Yatmadan önce telefona bakan yandı

Bilim insanları, uyku öncesi akıllı telefon kullanımının melatonin hormonunu baskılayarak vücudun biyolojik saatini bozduğu ve derin uyku evresini %40 oranında geciktirdiği konusunda uyardı.

Dünya genelinde milyonlarca kişinin alışkanlığı haline gelen uyku öncesi akıllı telefon kullanımı, sağlık otoriteleri tarafından "ciddi bir halk sağlığı sorunu" olarak nitelendiriliyor. Yapılan son araştırmalar, karanlıkta mavi ışığa maruz kalmanın biyolojik süreçleri geri dönülemez şekilde etkilediğini ortaya koydu.

HORMONAL DENGEDEN BEYİN FONKSİYONLARINA KADAR TEHDİT OLUŞTURUYOR

Uyku laboratuvarlarında yapılan klinik çalışmalar, yatmadan hemen önce dijital ekranlarla temas kurmanın insan fizyolojisi üzerindeki etkilerini mercek altına aldı. Uzmanlar, bu alışkanlığın sadece göz yorgunluğuyla sınırlı kalmadığını, hormonal dengeden beyin fonksiyonlarına kadar pek çok alanı tehdit ettiğini belirtti.

MELATONİN HORMANU BASKILANIYOR

Nöroloji uzmanlarına göre, ekranlardan yayılan yüksek enerjili görünür ışık (mavi ışık), epifiz bezinin melatonin salgılamasını doğrudan engelliyor. Karanlıkta salgılanması gereken bu hormonun baskılanması, vücudun gece-gündüz döngüsünü sağlayan sirkadiyen ritmi bozuyor. Veriler, uykudan önce bir saat telefon kullanan bireylerin, derin uyku evresine geçiş sürelerinin normalden %40 daha uzun olduğunu gösteriyor.

"BEYİN GÜNDÜZ MODUNDA TAKILI KALIYOR"

Uyku bozuklukları üzerine çalışmalar yürüten uzmanlar, sürecin bilişsel etkilerini şöyle açıklıyor:

"Ekranda kaydırılan her içerik, beynin ödül mekanizmasını tetikleyen dopamin salgısını artırıyor. Bu durum beyne dinlenme sinyali yerine 'tetikte ol' komutu gönderiyor. Kişi fiziksel olarak yorgun olsa bile, zihni gündüz modunda çalışmaya devam ettiği için uyku kalitesi dip seviyeye iniyor."

GÖZ SAĞLIĞINI OLUMSUZ ETKİLİYOR

Göz hastalıkları uzmanları (Oftalmoloji), karanlık bir odada tek bir noktadan gelen parlak ışığa odaklanmanın göz kaslarında şiddetli gerilmeye yol açtığına dikkat çekiyor. "Dijital göz yorgunluğu" olarak adlandırılan bu durumun yanı sıra, uzun süreli maruziyetin retina hücrelerine zarar verebileceği ve ileri yaşlarda görme kayıplarına (makula dejenerasyonu) zemin hazırlayabileceği uyarılar arasında yer alıyor.