Yeni altına hücum başladı
Yıllarca "yok" sanılan temiz enerji kaynağının aslında ayaklarımızın altında yattığı ortaya çıkınca dünya devleri harekete geçti. Fransa'dan Avustralya'ya kadar pek çok ülke, trilyon dolarlık bu pazardan pay kapmak için kıyasıya bir yarışın fitilini ateşledi.
Bilim kurgu filmleri gerçek oluyor. Yıllarca "dünyada doğal olarak bulunmaz" denilen ve petrolün yerini alabilecek temiz enerji kaynağı "Beyaz Hidrojen", küresel bir enerji devriminin kapısını araladı. Bilim insanlarına göre rezervler o kadar büyük ki, dünyanın enerji ihtiyacını 170 bin yıl boyunca karşılayabilir.
Oxford, Durham ve Toronto üniversitelerinden araştırmacıların Nature Reviews Earth & Environment dergisinde yayımladığı çığır açan çalışma, bu kaynağın potansiyelini gözler önüne serdi.
Dünya, iklim krizine karşı fosil yakıtlardan kurtulmanın yollarını ararken, çözüm hiç beklenmedik bir yerden, ayaklarımızın kilometrelerce altından geldi. Uzun süre varlığı göz ardı edilen doğal hidrojen, nam-ı diğer "Beyaz Hidrojen", yer altındaki yeni "altın madeni" olarak tanımlanıyor.
DÜNYANIN HER YERİNDE GİZLİ BİR GÜÇ
Yıllarca hidrojenin (H2) doğada saf halde bulunmadığı varsayılıyordu. Ancak okyanus tabanlarında ve kıtasal kabukta yapılan son araştırmalar bu ezberi bozdu. Fransa'nın Moselle bölgesinde keşfedilen 46 milyon tonluk devasa rezerv, bu değişimin en somut kanıtı oldu. 2022'deki küresel hidrojen tüketiminin 90 milyon ton olduğu düşünüldüğünde, sadece tek bir bölgedeki keşfin büyüklüğü bile baş döndürücü.
Araştırmacılar, gezegenin jeolojik yapısını haritalandırarak şu sonuca vardı: Doğal hidrojen rezervleri sanılandan çok daha yaygın ve erişilebilir. Hesaplamalara göre bu rezervler, insanlığın enerji ihtiyacını en az 170.000 yıl boyunca karşılayabilecek kapasiteye sahip.
NEDEN "BEYAZ" HİDROJEN?
Şu an endüstride kullanılan ve "Gri Hidrojen" olarak bilinen tür, fosil yakıtlardan elde ediliyor ve kilogram başına atmosfere 10 kilogram karbondioksit salıyor. Yeraltından çıkarılan "Beyaz Hidrojen" ise tamamen doğal ve karbon emisyonu yaratmayan temiz bir kaynak. Bu özelliğiyle, ulaşım ve elektrik üretiminde petrolü tahtından indirmeye en güçlü aday olarak görülüyor.
"SUFLE YAPMAYA BENZİYOR"
Doğal hidrojeni bulmak ise hassas bir süreç gerektiriyor. Oxford Üniversitesi Yer Bilimleri Bölümü'nden Chris Ballentine, keşif sürecini mutfak sanatlarına benzetiyor:
"Jeolojik bileşenleri bir araya getirerek hidrojen bulmak, sufle yapmaya benziyor. Karışımda, miktarda, pişirme süresinde veya sıcaklıkta yapılan tek bir hata, sonucun hayal kırıklığı yaratmasına neden oluyor."
KÜRESEL HÜCUM BAŞLADI
Fransa'dan Avustralya'ya, ABD'den Avrupa'ya kadar pek çok ülkede sondaj çalışmaları hız kazandı. Bilim insanları artık hidrojenin nerede oluştuğunu, nasıl göç ettiğini ve hangi jeolojik tuzaklarda biriktiğini biliyor. Hatta hidrojeni tüketen mikroplardan kaçınarak rezervlerin yerini tespit edebiliyorlar.
Bu keşifler, sadece bilimsel bir merak değil; enerji piyasasını kökten değiştirecek ticari bir yarışın da başlangıcı. Dünya, fosil yakıt devrinin sonunu getirecek "beyaz devrime" hazırlanıyor.