Varto’da JES direnişi bir ayı geride bıraktı: “Meralarımızı ve suyumuzu şirketlere bırakmayacağız”

Muş’un Varto ilçesinde Amerikan menşeli Ignis H2 Energy’ye verilen jeotermal arama ruhsatlarına karşı başlatılan çadırlı nöbet bir ayı doldurdu. 16 köyü ve geniş mera alanlarını kapsayan projeye karşı çıkan yurttaşlar, hayvancılık, su kaynakları ve deprem riski açısından ciddi tehditler bulunduğunu belirterek ruhsatların iptal edilmesini talep ediyor.

Muş’un Varto ilçesinde Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine karşı başlatılan çadırlı direniş bir ayı geride bıraktı. Amerikan menşeli Ignis H2 Energy şirketine verilen jeotermal arama ruhsatlarının ortaya çıkmasının ardından kurulan direniş çadırında nöbet sürerken, bölge halkı projeden vazgeçilmesi çağrısını yineliyor. Köylüler, muhtarlar ve çevre örgütleri, enerji yatırımı adı altında yürütülen projenin bölgenin temel geçim kaynağı olan hayvancılığı, su kaynaklarını ve doğal yaşam alanlarını tehdit ettiğini savunuyor. Hukuki mücadeleyi sürdüren yurttaşlar, sahadaki nöbetlerini de kararlılıkla devam ettiriyor.

16 KÖY VE BİNLERCE DÖNÜM MERA ETKİ ALANINDA

Varto’da planlanan JES projesinin 16 köyü ve binlerce dönümlük mera alanını kapsadığı belirtiliyor. Muş Valiliği tarafından verilen jeotermal arama ruhsatları kapsamında bölgede sondaj çalışmalarının başlaması beklenirken, yurttaşlar mera alanlarının enerji şirketlerinin kullanımına açılmasına tepki gösteriyor. Köylüler ve muhtarlar, 4342 Sayılı Mera Kanunu kapsamında yaptıkları itirazların reddedildiğini belirterek yargı yoluna başvurduklarını ifade ediyor. Projeye yönelik itirazların başında, faaliyet alanının Karlıova-Varto fay hattı üzerinde bulunması geliyor. Türkiye’nin en aktif sismik bölgelerinden biri olarak gösterilen hatta yürütülecek jeotermal faaliyetlerin deprem riskini artırabileceği endişesi dile getiriliyor. Bölge sakinleri, sondaj çalışmaları ve yer altına yapılacak yüksek basınçlı sıvı enjeksiyonlarının olası etkilerine dikkat çekerek, proje hakkında kapsamlı ve bağımsız bilimsel değerlendirmeler yapılmasını istiyor.

“ÇED GEREKLİ DEĞİLDİR” KARARINA DAVA

Projeye ilişkin verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararı da tepkilerin odağında yer alıyor. Bölge halkı, kararın yerel halkın görüşleri alınmadan verildiğini ve toplumsal rızanın göz ardı edildiğini savunuyor. Tesisin kurulmasının planlandığı alandaki dört köy, yürütmenin durdurulması ve işlemin iptali talebiyle Muş Bölge İdare Mahkemesi’nde dava açtı. Köylüler, hukuki süreç sonuçlanıncaya kadar sahadaki direnişi sürdüreceklerini belirtiyor. Kamuya açık bilgilere göre jeotermal enerji üretimi ve enerji depolama alanlarında faaliyet gösteren Ignis H2 Energy, Türkiye’deki çalışmalarına 2023 yılında başladı. Şirketin daha önce Manisa ve Bingöl’de yürüttüğü faaliyetlerin ardından Varto’ya yöneldiği belirtiliyor.

Şirketin Kargapazarı, Kartalkaya, Ilıpınar ve Güzelkent bölgelerinde ruhsat aldığı, planlanan arama faaliyetlerinin çok sayıda yerleşim yerini etkileyeceği ifade ediliyor.

DİRENİŞ ÇADIRINA DAYANIŞMA BÜYÜYOR

Varto Ekoloji Platformu öncülüğünde kurulan direniş çadırı, bir aydır bölge halkının buluşma noktası olmayı sürdürüyor. Çevre köylerden yurttaşların da katıldığı nöbet alanını siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri, dernekler ve çeşitli sivil toplum kuruluşları ziyaret ederek destek veriyor. Çadırda gerçekleştirilen toplantılarda hukuki süreçler, eylem planları ve bölgenin geleceğine ilişkin değerlendirmeler yapılıyor.

“MUŞ’UN SU KAYNAKLARI TEHDİT ALTINDA”

Direnişe katılan yurttaşlardan Behçet Değer, mücadelenin yalnızca Varto’yla sınırlı olmadığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bu mücadeleyi tüm Muş’a yaymamız gerekiyor. Çünkü Muş’un önemli su kaynakları Varto havzasından besleniyor. Jeotermal faaliyetlerin başlaması halinde kentin uzun yıllardır kullandığı su kaynaklarının zarar göreceğini düşünüyoruz.”

“Tarım ve hayvancılık bitecek”

Bir aydır nöbet tuttuklarını söyleyen İmam Balseçer ise projeye karşı çıkış gerekçelerini şöyle anlattı:

“Jeotermal adı altında yürütülecek çalışmaların tarımı, hayvancılığı ve yaşam alanlarımızı olumsuz etkileyeceğini düşünüyoruz. Bunun sonucunda göç kaçınılmaz hale gelecek. Yaşam alanlarımızın zarar görmesini kabul etmiyoruz.”

Varto Dernekler Federasyonu (VADEF) Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz Kırmızıgül de bölgenin hem hayvancılık hem de doğal yaşam açısından kritik önemde olduğunu belirterek, “Toprağımızı ve suyumuzu korumak için buradayız. Yaşam alanlarımızın zarar görmesini istemiyoruz. Ayrıca bölgenin deprem kuşağında olması nedeniyle projenin yaratabileceği risklerden endişe duyuyoruz” dedi.

“Telafisi olmayan sonuçlar doğurabilir”

Varto Demokrasi Platformu Sözcüsü Bahat Özçelik ise Türkiye’nin farklı kentlerindeki jeotermal projeleri incelediklerini belirterek şunları söyledi:

“Aydın, Denizli ve Kütahya’daki uygulamaları yerinde inceledik. Akademisyenlerin katılımıyla araştırmalar ve paneller gerçekleştirdik. Bu projenin doğaya, tarıma ve yaşam alanlarına telafisi güç zararlar verebileceğini düşünüyoruz. Bu nedenle mücadelemizi sürdürüyoruz.”