CHP’de yaşanan kritik gelişmeleri, halen görevde olan ya da devletin işleyişini, siyasi partiler, seçim yasası ve tüzükler konusunda donanımlı olduğu bilinen isimlerle konuşuyoruz. Açıkçası hukukçular arasında da görüş birliği olmuyor. Şimdi umutlar, Yargıtay’ın “mutlak butlan”la ilgili kararını geciktirmeden vermesine bağlandı. Onasa da, onamasa da sorun çözülmeyecek, bunun ardından yeni davalar gelecek.
Osman Paksüt, hukukçu, Anayasa Mahkemesi’nde uzun yıllar üyelik ve Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Emekli büyükelçi. Paksüt’e, CHP’nin içine düşürüldüğü “mutlak butlan”ı ve ve bundan sonraki sürecin nasıl gelişeceğini sorduğumda, daha önce bir hukukçudan duyduğu şu sözü aktardı: “Yargı 40 telli bir sazdır. Hangi sesi vermek istiyorsan, o telden çalarsın.” Bakalım, Osman Paksüt’ün bize hangi telden çalacağını dinleyelim:
KARAR, KURULTAYA ENGEL Mİ?
“Butlan kararıyla yönetime gelenlerin ‘Kurultay toplamayı biz de çok arzu ederdik ama bu şartlarda olmaz. Çünkü mahkeme kararı ortada, bu mahkeme kararı kurultay toplanmasına izin vermiyor’ diyor. Mahkeme kararını okudum. İçinde parti faaliyetleri kapsamında kurultay toplanmasına engel olacak hiçbir husus görmedim.
Seçim yenilgilerine alışık olan Kemal Kılıçdaroğlu, 3-4 Kasım 2023’te yapılan kurultaydaki yenilgiyi asla içine sindiremedi. Kimi açık, kimi gizli çalışmalarla CHP yönetimine geri gelmek üzere bir çalışma işine girdiler, maalesef sonuçta aldılar. Şimdi yapılması gereken, zaten gecikmiş olan kurultayı yeniden yapmak. Verilmiş olan butlan kararı her ne kadar hukuka tamamen aykırı, neredeyse kendisi yok hükmünde bile olsa, orada o kararın yok saydığı kurultaydan itibaren, yepyeni bir kurultayın en kısa zamanda toplanması lazım. Bunun başka ikinci bir alternatifi, başka tercihe, takdire bırakılmış bir yönü yok. Kararın içinde de buna engel olacak bir husus da yok.
‘KURULTAY YAPILAMAZ’ UYDURMASI
Mahkeme ‘Tedbir’ kararı verdiğine göre ‘Kurultay yapılamaz’ şeklindeki genel merkez görüşü uydurma bir bahane. Hukuki bir engel yok. Tam aksine demokrasi, anayasa ilkesi, işin mahiyeti gereği ortada butlanla yok sayılan kurultayın devamının en kısa sürede getirilmesidir. Kurultayın seçilmiş delegelerle ya da o günkü delegelerle tekrarlatması lazım. Bunu ‘Butlan darbesi’yle devrilmiş olan Genel Başkan Özgür Özel de kabul ediyor. Partiyi ancak kurultay kurtarır. Fakat genel merkez ‘Yapmayı çok isterdik ama yapamayız’ diyor. Yani çocukları bile kandıramayacak bir bahaneyi üretiyor.”
Kılıçdaroğlu ve çevresi, kurultaya gidilebilmesi için önce Yargıtay’da bulunan davasının sonuçlanması gerektiğini aktarıyor. Dava kesinleşmeden kurultay toplanamayacağı öne sürülüyor. Bu konuda Osman Paksüt şunları söylüyor:
YSK’NIN TABUTUNA SON ÇİVİ
“Bu yanlış bir yaklaşım. Sadece Kılıçdaroğlu değil, diğer taraf da Yargıtay buna karar versin, kesinleşsin diyor ama bu da çözüm getirmez. Çünkü Yargıtay, siyasi partiler hukukuna, anayasal ilkelere, yargının tabi olduğu siyasi partiler yargısının tabi olduğu Yüksek Seçim Kurulu’nun devre dışı bırakılarak adli yargıdan karar alınması gibi olmayacak şeylere dayanılmış olmasına bakar.
Tabii ki Yargıtay’ın onaması bir facia. Bozması da çözüm değil. Bozduğu zaman bu sefer yargı süreci yine kesinleşmemiş olacak, yine devam edecek, tekrar itiraz edilecek. Belki Yargıtay’ın ilgili hukuk genel kuruluna gidecek.
Yargıtay kararıyla hemen kurultay yapılabilir noktaya gelmesi de çok tartışmalı. Yargıtay da bu yanlış kararı onaylamakla Türk Seçim Hukuku’nun, Parti İçi Demokrasi’nin ve Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisinin tabutuna son çiviyi de çakmış olur. Yargıtay’ın her şeye rağmen butlan kararını aynen onayacağını zannetmiyorum. Onamaması da çözüm getirmeyecek, süreç bitmeyecek. Süreç bitmeyince bu sefer işte genel seçimler günü gelecek.
SEÇİME GİREMEZ HALE GELİR
Partinin milletvekili adaylarını kim belirleyecek, listeleri kim yapacak? Öyle bir noktaya gelebilir ki milletvekili aday listesi bile sunulamayacak ve böylece seçime girilemeyecek hale gelinebilir. Yani, hukuk bu noktaya gelmiş, bu kadar keyfi şekilde yorumları olmuşken artık her türlü yöne çekilebilir, engel çıkarılabilir. Engellerin çözümü de zaman alacağı için gerçekten de seçime girememe gibi bir tabloyla karşılaşabilir.
Siyasi partiler, 1950’den itibaren içtihatlarla, yargı kararlarıyla, yasal, anayasal, değişik anayasalarda konan, hep de yargı güvencesini daha ileri götüren hükümlerle ve Yüksek Seçim Kurulu’nun 70 yıllık içtihatlarıyla oluşan, seçim yargısının sistemi çökertti. Seçim yargısında çok büyük bir delik açıldı. Bunun telafisi de aynı yöntemlerle olması, yargı kararıyla kaldırmasıdır.”
YARGITAY, ÖNE ALABİLİR Mİ?
Yargıtay, Ankara 36. Bölge Adliye Mahkemesi’nin verdiği kararı öne çekip görüşebilir mi? Konuştuğum bir Yargıtay yetkilisi “Mümkün” dedi. Bunun için Mahkeme Başkanının yetkisinin olduğunu da öğrendim. Ancak bu yetki kullanılır mı bilemem.
“Öne alınacak” demekle hemen bir hafta-10 gün içinde sonuçlanır anlamı çıkmasın. Bunun için yine aylar geçmesi gerekir. Osman Paksüt bir daha “Yargıtay, mahkeme kararını onarsa zaten o bir felaket. Ama bozarsa geri gönderirse bu sefer de kararına direnilmesi, kararın kesinleşmesi sürecini yine belirsiz bir müddet ötelemiş olur. Bunun için de yine aylar geçer.”
Tedbir kalkmadan kurultay yapılamayacağı iddiası doğru mu, kurultaya çağrılması için yeterli imza toplandığına göre, CHP kurultayı toplayabilir mi?
Osman Paksüt’ün, açıklamaları cumartesi günü bu köşede olacak.