Yüksek faiz otomotivde frene bastı, daralma derinleşebilir
Yüksek faiz, krediye erişim zorluğu ve zayıflayan iç talep yüzünden otomotiv pazarında yıl sonu %20 küçülme bekleniyor. Markaların kampanyaları yetersiz kalırken, düşen araba satışlarının devletin ÖTV ve KDV vergi gelirlerini de riske attığı vurgulanıyor.
Türkiye otomotiv pazarı, yüksek faiz, krediye erişimde yaşanan sıkılaşma ve zayıflayan iç talebin etkisiyle zor bir dönemden geçiyor. Temmuz ayında satışlarda yaşanan sert gerilemenin ardından sektör temsilcileri yılın tamamında pazarın geçen yıla göre yaklaşık yüzde 20 küçülebileceğini öngörüyor.
Sektörde kampanyalar peş peşe açıklansa da beklenen hareketlilik henüz sağlanabilmiş değil. Özellikle taşıt kredilerindeki yüksek maliyetler ve tüketicilerin harcamalarını ertelemesi, satışları baskılayan temel unsurlar arasında gösteriliyor. Ekonomist Deniz Eresen, otomotiv sektöründeki son gelişmeleri Sözcü için değerlendirdi.
"Talep var ama satın alma gücü zayıfladı"
Otomotiv pazarındaki yavaşlamanın tek bir nedene bağlanamayacağını belirten Deniz Eresen, yüksek faiz ortamının tüketici davranışlarını doğrudan değiştirdiğini söyledi.
Eresen, otomobil ihtiyacının ortadan kalkmadığını ancak finansmana ulaşmanın zorlaşması nedeniyle alımların ertelendiğini ifade ederek, "Vatandaş otomobil almak istiyor ancak kredi maliyetleri ve aylık ödeme yükü birçok kişi için ulaşılabilir seviyenin üzerine çıktı. Bu nedenle talep tamamen kaybolmuyor, sadece öteleniyor" dedi.
"Faiz politikası otomotiv sektörünü doğrudan etkiliyor"
Merkez Bankası'nın enflasyonla mücadele kapsamında uyguladığı sıkı para politikasının en belirgin etkilerinden birinin otomotiv sektöründe görüldüğünü belirten Eresen, finansman maliyetlerinin hem bireysel tüketiciyi hem de şirketleri zorladığını söyledi.
Eresen, "Otomotiv sektörü finansmanla çalışan bir sektör. Faizlerin yüksek olduğu dönemlerde tüketici de bayi de distribütör de daha temkinli hareket ediyor. Bu nedenle satışlarda yaşanan yavaşlama şaşırtıcı değil" ifadelerini kullandı.
"Vergi gelirleri açısından da önemli bir risk oluşuyor"
Otomotiv sektörünün yalnızca üretim ve satış rakamlarından ibaret olmadığını vurgulayan Eresen, bütçe açısından da dikkat edilmesi gereken bir tablo oluştuğunu belirtti.
Otomobillerden alınan ÖTV ve KDV'nin kamu gelirlerinde önemli bir yer tuttuğunu hatırlatan Eresen, "Satış adetlerindeki gerileme, vergi tahsilatını da doğrudan etkileyebilir. Dolayısıyla otomotiv pazarındaki daralma sadece sektörün değil, kamu maliyesinin de yakından izlemesi gereken bir gelişme" değerlendirmesinde bulundu.
"Kampanyalar tek başına çözüm olmayabilir"
Son dönemde birçok markanın indirim ve finansman kampanyaları düzenlediğine dikkat çeken Eresen, mevcut ekonomik koşullarda bunun tek başına yeterli olmayacağını söyledi.
Eresen, "Fiyat avantajı sunan kampanyalar kısa vadede belirli bir hareketlilik sağlayabilir. Ancak krediye erişim kolaylaşmadığı ve finansman maliyetleri düşmediği sürece kalıcı bir canlanma beklemek zor" dedi.
"Sektörün yeniden ivme kazanması güven ortamına bağlı"
Yılın geri kalanında otomotiv sektörünün seyrini para politikası ve tüketici güveninin belirleyeceğini ifade eden Deniz Eresen, enflasyondaki düşüşün kalıcı hale gelmesi ve kredi koşullarının normalleşmesi durumunda pazarın yeniden toparlanabileceğini söyledi.
Eresen, "Otomotiv sektörü ekonominin genel görünümünden bağımsız hareket edemez. Enflasyon beklentilerinin iyileştiği, finansmana erişimin kolaylaştığı ve tüketicinin geleceğe daha güvenle baktığı bir ortam oluştuğunda satışlar da yeniden ivme kazanacaktır. Ancak mevcut koşullar devam ederse yıl sonuna kadar daralma beklentilerinin gerçekleşme ihtimali oldukça yüksek görünüyor" diye konuştu.