Yüksek öğretimde yapay zeka dönüşümü

Türkiye'nin köklü vakıf üniversiteleri; yapay zekâ destekli dijital dönüşüm süreçlerini yalnızca yazılım güncellemeleriyle sınırlı tutmayarak ekip yapılanması, süreç standartlaştırma ve kurumsal kültür dönüşümüyle birlikte ele alıyor.

Türkiye'nin köklü vakıf üniversiteleri, dijital dönüşüm süreçlerini yalnızca yazılım güncellemesiyle sınırlı tutmuyor; ekip yapılanması, süreç standartlaştırma ve kurumsal kültür dönüşümünü de bu sürecin parçası olarak ele alıyor.

Yapay zekâ destekli sistemlerin üniversite genelinde nasıl konumlandırılması gerektiğini, Koç Üniversitesi'nde sekiz yılı aşkın süre dijital projeler alanında görev yapan ve şu anda İstinye Üniversitesi'nde Dijital Çözümler ve Projeler Yöneticisi olarak çalışan Cenk Kabahasanoğlu değerlendirdi.

Büyük Ölçek, Büyük Sorumluluk

1993 yılında kurulan ve 8.000'i aşkın öğrencisiyle Türkiye'nin önde gelen vakıf üniversiteleri arasında yer alan Koç Üniversitesi'nde yürütülen dijital projeler, kurumun web ekosistemini 40.000'i aşkın içerik sayfası, 500'e yakın alan adı ve 190'dan fazla ülkeden aylık ortalama 125.000 kullanıcıyla ayakta tutmayı kapsıyordu.

Kabahasanoğlu'nun Proje Yönetim Ofisi'nde görev yaptığı dönemde 269 projelik bir portföy eş zamanlı yönetildi; bu projelerin yüzde 79'u bütçe, süre ve kapsam hedefleri dahilinde tamamlandı.

Kabahasanoğlu, bu ölçekteki kurumlarda yapay zekâ entegrasyonunun nasıl ele alınması gerektiğini şöyle açıklıyor:

"Yapay zekâ, üniversitelerde işleri hızlandıran bir araç olmanın ötesinde, karar alma biçimini dönüştüren bir yapı sunuyor. Ancak gerçek dönüşüm, teknolojiyi doğru insan kaynağı, doğru organizasyon yapısı ve güçlü bir kurum kültürüyle birlikte ele aldığınızda mümkün olur. Aksi hâlde yapay zekâ projeleri kısa vadeli çözümler olarak kalır."

Ekip Yapısı ve Veri Güvenliği Belirleyici

Dijital dönüşüm projelerinin kurumsal etkisi, büyük ölçüde ekip kompozisyonuna ve koordinasyona bağlı. Ürün sahipleri, uygulama yöneticileri ve tasarımcılardan oluşan çok disiplinli yapıların dijital araçların benimsenmesini doğrudan etkilediği görülüyor. Nitekim Koç Üniversitesi'nde 12 kişilik ekiple yürütülen bağlılık uygulamaları sürecinde kullanıcı etkileşimi yüzde 37 oranında arttı.

Yapay zekâ kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte kişisel verilerin korunması ve etik sınırlar konusu da üniversiteler için kritik bir gündem maddesine dönüşüyor. Uzmanlar, veri güvenliği politikalarını şeffaf ve bağlayıcı hale getirmeyen kurumların teknolojiye olan güveni zedeleyeceğini vurguluyor.

Yükseköğretimde Yapay Zeka Hamlesi

Türkiye'nin köklü vakıf üniversiteleri, dijital dönüşümü yalnızca yazılım güncellemesiyle sınırlı tutmuyor; ekip yapılanması, süreç standartlaştırma ve kültür dönüşümünü de bu sürecin parçası olarak ele alıyor.

Konuyu, yerli ve yabancı çeşitli vakıf üniversitelerinde deneyim kazanmış ve şu anda İstinye Üniversitesi'nde Dijital Çözümler ve Projeler Yöneticisi olarak görev yapan Cenk Kabahasanoğlu değerlendirdi.

Hız Yeterli Değil, Standart Şart

"Yapay zeka araçları üretim hızını önemli ölçüde artırıyor. Kurumsal düzeydeki ürünlerin geliştirme süresi artık 4 ila 6 hafta arasına inebiliyor; bu da gelen taleplere çok daha hızlı yanıt vermeyi mümkün kılıyor.

Ama bu hız, beraberinde 'canlıya geçme' refleksini de hızlandırıyor. Standart bir süreç yoksa bu bir avantajdan çok riske dönüşür" diyen Kabahasanoğlu, test ortamını zorunlu kılarak ve her yayına alma adımını belirli kurallara bağlayarak bu sorunu çözdüklerini aktarıyor.

Ekip Kültürü Araçtan Önce Geliyor

Kabahasanoğlu'nun ekibi farklı yazılım dilleriyle çalışıyor. Araç tercihini bireysel bırakmak yerine çıktı standartlarını ortak tanımlamak, benimseme sürecindeki en önemli karar oldu.

"Yapay zeka araçlarını ilk tanıttığımızda herkesin tepkisi aynı değildi. Bir kısmı 'bu araç beni gereksiz kılar mı?' diye sordu.

Cevabımız netti: yapay zeka kodu yazan değil, kodu hızlandıran bir araçtır. Sorumluluk hala insanda."

Bu temel üzerine prompt standartları, loglama formatları ve ekip içi bilgi tabanı kuruldu. Yeni bir ekip üyesi dağınık dokümanlara değil, soru sorabildiği yapılandırılmış bir sisteme erişiyor.