İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan Adalet Bakanlığı’na atanan Akın Gürlek, değişikliğe bakan yardımcılarıyla başlamıştı. Yardımcılığına getirilenler de uygulamanın içinde, yargının sorunlarını, kendilerine göre çözüm yollarını bilen kişiler. Önceki bakan döneminde özellikle Ramazan Can’a bağlı birimlere yapılan görevlendirmelerin hemen büyük bir bölümü iptal edildi. 12. Yargı Paketi yeniden şekillenmeye başladı. Vatandaşın en çok şikayetçi olduğu “geciken adalet” konusuna çözüm olarak belli alanlarda yeni mahkemeler açılacak. Hakim, terfi edebilmek için belli bir iş vizesi tutturması gerekecek. Aynı dosya hem İstinafa, hem de Yargıtay’a gitmeyecek. Arabuluculuk değişik alanlarda yaygınlaştırılacak.
Terörsüz Türkiye kapsamında Ceza İnfaz Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemeleri Kanununda değişiklik yapılacak. Ancak bunun yöntemini, şeklini, sınırlarını TBMM belirleyecek. Yani bu süreç doğrudan Adalet Bakanlığı’nı ilgilendirmiyor. Çerçeveyi TBMM belirleyecek, Adalet Bakanlığı teknik olarak TBMM’ye destek olacak.
MEYVELERİNİ TOPLAMA ZAMANI
Gazete ve televizyonların Ankara temsilcileriyle bir araya gelen Adalet Bakanı ve yardımcılarına kuşkusuz “Terörsüz Türkiye”, bir yıldır tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile ilgili sorular da yöneltildi. İşte Bakanın yanıtları:
“Artık ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin meyvelerini toplama aşamasındayız. Olmazsa olmazımız örgütün tamamen silah bırakması, daha sonra da örgütün feshedilmesi. Bununla ilgili makamlar tarafından teyit edilmesinden sonra yasal düzenlemelere geçilmesi gerekir. Yasal düzenlemelerin yapılması konusunda toplumda beklenti oluştu. Toplumumuz da hazır. Vatandaşlarımız da bu kardeşlik ortamının birlik ortamının artık yasal düzenlemeye erişmesini temenni ediyor.”
ÇEKİŞMELİ BOŞANMADA ARABULUCULUK
Vatandaşlarımızda adalete güven eksikliği var. Davaların uzun sürmesi şikayet ve güvensizliğin başında geliyor. Şu anda 12,5 milyon dosyamız var. Her dosyanın, her uyuşmazlığın yargının önüne gitmemesi için gerekli adımları atmamız gerekiyor. Uzlaştırma ve arabuluculuk müessesi genişletildi. Ama vatandaşımız mutlaka hakim, savcının yüzünü görmek, adliyeye gelmek istiyor. Yeni düzenlemelerimizde de uzlaşma ve arabuluculuk kapsamını genişleteceğiz.
8-10 yıl süren boşanma davaları var. Bu süreçte vatandaşlarımız nafaka ödüyor, yeni bir hayat kuramıyor. Yeni paketimizde çekişmeli boşanma davalarında eğer taraflar aralarında ‘evet biz boşanma konusunda anlaşıyoruz’ dedikleri an hakim bir tutanak tutup, bunu arabuluculuğa gönderecek. Eğer boşanmayı kabul ediyorsa arabuluculuk tutanağı düzenleyip, bunu kesinleştirip nüfusa gönderdiği an boşanma hükümleri kesinleşecek. Nafaka, maddi manevi tazminat ya da velayet hükümleri devam edecek.
HEDEF SÜRE KONULACAK
Kira tespit davasının 9 ayda bitirilmesi hedef süre. Yani hakim, savcı UYAP’tan dosyaya girdiği zaman kira tespit davasının 9 ayda bitirileceğini biliyor. Ama bu süreye uyulmuyor. 9 aylık süre bakıyorsunuz 4-5 yıl olmuş. Biz, bu süreye uyulmasını denetleyeceğiz. Eğer iş yoğunluğu fazlaysa biz bunu otomatik olarak HSK’dan gördüğümüz için hemen oraya yeni bir mahkeme açacağız. Personel sayısı azsa katip takviyesi yapacağız. Hakimlerin şahsından kaynaklanan bir sorunu olabilir. Disiplin hükümleri işleteceğiz. ‘9 ayda bitmesi gereken davayı 4 yılda bitirememişsin. Kusura bakma sonuçlarına katlanacaksın’ diyeceğiz. Bunu sert işleteceğiz.
