Yerin altından akan pas rengindeki suyun sırrı açığa çıktı

Alaska'da yayımlanan yeni bir araştırma, permafrost tabakasının erimesiyle serbest kalan demir ve diğer metallerin akarsuları turuncuya boyadığını ve su ekosistemlerini tehdit ettiğini ortaya koydu.

Communications Earth & Environment dergisinde yayımlanan yeni bir bilimsel çalışma, Alaska'nın el değmemiş bölgelerindeki nehirlerin, donmuş toprak erimesi nedeniyle pas rengi bir turuncuya büründüğünü ortaya koydu. Araştırma, iklim değişikliği kaynaklı bu erimenin topraktaki demir ve diğer ağır metalleri serbest bırakarak sudaki ekosistemleri tehdit ettiğini gösteriyor.

İKİ FARKLI JEOLOJİK SÜREÇ TESPİT EDİLDİ

Bilim insanları, nehirlerin turuncuya dönmesine yol açan iki temel mekanizma tespit etti:

Yüksek rakımlarda kimyasal reaksiyon:
Eriyen kayalık arazilerde bulunan pirit (yalancı altın) minerali, su ve hava ile temas ettiğinde sülfürik asit, sülfat ve toksik metaller salarak suyun asitlik oranını artırıyor.

Alçak rakımlarda mikrobiyal aktivite:
Nemli ve düşük oksijenli sulak alanlarda yaşayan mikroorganizmalar, oksijen yerine topraktaki demiri tüketerek onu suda çözünür bir forma dönüştürüyor. Bu madde yer altı sularından nehir yüzeyine çıkıp oksijenle karşılaştığında paslanma reaksiyonu gerçekleşiyor.

YÜZLERCE BALIK POPÜLASYONU RİSK ALTINDA

Çalışmaya göre, nehir yataklarını kaplayan ince demir parçacıkları akıntı yönünde 100 kilometreden fazla yol kat edebiliyor. Suda oluşan bu kirlilik; algleri, su altı böceklerini ve özellikle yumurtlamak için temiz çakıl taşlarına ihtiyaç duyan somon balıklarını doğrudan etkiliyor. Kimyasal değişimlerin balıkların solungaçlarını tıkayarak solunumu zorlaştırdığı ve besin zincirinde kademeli bir bozulmaya yol açtığı belirtildi.

GELECEK TAHMİNİ YAPILABİLECEK

Araştırmacılar, permafrost erimesinin çok yıllı ve yavaş ilerleyen bir süreç olduğunu, bir yaz mevsiminde çözülen demirin nehirlere ulaşmasının bir sonraki yılı bulabileceğini ifade etti. Uzmanlar, toprak sıcaklığı kayıtları ile su kimyası verilerini birlikte analiz ederek, gelecekte hangi nehirlerin turuncuya döneceğini önceden tahmin etmeyi planlıyor. Bu yöntemin, aşağı havzada yaşayan toplulukların su kalitesindeki değişimlere karşı hazırlıklı olmasını sağlaması hedefleniyor.

TEDHİT KÜRESEL OLARAK YAYILIYOR

Çalışmada, bu durumun yalnızca Alaska'nın Brooks Sıradağları ile sınırlı kalmadığı; Kuzey Kanada, Rusya, And Dağları ve Alpler gibi permafrost erimesinin ve demir zengini jeolojik yapıların bir arada bulunduğu diğer küresel bölgelerde de benzer değişimlerin gözlenmeye başladığı vurgulandı. Küresel ısınmaya bağlı bu yaygın kirlenmenin, tek bir sanayi kaynağı olmadığı için doğrudan müdahale ile durdurulmasının mümkün olmadığı, mevcut çalışmaların öncelikle henüz kirlenmemiş güvenli bölgeleri korumaya odaklanması gerektiği ifade edildi.