çiğnemeye devam edin.