‘Atlamalı temyiz müessesesi var. Yani bir dosya hem istinafa, hem Yargıtay’a gitmeyecek. Bunu da 12’nci pakete yargının hızlanması için getirmeyi düşünüyoruz. Hakim arkadaşlarımızı biraz zorlayacağız. Atama terfide belirli bir karar ve o kararın Yargıtay’dan onanmasını artık mutlak kriter olarak arayacağız. Terfi için hakimin belirli bir iş vizesi tutturması gerekecek. Vermiş olduğu kararın da doğruluğunun olması gerekecek.
ÇOCUKLARLA İLGİLİ YENİ DÜZENLEME
Çocukların aile yapısından, sosyal yaşamından, eğitim yaşamından itibaren suça iten nedenlerin öncelikli olarak bir masaya yatırılması gerekiyor. Neden çocuk, suç örgütlerinin kucağına gidiyor? Neden çocuk şiddete meylediyor? 17 yaşındaki öğrencinin de daha önceden bir psikolojik sorunu var. Okulla ilgili bir uzaklaştırma cezası almış. Yani bu çocuğun bir eylem yapacağı aslında belli. Bunları bizim gözlemlememiz gerekiyor, süreç göstermemiz gerekiyor. Çok geniş katmanlı bir şekilde bunların sebeplerini araştıracağız.
Çocuk suçlularla ilgili cezaları yetersiz buluyorum. Kanunumuzda 12-15 yaş aralığı ve 15 yaş ve 18 yaş aralığı hakkında ayrı ayrı çocuklara özel indirimler yapılmış. Bir de çocukların almış olduğu cezaların infazında özel bir ayrıcalık var. Çocukların cezaevinde kalmış olduğu 1 gün, 2 gün sayılıyor. Çocuklar diğer mahkumlar gibi ayrı bir cezaevinde kalmıyor. ‘Çocuk evi’ dediğimiz şekilde biraz daha şartları uygun cezaevinde kalıyor. Bu konuda gerekli adımları atacağız. Özellikle çocukların, adam öldürme ya da diğer suçlarda yetişkinler gibi ağırlaşmış müebbet hapis cezası gerekiyorsa onların almasını sağlayacağız. Bu düzenlemede Meclis’te bir komisyon kuruldu. İnşallah bu düzenlemeyi de hayata geçireceğiz. Onları hem suç işlemeye ilişkin ortamdan uzaklaştırmamız, hem de daha sonra da suç işledikten sonra da rehabilite etmeliyiz. Topluma kazandırılması gerekiyor.
ÇOCUKLARI AİLELERİNDEN KİRALIYORLAR
Suç örgütleri, değişik illerde çocukları ailelerinden kiralayıp İstanbul’a getiriyor. Sırtını sıvazlıyorlar, suçta kullanıyorlar. Çünkü çocukların alacağı cezalar, cezaevinde yatacağı süre belli. O çocuk dışarı çıktıktan sonra da tekrar örgütten kurtulamıyor. Daha farklı eylemlere girişiyor. Bunlarla ilgili cezaları artırdık. Ancak, 12. Yargı paketinde o cezaları bir daha artırmayı planlıyoruz. Çocuklarımızın geleceği için bu önlemleri almamız gerekiyor.
12’nci yargı paketinde çocuk henüz cezaevinden çıkmadan topluma kazandırılmasına ilişkin düşüncelerimiz var. Uyuşturucudan tahliye olan tekrardan uyuşturucu bataklığına sürükleniyor. Düşüncemiz şu: Tahliye olmadan 6 ay öncesinde cezaevindeyken Amatem sürecinin başlatılmasını düşünüyoruz.
‘NÜFUZ TİCARETİ VE SOSYAL MEDYA KULLANIMI
Yargıda nüfuz ticareti ve otonom yapılara da müsaade etmeyeceğiz. Nüfuz ticareti yapan, hatır gönülle bir savcının iş yaptığını, bir hakimin karar verdiğini iddia eden varsa, mutlaka yargıya başvursun. Sonuna kadar bu sürecin takipçisi oluruz. Hakimlik mesleği kesinlikle gölge düşürülemeyecek bir meslektir. Hakime, hem tarafsızlık konusunda gölge düşmemesi gerekiyor, hem de hakimin baktığı dosyada şahsi siyasi görüşünü belirtmeyecek şekilde gölge düşmemesi gerekiyor.
