Dünyanın en büyük rezervine sahip: Yerin altında hala 45 milyon kilo var

Güney Afrika’daki Witwatersrand Havzası’nda yapılan jeolojik araştırmalar, bölgede yaklaşık 45 milyon kilogram altının hâlâ yer altında bulunduğunu ortaya koydu. Dünyada bugüne kadar çıkarılan altının önemli bir bölümünü barındırdığı bilinen havza, dev rezerviyle dikkat çekerken, zorlu jeolojik koşullar nedeniyle bu kaynakların büyük kısmına ulaşılamadığı belirtildi.

Jeolojik araştırmalar ve madencilik verileri, Güney Afrika’da bulunan Witwatersrand Havzası’nın, keşfedildiği 1886 yılından bu yana insanlık tarafından çıkarılan toplam altının yaklaşık %40’ını sağladığını ortaya koydu. Indian Defence Review tarafından yayımlanan verilere göre, bölgeden bugüne kadar 45,3 milyon kilogram altın çıkarıldı.

45 MİLYONDAN FAZLA ALTIN REZERVİ BULUNUYOR 

Uzman tahminlerine göre, havzada hala 45 milyon kilogramdan fazla altın rezervi bulunuyor. Mevcut piyasa koşullarında yaklaşık yarım trilyon dolar değerinde olan bu rezervlerin önemli bir kısmına, düşük cevher tenörü veya altın katmanlarının aşırı derinlerde bulunması nedeniyle ulaşılamıyor.

NEHİR YATAKLARINDA BİRİKİYOR 

Witwatersrand Havzası’ndaki altın yataklarının, 2,7 ile 3 milyar yıl önceki Arkeen devrinde oluştuğu belirtiliyor. Bilimsel verilere göre, antik nehirlerin volkanik araziler üzerinden akarak aşındırdığı altın parçacıkları, nehir yataklarında ve çakıllı sığlıklarda birikti. Zamanla bu çökeltiler ısı ve basınç altında sıkışarak, bugün "paleoplaser" olarak sınıflandırılan konglomera tipi sert kayaçlara dönüştü.

KAYAÇ İÇİNE DAĞILMIŞ 

1886 yılında George Harrison tarafından keşfedilen yataklar, bölgedeki çadır yerleşimlerinin hızla büyüyerek Johannesburg şehrine dönüşmesine yol açtı. Altının mikroskobik parçacıklar halinde kayaç içine dağılmış olması, bireysel aramadan ziyade büyük ölçekli endüstriyel kırmayı ve kimyasal işlemeyi zorunlu kıldı. Bu durum, bölgenin ekonomik ve teknolojik altyapısını bu sektöre göre şekillendirdi.

ARAŞTIRMALARDA ORTAYA ÇIKTI 

Uzun yıllar süren "nehir tipi oluşum" ile "hidrotermal sıvı birikimi" tartışmaları, Arizona Üniversitesi’nin çalışmalarıyla netlik kazandı. Renyum-osmiyum izotop tarihlendirme yöntemi kullanılarak yapılan araştırmalar, altınların 3 milyar yıl önce nehir süreçleriyle taşındığı modelini destekledi.