Vergi rekortmenliğinden zarar rekortmenliğine

Merkez Bankası’nın 2025 yılına ait bilançosu 10 Nisan 2026 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandı. Merkez Bankası, iki yıldır sürdürdüğü zarar serisine yeni bir rekor daha ekleyerek devam etti.

Merkez bankaları kâr amacı güden ticari işletmeler değillerdir. Kâr da ederler zarar da. Ama bunun nedeni önemlidir.

Merkez bankalarının kanunlarla kendilerine verilmiş görevleri vardır. Türkiye’de verilen görev fiyat istikrarı, yani enflasyonla mücadeledir. Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Akçay, kendileri olmasa enflasyonun %150-200 olacağını söylüyor. Tabii ki Nasrettin Hoca’nın “Dünyanın merkezi değneğimin ucudur, inanmıyorsanız ölçün” tarzında, doğruluğunu da aksini de ispatın mümkün olmadığı bir cümle sarf ediyor. Bu tür ispatı mümkün olmayan varsayımsal başarı masalı, 1 trilyon liranın üzerindeki somut başarısızlığın üzerini tabii ki örtemiyor.

Ancak durum şu, Merkez Bankası 1 trilyon liranın üzerinde zarar ediyor ve biz dünyanın en yüksek enflasyonuna sahip sayılı birkaç ülkeden birisiyiz. O zaman bu kadar zarar ne uğruna!

Üç yılda 2.5 trilyon lira zarar

Merkez Bankası, son yıllara kadar nadiren zarar açıklardı. Yüksek kârlar elde eder, bir taraftan vergi rekortmeni olarak yüksek kurumlar vergisi öder, diğer yandan kârının büyük bir kısmını Hazine’ye aktarırdı. Kurumlar vergisi vergi rekortmenleri listesinde;

- 2020 yılı Merkez Bankası birinci sırada,

- 2021 yılı Merkez Bankası birinci sırada,

- 2022 yılı, her nedense isminin açıklanmasını istememiş ama vergi miktarından Merkez Bankası’nın üçüncü sırada olduğunu anlıyoruz.

Ne olduysa 2023 yılında oldu. Merkezi yönetim bütçesi trilyonluk açıklar verirken, Merkez Bankası da trilyonluk zarar açıklama dönemine girdi.

Bütçeyi delik deşik etti

Merkez Bankası, zarar ettiğinde Hazine’nin kasasına MB’den para aktarılamıyor. Kurumlar vergisi gelirleri düşüyor. Böylece, bütçenin açığını kapatacak yüzlerce milyar lira para bütçeye gelir yazılamıyor. Bütçe açıkları artıyor. Hazine daha çok borçlanıyor. Daha çok borçlandıkça daha fazla faiz ödüyor. Anlayacağınız, Merkez’in zararı sadece kendine değil, aynı zamanda bütçeye, aynı zamanda vergilerimize... Merkez Bankası’nın asli görevi dışındaki her kuruş zararı vatandaş için dolaylı şekilde vergi yüküdür.

Zarar, Sağlık Bakanlığı bütçesinden daha yüksek

Bazen rakamlar, tek başına çok bir çağrışım yapmaz. MB’nin 1 trilyon 64 milyar liralık zararını anlamak için bazı verilere bakmak gerekir:

- Sağlık Bakanlığı’nın bütçesi 1 trilyon 20 milyar lira,

- Milli Savunma Bakanlığı’nın bütçesi 623.9 milyar TL,

- Tarım ve Orman Bakanlığının bütçesi 438.1 milyar TL,

- Emniyet Genel Müdürlüğünün bütçesi 416.4 milyar lira,

- Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın bütçesi 407 milyar lira,

- Bütçeden yapılan sosyal amaçlı transferler toplamı 175.6 milyar lira,

- Bütçeden tarıma verilen desteklerin toplamı 158.5 milyar lira.

Amerikan Merkez Bankası’nı bile solladık

Merkez bankaları, kendilerine verilen görevleri yerine getirmek için, zarar da edebilirler. Nitekim, Amerikan Merkez Bankası FED ve Avrupa Merkez Bankası ECB de zarar açıkladı. Ancak aradaki fark; zararın nedeni ve eğilimi meselesidir. Her iki banka da pandemi başta olmak üzere küresel riskler nedeniyle asli görevi olan fiyat istikrarını sağlamak için uyguladığı politikalar nedeniyle zarar etti.

FED; 2023’te 114 milyar dolar zarar ederken, 2024’te bunu 77 milyar dolara, 2025’te ise 18.7 milyar dolara kadar indirmeyi başardı. Yani orada bir toparlanma eğilimi var. Bizde ise artış... Bu trend bizde geçici bir politika maliyetinden çok, yapısal bir soruna işaret ediyor.

Avrupa Merkez Bankası, 2025 yılına ilişkin finansal sonuçları duyurdu. Yaptığı açıklamada; fiyat istikrarını sağlama amacıyla hayata geçirilen para politikaları ve kriz dönemi varlık alım programlarının bilançodaki yansımaları neticesinde 2025 yılında 1 milyar 254 milyon Euro zarar ettiği bildirildi.

Merkez Bankamızın 2025 yılı zararı dünyanın en büyük merkez bankasını bile sollamış durumda. Avrupa Merkez Bankası’nın zararının 16.8 katı zarar büyüklüğüne sahip.

KKM bombası Merkez’in kucağına bırakıldı

Dönemin Maliye Bakanı, gözleri ışıldayarak kur korumalı mevduatı anlatmıştı. Bir kuruş yük getirmeyecekti. Bütçede ödeneği olmadığı halde, usulsüz şekilde bir süre de KKM ödemesi yaptılar.

KKM bütçe açıklarını çok artırınca, pimi çekilmiş KKM bombasını Merkez Bankası’nın kucağına bırakıverdiler. Böylece bütçe açıklarını gizlediler. Merkez Bankası’nın mevcut zararlarının büyük kısmı asli görevi olan fiyat istikrarını sağlama görevinden değil, ucube bir uygulama olarak tarihe geçen KKM’den kaynaklanıyor. Ülke bütçesine ve Merkez Bankası’na trilyonlarca yükü bırakıp savuşanlar, hiçbir sorumluluk üstlenmeden ballı maaşlarla arzı endam ediyorlar.

Yazarın Diğer Yazıları