Sosyal medyada son zamanlarında bazı hakim savcı arkadaşlarımız fotoğraflar veriyorlar operasyonlarıyla ilgili, polislerle fotoğraf çekiyor, açıklamalar yapıyor. Bunlar yanlış. Bu süreçleri takip ediyoruz. Hakim, savcıların sosyal medya kullanmasına karşıyız. Hakim, savcı dosyasıyla, kararıyla konuşur. Yani bunların sosyal medyada boy göstermesi, açıklama yapması ya da işte ‘şu operasyonu yaptık’ denmesi yanlış şeyler.”
“O şahsın belediye başkanı olması bizim için önemli değil”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ile ilgili dava 9 Mart’ta başlıyor. İmamoğlu 19 Mart 2025’te cezaevine konulmuştu. 18 ve 19 Mart’ta İstanbul Saraçhane’de büyük mitingler yapılacak. Başsavcılığı döneminde yapılan operasyon ve soruşturmayla ilgili olarak Adalet Bakanı Akın Gürlek şunları söyledi:
“Bir Cumhuriyet Savcısının şahıslarla ilgisi yok. Cumhuriyet Savcısı ortada bir suç var mı yok mu, ona bakar. Burada şahısların makamları, mevkileri, yaptıkları görevler ilgilendirmez. O şahsın belediye başkanı olması, sanatçı olması ya da zengin- fakir olması Cumhuriyet savcısının görevi değildir. Ben o soruşturmayı yaparken bu şekilde baktım. O şahsın belediye başkanı olması bizim için önemli değil.
ADININ EKREM OLMASI İLGİLENDİRMEZ
O şahsın hakkımdaki açıklamalarını önemsemiyorum. Ben sadece Cumhuriyet savcısı olarak görevimi yaptım. Vicdanen de rahatım. Yargılama aşaması başlıyor. Mutlaka her karar denetlenebilir. Benim vermiş olduğum kararların hepsi Yargıtay’dan geçti. Hukuk sistemi aslında birbirini tamamlıyor. Bir savcı yanlış karar verirse itirazdan zaten üst mahkeme kaldırır. Mahkeme yanlış karar verirse Yargıtay bozar.
Biz burada şahıslarla ilgili problem yapmıyoruz. Ortada yolsuzluk ve dolandırıcılık ya da büyük bir ihaleye fesat karıştırma soruşması vardı. Biz şahısların isimlerini kapatıp dosyaya baktık. Arkadaşlarımız da bu yönde bir iddianame düzenledi. Burada şahsın belediye başkanı olması ya da isminin Ekrem olması, Veli olması bizi ilgilendirmiyor. Cumhuriyet savcısı kuvvetli suç şüphesi varsa tutuklamaya sevk eder. Makul şüphe varsa soruşturmaya başlar. Daha sonradan da delillerin tamamlanma aşaması olur. İddianamedeki delillerin çoğu somut deliller. MASAK raporları, tanık beyanları, etkin pişmanlık beyanları, para hareketleri, HTS baz istasyon kayıtları. Soruşma bu şekilde ilerledi. Şahıslarla ilgili bir çekincemiz yok. Savcı olarak o tarihte görevimizi yaptık.”
BU DAVADA MAKUL SÜRE YOK’
Yargılama mahkemenin kontrolü altında 9 Mart’ta 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayacak. Dava ne zaman bitirilir ben onu bilmiyorum. 406 sanıklı davada makul süre yok. Davaya sadece tek bir heyet bakacak. Yani bu heyetin başka bir dosyası yok. Alanında uzman arkadaşlardan oluşuyor. Bir Cumhuriyet savcısı görevlendiriliyor, savcılar da duruşma heyetinde. Ne kadar sürede tamamlanır bunu ben bilmiyorum. Ama savunmalar alınıyor biliyorsunuz. Daha sonra tanıklar dinleniyor. Delillerin tartışılması aşaması oluyor. Bu tamamen mahkemenin, heyetin, heyet başkanının kendi kontrolünde yürüteceği bir yöntem.
Bakanın, gelişmelerini en yakından izleyeceği davanın İBB davası olacağı da bir gerçek...